Haberler

Hastanelerde Steril Alan Planlamanın 7 Kritik Unsuru Nedir ?

Hastanelerde steril alanların planlanması ve iklimlendirilmesi diğer mekanlardan ayrı olarak ele alınması gereken hassas bir konudur. Ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, steril izolasyon kabinleri, sterilizasyon bölümleri, labaratuarlar vs. gibi steril olması gereken alanlar için bütün yan etkenler göz önüne alınarak özel çözümler geliştirilmelidir. Bu gibi ortamların hijyenik olarak planlanmasında, esas olarak yedi harici ve zorlayıcı unsur rol oynamaktadır: 1. Enfeksiyon oranlarının yükselmesi 2. Dışarıdan gelen mikropların hassas bölgelere girmesinin engellenmesi 3. Hastane personelinden hastaya mikrop bulaşmasının engellenmesi 4. Hastadan hastaya mikrop bulaşmasının engellenmesi 5. Hastadan hastane personeline mikrop bulaşmasının engellenmesi 6. Yeni talimatname, yönerge ve standartlar 7. Yenilikçi fikirler, yeni ve bugüne kadar henüz denenmemiş, yeni yöntemlerin gereksinmesi. Steril alan oluşturma kararını almak durumunda olan bir kullanıcı, önce birçok soru ile karşı karşıya kalmaktadır: • Nereler steril alan olarak planlanmalı? • Steril alanlar nereye yerleştirilmeli? • Hangi hijyen kategorisi gerekiyor? • Bu kategorinin koşulları en iyi nasıl gerçekleştirilebilir veya hangi hava giriş sistemini seçmek gerekiyor? • Hava temini merkezi mi, yoksa desantral mı seçilmeli? • Çevreyi oluşturan yüzeyler (tavan, duvar, taban) ne şekilde oluşturulmalı? vb. Yatırımı ve maliyeti optimize edilmiş bir steril alan oluşturma hedefini göz ardı etmeden, binanın daha ön projelendirme aşamasında, entegral bir planlamaya büyük önem verilmelidir. Bu yaklaşım daha baştan itibaren işveren, kullanıcı, mimar ve steril alan mühendisi arasındaki işbirliğini öngörür. Sürekli diyalog yoluyla, hijyenik mekanın oluşturulması "basamak basamak" gerçekleştirilmelidir.  Daha Detaylı Bilgi için makalenin devamını buradan okuyabilirsiniz. Yazar : H.Metin Kenter

Temizoda Nedir ?

ISO 14644'de Temizoda; “Havadan gelen partikül sayısı konsantrasyonunun kontrol edildiği ve sınıflandırıldığı, partiküllerin oda içine girişini, oda içinde oluşmasını ve tutulmasını minimize etmek için dizayn ve inşa edilen ve işletilen oda” olarak tariflenmiştir. Sadece bu şartları sağlayan bir oda hakikaten Temizoda mıdır? İNŞEL'e göre kesinlikle değildir. Temizodalarda yarı iletken, Mikro Elektro Mekanik Sistemler (MEMS), yüksek duyarlıklı lensler, sensörler, dedektörler, ilaç, aşı veya benzeri ürünler ve bunların yan sanayi ürünleri gibi genellikle ileri teknoloji ürünleri üretilmekte, araştırılmakta ve geliştirilmektedir. Bu ürünler için sadece partikül sayısının karşılanması değil aynı zamanda sıcaklık, nem oranı, sıcaklık ve nem toleransları, odalar arası basınç farklılıkları, titreşim, ultra saf su ve gazlar, proses ve personel akışı, çapraz kirlenmenin önlenmesi vb. gibi etkenlerin dolayısı ile bir Temizoda tesisini oluşturan bütün bileşenlerin güvenli ve sürekli çalışması da ciddi rol oynamaktadır. Örneğin bu ürünlerin üretimi için belirli nem oranının aşılmaması gereklidir. Bunun en büyük sebeplerinden biri yarı iletkenlerin üretimi veya araştırılması için kullanılan ve oldukça pahalı olan ekipmanların, belirlenen nem oranı aşıldıktan sonra korozyona maruz kalmasıdır. Çok dar olan sıcaklık toleransının sağlanamaması, veya titreşime maruz kalmaları hassas cihazların içindeki parçaların veya beraber montajı yapılacak ürünlerin farklı genleşmelerinden ötürü uyumsuz olmalarına, hassas ayarlarının kaymasına sebep olacaktır. Yine Temizoda şartlarında çalışılan ilaç üretiminden örnek verecek olursak; bazı ilaçların raf ömrünü uzatmak için tabletlerin blisterlenecekleri ortamların nem oranının çok düşük olması gereklidir. Proses, personel ve malzeme akışının doğru düzenlenmediği mimari tasarımlar çapraz kirlenmelere sebep olacaktır. Temizodalarda odalar arası basınçların sağlanamaması ürün, personel ve çevreyi tehlikeye sokabilecektir. Yanlış temizlik malzemesinin kullanılması ürüne partikül bulaşmasına sebep olacaktır. Bunun gibi onlarca, hatta yüzlerce örnek sıralayabiliriz. Bir Temizodada sağlanması en kolay olan şey, o ortamı tozdan arındırmaktır. İstenilen Temizoda sınıfının sağlanması işin en fazla %5'inin doğru yapıldığını göstermektedir.Geriye kalan %95'lik bölüm düzgün yapılmadıysa elde edilen “Temizoda sınıfının” hiçbir değeri yoktur. Bu gereksinimler de göz önünde bulundurularak; • Proses, ham madde, ürün, atık ve personel akışının tasarım aşamasında kirlenmeyi önleyecek şekilde düzenlendiği, • Temioda’nın tasarımında toz ve mikroorganizmaların birikiminin ve oluşmasının önlendiği malzemelerin kullanıldığı, • Havanın çok küçük toz zerreciklerinden arındırılarak ortama basıldığı, • Toz taneciklerinin dışarıdan ortama girişinin önlendiği, • Ürünlerden kaynaklanan toz taneciklerinin oluşturacağı çapraz kirlenmenin engellendiği, • Ortamdaki sıcaklık, ve nemin kontrol edildiği, • Zerreciklerin ortama girmesinin veya atmosfere çıkmasının önlenmesini sağlamak için artı ve/veya eksi basıncın oluşturulduğu ve  kontrol edildiği, • Sistem ve çevreden oluşan titreşimin hassas üretime zarar vermeyeceği seviyelere indirildiği, • İçerisinde toz oluşturmayan cihazlar, aletler ve kıyafetler ile çalışılan, • Çalışma sırasında toz oluşturmayacak şekilde disiplinli hareket edilen, • Özel malzemeler ile temizliği veya dezenfeksiyon işlemlerinin yapıldığı, • Düzenli olarak ölçümlerin yapıldığı, • İstenilen şartları senenin 365 günü, günün 24 saati kesintisiz, güvenli bir şekilde ve olanaklar elverdiğince düşük enerji masrafı ile  sağlayabilen çalışma ortamları İNŞEL'in bakış açısıyla TEMİZODA'dır.   Daha Detaylı Bilgi için makalenin devamını buradan okuyabilirsiniz. Yazar: H.Metin Kenter

Cleanroom Technology Conference Birmingham 2022 için Tarihler Netleşti

Her yıl düzenlenen etkinlik,sektördeki profesyoneller için daha fazla rehberlik, uzmanlık ve güncellemelerle 2022'de geri dönüyor. Temizoda Teknolojisi Konferansı, İngiltere'nin Birmingham kentinde gerçekleşen etkinlik iki gün boyunca fiziksel ortamda profesyonelleri bir araya getiriyor. 25 Mayıs 2022'de başlayacak olan etkinlik, temizoda ve kontrollü çevre endüstrilerindeki en son standartlar, yenilikler ve teknolojiler hakkında  bilgi paylaşımı ve rehberlik sağlamayı amaçlıyor. Etkinlik, temizoda ve kontaminasyon kontrol endüstrilerinde çalışanlara yönelik olup, uzmanlığınızı geliştirmek, müşteriler ve sektördeki meslektaşlarınız ile etkileşim ve gerçek zamanlı uygulamalara yönelik daha geniş ve küresel bir bakış açısı benimsemek için mükemmel bir platform sağlıyor. Profesyoneller için Son Teknoloji İçerik Çok sektörlü, uluslararası etkinlik, vaka çalışmaları ve uluslararası uzmanlardan oluşan bir panelden dersler aracılığıyla endüstrinin geniş bir alanını kapsayacak ve geçen dönemin endüstri gelişmelerine ve tüm sektörler için gelecek projeksiyonlarına ışık tutmaya hazırlanıyor. İşlenen konular arasında düzenlemeler ve standartlar, mikrobiyoloji, muhafaza, test ve devreye alma , doğrulama, sarf malzemeleri, giysi ve KKD, GMP denetimleri, sterilizasyon, temizoda tasarımı ve güvenli kullanım gibi çok yönlü bilgi içerikleri yer alıyor. Tarihleri Takviminize Kaydedin İki günlük etkinlik 25-26 Mayıs 2022'de Birmingham'daki Ulusal Konferans Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Kayıtlar 7 Şubat 2022'de Açılıyor Biletler ,7 Şubat 2022'de, yalnızca sınırlı bir süre için geçerli olan Süper Erken Kayıt fiyatlarından başlayarak satışa sunulacak. Her bilete, iki günlük tam konferans programına, sergi salonuna, ağ oluşturma ve birinci günün sonundaki içecek resepsiyonuna erişim dahildir. Bu yılki Temizoda Teknolojisi Konferansında temizoda işinizin geleceğini güvence altına alın ve uzmanlığınızı geliştirin. Daha fazla bilgi için cleanroom@hpcimedia.com adresinden Cleanroom Technology ekibiyle iletişime geçin veya +44(0) 207 193 6654 numaralı telefonu arayın. Kaynak : Cleanroom Technology  

Arel Arsoy, PG Rooftop Units Başkan Yardımcısı Oldu

Arel Arsoy (Araştırma ve Geliştirme Müdürü, Üntes) kısa süre önce Eurovent Ürün Grubu 'Rooftop Units'in yeni Başkan Yardımcısı olarak seçildi. Filip Konieczny (Havalandırma ve İklimlendirme Müdürü / İhracat Teknik Uzmanı, FLOWAIR) grubun Başkanı olmaya devam ediyor. Arel Arsoy, Eurovent Ürün Grupları 'Klima Santralleri' ve 'Fan Coil Üniteleri' konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahiptir. Aynı zamanda Türkiye Üye Derneğimiz İSKİD'in Eurovent AHU Ayna Komitesi Başkanı'dır ve Üntes bünyesinde farklı konsept tasarım özelliklerine sahip üç yeni çatı geliştirme projesini yönetmektedir. Arsoy, “Ürün Grubu Başkan Yardımcılığına seçilmekten onur duyuyorum ve çalışma arkadaşlarımın bana duydukları güveni takdir ediyorum. Bu grubun, ilgilendiğimiz konularda olabildiğince hızlı kararlar alabilmesi ve sonuç alabilmesi için kendi içinde sinerjiye ihtiyacı var. Bu alandaki tecrübem ve bilgimle grubun teknik ve mevzuat açısından verimli bir şekilde geliştirilmesine yardımcı olmayı umuyorum.” Eurovent Ürün Grubu 'Çatı Üniteleri', bir elektrikli kompresör tarafından çalıştırılan havadan havaya klimaları ve ısı pompalarını kapsar ve hava ısıtma ürünleri için Ecodesign gerekliliklerine ilişkin Avrupa ve ulusal mevzuat, yani (AB) 2016/2281 Yönetmeliği, soğutma ürünleri, yüksek sıcaklık proses soğutma grupları ve fan coil üniteleri. Ayrıca EN, ISO ve Eurovent standartlarının geliştirilmesi ile ilgilenir ve endüstrinin genel tanıtımı ile ilgilenir. Kaynak : Basın Bülteni

Eurovent Klima Santralleri için Yeni Tavsiye Belgesini Yayımladı

Eurovent, Klima Santralleri için kontrol sistemlerine ilişkin yeni 6/17 sayılı Tavsiyesini yayımladı. Belge, Eurovent Ürün Grubu ‘Klima Santralleri’ (PG-AHU) katılımcıları tarafından ortak bir çalışmayla hazırlandı. Eurovent, Klima Santralleri için kontrol sistemlerine ilişkin yeni 6/17 sayılı Tavsiyesini yayımladı. Belge, Eurovent Ürün Grubu ‘Klima Santralleri’ (PG-AHU) katılımcıları tarafından ortak bir çalışmayla hazırlandı. Eurovent 6/17, Klima Santrallerinin kontrol sistemleri için minimum fonksiyonel gereksinimlere ilişkin tavsiyelerde bulunuyor ve enerji tüketimi, güvenlik, devreye alma ve bakım açısından kontrollerin önemine açıklık getiriyor. Ayrıca fabrika tarafından sağlanan optimize edilmiş sistemlerin avantajlarını açıklıyor ve Klima Santrali kontrollerinin yasal ve normatif çerçevesini tanımlıyor. Eurovent PG-AHU Başkanı Martin Lenz konuyla ilgili şunları söyledi: “Bir kontrol sisteminin birincil rolü, klima santralinin tüm fonksiyonlarını ve havalandırma sisteminin diğer bileşenlerini optimum iç ortam kalitesini sağlamak için yönetmektir. Havalandırma ve iklimlendirme açısından bakıldığında, sistemin çok önemli bir parçasıdır. Bu Tavsiye, tasarımcılara, yüklenicilere, tesis yöneticilerine ve son kullanıcılara bu teknolojiyle ilgili tüm temel bilgileri sağlıyor. Ayrıca, harici bir bina otomasyon yüklenicisi tarafından sahada bir defaya mahsus olarak kurulan sistemler üzerinde fabrikada takılan entegre kontrollerin bariz avantajlarını vurguluyor ve bir AHU’ya fabrikada takılan kontrollerle tedarik edilmesinin neden doğal olarak düşünülmesi gerektiğini açıklıyor.” Bu belge Eurovent Document Library’den ücretsiz olarak indirilebilir. Kaynak : Basın Bülteni

Metisafe®’den Otomatik Dekontaminasyon ve Opsiyonel Seçenekleri ile Standardize Edilmiş Yeni İzolatör Modelleri

İzolatörler, aseptik ortam şartları gerektiren sterilite testleri, numune hazırlık, gen tedavisi, sitotoksik çalışmalar ve küçük hacimli hassas üretimler gibi işlemlerde kullanılan, tam güvenlikli çalışma istasyonlarıdır. İzolatörleri diğer hava bariyer cihazlarından ayıran en önemli özellik, çalışma kabininin tam fiziksel izolasyonu yanında her işlem öncesi ve sonrası kabin içinde hava ile temas eden yüzeyleri dekontamine ederek steril çalışma ortamı koşullarını yerine getirebilmesidir. H2O2 (hidrojen peroksit), formaldehit buharının yasaklanmasından sonra, yüzey ve iç ortam dekontaminasyonu için en güvenilir ve yaygın kullanılan alternatif gaz olmuştur. Etkin H2O2 konsantrasyonu yanında yüzeylerdeki yoğuşma, sıcaklık, nem, süre, korozyon gibi değişkenler yüksek performans sağlanması için gereklidir.Dekontaminasyon işleminin optimal yapılmaması halinde malzeme, ürün ve çevre açısından geri dönüşü olmayan tehlikeler ortaya çıkabilmektedir. Bu işlem, portable dekontaminasyon cihazları aracılığı ile gerçekleştirilebilmekle birlikte ideal olanı izolatöre entegre sistem kullanılmasıdır. Pozitif veya negatif basınçlı Metisafe® izolatörlerine entegre tam otomatik dekontaminasyon sistemi, optimal aseptik ortamı sağlamanın yanında çalışmalarda kullanılan materyal ve ekipmanların korozif gazlardan zarar görmesini azaltmaktadır. Genellikle, kullanıcı taleplerindeki farklılıklar nedeniyle özel tasarım izolatörler üretilmektedir. Bu durum, üretim ve performans test sürelerinin uzamasına sebep olmaktadır. Metisafe®, biyolojik güvenlik kabinlerinde olduğu gibi izolatörü de standart modellerden oluşan seri üretimler haline getirmiştir. Ayrıca, kullanıcı talebine yönelik seçenekleri karşılayacak şekilde modüler entegrasyon sayesinde, üretim ve performans test sürelerini kısaltarak önemli bir avantaj sağlamaktadır. Metisafe®, cihaz ömrünü uzatan paslanmaz çelik malzeme ve ekipman donanımlı özgün izolatör tasarımlarını, ilaç endüstrisi için E serisi ve daha ekonomik ihtiyaçlar için C serisi alternatifiyle, standart ve rehberlerin gerekliliklerini karşılayacak şekilde üretip pazarlamakta ve ihraç etmektedir. Kaynak : Basın Bülteni

ABD Gıda ve İlaç Dairesinden 5-11 Yaşta Acil Kullanım için Pfizer-BioNTech Aşısına Onay

FDA’dan yapılan yazılı açıklamada, 5-11 yaş arası çocuklarda acil kullanım için Pfizer-BioNTech Kovid-19 aşısının onaylandığı belirtilerek, bu yaş grubu için aşıların başlatılmasına yönelik kritik bir adım atıldı. Açıklamada, "FDA, bu Pfizer-BioNTech aşısının acil kullanım izni kriterlerini karşıladığını belirledi. Aşının en az 5 yaşına gelmiş bireylerde bilinen ve potansiyel faydaları, bilinen ve potansiyel risklerden daha ağır basmaktadır." ifadesine yer verildi. Çocuklar için doz boyutunun 12 yaş ve üstü kişiler için önerilen dozun üçte biri kadar olduğu vurgulanan açıklamada, aşının 5-11 yaşta Kovid-19’u önlemede yaklaşık yüzde 91 etkili olduğu kaydedildi. FDA Aşılar ve İlgili Biyolojik Ürünler Danışma Komitesi 27 Ekim’de, Pfizer-BioNTech'in Kovid-19 aşısının ilkokul çağındaki çocuklara faydasının risklerinden daha ağır bastığı yönünde görüş bildirmişti. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) uzmanları, aşının çocuklara önerilip önerilmeyeceğini ve hangi grupların uygun olması gerektiğini görüşmek üzere gelecek hafta bir araya gelecek. ABD'li çocuklara Pfizer-BioNTech aşısının yapılması konusunda son söz ise CDC Direktörü Dr. Rochelle Walensky'ye ait olacak ve onun da izni sonrasında yaklaşık 28 milyon çocuğun aşılanmaya başlamasının önü açılacak. Kaynak: MediMagazin

Hepatit B Virüsünün 10 Bin Yıllık Evrimini Araştırdılar

Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal'ın dahil olduğu 100'ü aşkın bilim insanından oluşan uluslararası araştırma grubu, Hepatit B virüsünün 10 bin yıllık evrimini araştırdı. Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, "Yaklaşık 20 bin yıl önce Hepatit B virüsünün bir ortak atasının önce Amerika kıtasına yayıldığını saptadık. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu virüsün 10 bin yıl önce tarımcılarla birlikte Avrupa’ya yayıldığını ve bunun içinde kaynak olarak Anadolu popülasyonlarının olduğunu gördük" dedi. Yaklaşık 4 yıl süren bilimsel araştırmada, geçmişte yaşamış insan topluluklarının dişleri, o bireylerin genetik yapısını ve popülasyon tarihini anlamak için antik DNA açısından analiz edilirken, bu dişlerden elde edilen genomik verilerle mikropların da genetik yapısı araştırıldı. Bu çerçevede dünya çapında yapılan analizlerle 137 bireyde Hepatit B virüsünün var olduğu anlaşıldı ve bu mikrobun genomik analizleri yapıldı. İncelemede Hepatit B virüsünün yaklaşık 20 bin yıl önce var olduğu, mevcut iki değişkesinin insanın Yeni Dünya’ya göçüyle Amerika kıtasına yayıldığı belirlendi. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu virüsün Anadolu ve Balkanlardan tarımın Avrupa’ya yayılması esnasında, insanlarla birlikte Avrupa’ya yayıldığı tespit edildi. M.Ö 2000 yılın sonlarında hastalığın değişime uğradığı ve genetik açıdan çeşitliliğinin azaldığı gözlemlendi. Günümüzde özellikle AIDS virüsünün yayılmasıyla beraber Hepatit B virüsünün Avrupa’ya yayılan türünden değişime uğramış bir çeşidinin dünyada yeniden yaygınlaşmaya başlandığı saptandı. Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, canlıların genetik yapısını DNA’yla sakladığını ve bu DNA’nın kişi ya da canlı öldükten sonra parçalanmaya başladığını belirterek, "Uygun koşullarda canlılar kendi DNA’sını uzun süre koruyabiliyor. Ve bu tür çalışmalara da 'antik DNA çalışmaları' diyoruz. Özellikle son 10 yılda antik DNA çalışmaları yeni dizilim sistemleriyle yeni bir boyut kazandı ve günümüzde hem bitkilerin, hayvanların; ama yaygın olarak insanların genetik yapısı antik DNA çalışmalarıyla analiz edilip popülasyon tarihleri anlaşılmaya çalışılıyor" dedi. "KAYNAK YAPISININ ANADOLU POPÜLASYONLARI" Prof. Dr. Erdal, virüsün insanlık tarihi kadar eski olduğunu bu yüzden araştırmanın 4 yıl sürdüğünü belirterek, "Geçmişte yaşamış insan topluluklarının dişlerinden elde ettiğimiz örnekleri analiz edip, bunlar içerisinde insanların genetik yapısını ve popülasyon tarihini anlamak için bir çalışma yürütüyorduk. Daha sonra insan dişlerinin özünden elde edilen verilerle sadece insanlara ilişkin değil bu insanlarla birlikte yaşayan mikropların da genetik yapısını anlamaya yönelik bir çalışma sürdürdük. Yapılan çalışmalarda dünya çapında 137 örnekte aslında Hepatit B virüsünün de bu insanlarla birlikte var olduğu anlaşıldı. Bu makalenin temel konusu aslında Hepatit B üzerinden, evrimsel gelişimini, göç yollarını, insanlık tarihiyle birlikte nasıl değiştiğini anlamaya yönelik bir çalışmaydı. Yapılan analizlerde yaklaşık 17-20 bin yıl önce Hepatit B virüsünün bütün dünyaya yayıldığını ve ilk önce Amerika kıtasına yayıldığını saptadık. Amerika kıtasında 2 farklı değişkenin ortaya çıkıp yayıldığını gördük. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu virüsün 10 bin yıl önce tarımcılarla birlikte Avrupa’ya yayıldığını ve bunun içinde kaynak olarak Anadolu popülasyonlarının olduğunu gördük" dedi. "VİRÜS ÜZERİNDEN İNSANLIK TARİHİNİ ANLAMAYA ÇALIŞIYORUZ" Prof. Dr. Erdal, M.Ö. 2000 yılının sonlarına doğru hastalığın değişime uğradığını vurgulayarak, "Önceki versiyon yavaş yavaş önemini yitirirken yeni bir değişkesi değişmeye başlıyor. Ancak bunun da günümüzde özellikle AIDS virüsünün yayılmasıyla beraber tekrar değişmiş halde yine insanların içerisinde ortaya çıkıp yayılmaya başladığını görüyoruz. Böylece aslında bir virüs üzerinden insanlık tarihini başka bir yolla anlamaya ve aydınlatmaya çalışmış oluyoruz. İnsanlığı anlamak için sadece insanlığı araştırmak yetmiyor, insanla birlikte bitkileri, hayvanları da analiz etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bakteri ve virüs gibi mikroplar da insanlıkla birlikte değişiyor. Bu anlamda birini anlamak ötekini anlamakla eşdeğer. Günümüzde biliyoruz insanlar çok hareketli; ama aynı zamanda Kovid 19 da insanlarla birlikte çok hareket eden bir şey. Bunun nasıl bir tarihi varsa, geçmişte yaşamış insanların da birbirleriyle ilişkileri, hareketi ve bir evrimi vardı. Biz günümüzde bu mikropları anlayarak günümüzdeki insan hareketliliğini de onların nasıl hastalandığını çözebiliriz ya da onlara ilişkin önemli veriler elde edebiliriz gibi geliyor" ifadelerini kullandı.  Kaynak : DHA

Genç Bilim İnsanı Ödülleri 9.kez Sahiplerini Buldu

Genç Bilim İnsanı Ödülleri; ülkemizdeki genç bilim insanlarına kamuoyu önünde teşekkür etmek ve geleceğin genç bilim insanlarına ilham vermek üzere, her yıl farklı üniversitelerin rektörlerinin ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Bu yıl seçilen 6 genç bilim insanına ödülleri, 19 Ekim Salı günü TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın da katıldığı çevrimiçi törenle takdim edildi. Canlı yayınlanan törene bilim, iş ve sivil toplum alanından çok sayıda izleyici katıldı. Bilim Kahramanları Derneği tarafından, her yıl farklı üniversitelerle gerçekleştirilen iş birliği ile verilen Genç Bilim İnsanı Ödülleri 9. Kez sahiplerini buldu. Temel bilimler ve mühendislik alanlarına katkıda bulunan, ülkemizde bu alanların görünürlüğünün artmasına, yayılmasına ve gelişmesine öncülük eden 38 yaşın altındaki, bilim insanlarına verilen ödüllerde bu yıl 6 Genç Bilim İnsanı, ödül almaya değer bulundu. Genç bilim insanlarına kamuoyu önünde teşekkür ederek onları yüreklendirmek, geleceğin genç bilim insanlarına ilham vermek üzere verilen ödüllerin bu yılki ev sahipleri: Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli oldu. Altı Genç Bilim İnsanı Ödül Aldı 124 başvuru arasından seçici kurul tarafından yapılan değerlendirme sonucunda; Dr. Arif Engin Çetin (İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi - Elektrik ve Elektronik Mühendisliği), Prof. Dr. Elif Çadırcı (Atatürk Üniversitesi - Tıbbi Farmakoloji), Doç. Dr. İsmail Öçsoy (Erciyes Üniversitesi - Analitik Kimya), Doç. Dr. Mustafa Serdar Önses (Erciyes Üniversitesi - Malzeme Bilimi ve Mühendisliği), Doç. Dr. Şuayip Yüzbaşı (Akdeniz Üniversitesi - Matematik) ve Doç. Tuğrul Çetinkaya (Sakarya Üniversitesi - Metalurji ve Malzeme Mühendisliği) 2020 Yılının Genç Bilim İnsanı Ödülleri’ni kazanan isimler oldu. Başvuruları titizlikle değerlendiren ve bu yılın başarılı Genç Bilim İnsanları’nı belirleyen Seçici Kurul’da ise; Prof. Dr. Aydın Sami Şalcı (Altınbaş Üniversitesi), Prof. Dr. Ender Suvacı (Eskişehir Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Ali Özcan (Eskişehir Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Kıymet Güven (Eskişehir Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Yasemin Çağlar (Eskişehir Teknik Üniversitesi), Prof. Dr. Veysi İşler (Hasan Kalyoncu Üniversitesi), Prof. Dr. Mustafa Sadettin Özyazıcı (Hasan Kalyoncu Üniversitesi) ve Prof. Dr. Ahmet Arif Ergin (Yeditepe Üniversitesi) yer aldı. Ödül Töreni Çevrimiçi Gerçekleştirildi 6 bilim insanına ödülleri 19 Ekim 2021 tarihinde Bilim Kahramanları Derneği’nin Youtube hesabından yapılan çevrim içi ödül töreni ile takdim edildi. Sunuculuğunu Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Doğan’ın üstlendiği tören Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir’in açılış konuşması ile başladı. Törene TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu, Seçici Kurul Üyelerini temsilen Prof. Dr. Ender Suvacı konuşmalarıyla katıldı. Bilim Kahramanları Derneği üyesi ve 2015 Genç Bilim İnsanı Ödülü sahibi Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Koşar’ın desteğiyle bilim insanlarının çalışmalarının aktarıldığı etkinlik Çellist Nihan Demirkapı’nın müzik dinletisi ile son buldu. Canlı yayına bilim, iş ve sivil toplum alanından çok sayıda izleyici katıldı. Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir şunları söyledi: “Öncelikle bu sene Bilim Kahramanları Derneği olarak 10. Yaşımızı kutluyoruz. İlhamımız, mutluluğumuz, gururumuz ON’dan diyoruz. 10 yıllık yolculuğumuzda bize eşlik eden, bilime gönül veren tüm destekçilerimize 10. Yılımızı eşsiz kıldıkları için en içten teşekkürlerimi gönderiyorum. Bir bilim insanı olarak bilimin toplumsal sorunların çözümünü vurgulamak isterim. Bilim farklı dallarıyla insanın, yaşamın, gezegenin iyi olma haline katkı sunmayı hedefler. Bilim insanları da dünyayı olduğundan daha iyi bir halde bırakmak için çalışmalarını sürdürür ve çözüm önerileri sunarlar. Hepimizi etkileyen pandemi sürecinde de bilimin ve bilimsel çalışmaların önemine hep birlikte tanık olduk. Çok değerli bilim insanlarının emekleri ile bu süreci hafifletebildik. Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in uzun yıllardır sürdürdüğü araştırmalar sayesinde aşıya ulaşabildik. Yılın Bilim İnsanı Genç Bilim İnsanı Ödül Töreni vesilesiyle buradan kendilerine, tüm araştırmacılara ve sağlık çalışanlarına yürekten teşekkür etmek isterim.” Canlı yayına bağlanan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal şunları söyledi: “Tüm bilim insanlarının hem ulusal hem uluslararası alanda, farklı destek programları ile çalışmalarını desteklemeye çalışıyoruz. Daha fazla etki oluşturmak için tüm bilim insanlarımızı birlikte çalışmaya davet ediyorum. Tüm bilim insanlarımıza ortaya koyduğu çabalar için çok teşekkür ediyorum. Gelecekteki sorunlara çözüm noktasında biz de varız. Programda emeği geçen Bilim Kahramanları Derneği’ne, ev sahipliği yapan üniversitelere, Seçiçi Kurul Üyelerine ve tüm ekibe çok teşekkür ediyorum, başarılarınız daim olsun.” Kaynak : AA

Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi PCR Testinde Yeni Yöntem Geliştirdi

Türk bilim insanları koronavirüsün tanısına yönelik yeni bir buluşa imza attı. Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde iki yıl süren araştırma sonucu geliştirilen yeni yöntemde PCR ve antijen testleri için kişiden burundan çubukla alınan sürüntü yerine gargara ve ağız çalkalama suyu örneği alınıyor. Araştırmalarda, gargara ve ağız çalkalama suyu örneklerinden koronavirüsün başarılı bir şekilde anında saptandığı bilimsel olarak kanıtlandı. Türk bilim insanları Covid-19’u saptamak için kullanılan PCR ve antijen testleri için burundan çubukla alınan örnek şeklini değiştiren ve güvenilir sonuçlar elde edilmesini sağlayan yeni yöntemi bilim dünyasına kazandırdı. Acıbadem Üniversitesi’nden Tıbbi Mikrobiyoloji ve Medikal Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve Tıp Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can’ın araştırma ekipleriyle Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde geliştirdikleri MyMagiCon ismi verilen yöntemin güvenilirliği bilimsel olarak kanıtlandı. Pandemi devam ettiği sürece testlere gereksinim duyulacak! Geçen yıl tüm dünyayı etkisi altına alan ve hala yaşamımızı ciddi anlamda etkileyen pandemide Covid-19’u saptamanın yolu PCR ya da antijen testinden geçiyor. Tüm dünyada her gün milyonlarca kişi bu testleri yaptırarak sonucunu bekliyor. Özellikle sonbaharın başlamasıyla birlikte nezle, grip gibi enfeksiyonların yaygınlaşması, bu hastalıkların Covid-19’a benzer belirtilerinin olması, daha çok kişinin bu testleri yaptırmasına yol açıyor. PCR ya da antijen testlerinde kişinin burnundan boğazın arka duvarına dokunarak pamuklu bir çubukla alınan sürüntü örneği incelenerek Covid-19 olup olmadığı saptanıyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz geliştirdikleri yeni yöntemde burundan örnek alınması yerine, gargara ve ağız çalkalama suyunun incelendiğini belirtiyor. T.C. Sağlık bakanlığı, Türk Halk Sağlığı Kurumu onayı alan, CE ve ISO13485 sertifikalarına sahip yeni yöntemin Acıbadem Sağlık Grubu hastanelerinde pilot olarak uygulanmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Kocagöz, klinik çalışma sonuçları Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Dergisi’nde European Journal of Clinical Microbiology & Infectious Diseases  yayınlanan yeni yöntem hakkında şu bilgileri verdi: "İki yıl devam eden çalışmalarımızın sonucunda elde ettiğimiz ve MyMagiCon ismini verdiğimiz yöntemle yapılan testlerde, burundan alınan nazofarengial sürüntüye, yani burundan çubukla alınan sürüntü örneğine göre Covid-19’u eşit veya daha duyarlı bir şekilde saptadığını gösterdi. Yani bireylerin aklında ‘burundan sürüntü aldırmayıp, ağızda su çalkalama ile test yaptırırsam acaba virüsü saptayamayabilir mi?’ şeklinde bir endişe içinde olmasına gerek kalmadı. Çalışmalarımız çocukların dahi bu şekilde örnek vermesinin çok kolay olduğu, gargara yapamayacak kadar küçük yaşta olan çocukların sadece ağız çalkalama suyu vermelerinin yeterli olduğunu gösterdi. Yeni yöntemin örnek alma işlemini çok kolaylaştırarak Covid-19 taşıyıcılarının toplumda daha etkin saptanması ve erken izolasyonu ile salgının kontrolüne katkıda bulunacağı umudundayız." Bir büyük yemek kaşığı kadar içme suyu yeterli MyMagiCon yönteminde kişinin bir iki yudum içme suyunu ağzına alması, gargara yapıp ağız içinde çalkaladıktan sonra bu suyu verilen kaba koymasının yeterli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz işleyişi şöyle anlatıyor: "20 mililitre yani bir büyük yemek kaşığı kadar suyla gargara yapıyoruz. Bu suyu ağzımızın içine alıyoruz ve dişlerimizin arasından geçirerek en az 10 saniye kuvvetli bir şekilde çalkalıyoruz. Gargara ve ağız çalkalama sırasında suyun boğazın ve ağzın tüm yüzeylerine değmesi, sürüntüye göre çok daha fazla virüsün test edilecek sıvıya geçmesini sağlıyor. Bu sıvı örnek toplama tüpüne konuyor. Tüpe eklenen polimer boncuklar hızla, su ve küçük molekülleri çekerek virüsleri konsantre ediyor. Bu işlem 5 dakika sürüyor. Polimer boncukların arasındaki konsantre virüs örneği, bir pipet aracılığıyla alınarak PCR ya da antijen testlerinde rahatlıkla kullanılabiliyor." MyMagiCon, dünyada en fazla hastalığa ve ölüme yol açan tüberküloz, AIDS ve sıtma konusunda hızlı tanı araçları geliştiren kuruluşlara destek veren ve Dünya Sağlık Örgütü ile yakın işbirliği içinde çalışan “Foundation for Innovative New Diagnostics -FIND-” vakfı tarafından desteklenen iki uluslararası çok merkezli çalışma ile ağız çalkalama suyu ve idrardan olanakları kısıtlı yörelerde hasta başı tüberküloz tanısı yapılabilmesi için geliştirilmeye devam ediyor. Ulusal ve uluslararası patent başvurusu yapılan bu ürün dünyada bir ilki oluşturuyor. İki yılın sonunda uygulanmaya hazır Prof. Dr. Kocagöz, Acıbadem Üniversitesi Tıp Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can ile birlikte geliştirdikleri yöntemin iki yıllık titiz ve emek yoğun bir çalışmanın sonucunda olduğunu belirterek, çalışmaya destek veren Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD) araştırmacıları ve Medikal Biyoteknoloji Dr. Öğr. Görevlisi Erkan Mozioğlu, lisans üstü öğrencileri Ece Aksoy, Tuba Polat ve Betül Zehra Karakuş’a teşekkür etti. Üniversite-sanayi iş birliğinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, ayrıntılı bilginin Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde yer alan Ar-Ge firmasının www.gigabiomol.com ve yatırımcı firma bio-t.org internet sayfalarından alınabileceğini belirtti. Kaynak : AA

2021 Nobel Kimya Ödülü, Molekül Çalışmalarıyla Bilinen Bilim İnsanları Benjamin List ve David W.C. MacMillan'a Verildi

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nde düzenlenen basın toplantısında, Benjamin List ve David W.C. MacMillan'ın molekül inşasında yeni ve mahir bir araç olan "organokatalizi" geliştirmelerinden ötürü Nobel Kimya Ödülü'ne layık görüldükleri açıklandı. İki bilim insanının geliştirdiği bu aracın, farmasötik araştırmalarında büyük etki yarattığına ve kimyayı daha "çevre dostu" hale getirdiğine işaret edildi. Ödül, 2020'de "DNA zincirlerini kesmeye ve yeniden birleştirmeye olanak sağlayan 'CRISPR/Cas9' sisteminin geliştirilmesine katkılarından ötürü" Fransız mikrobiyolog Emmanuelle Charpentier ile Amerikalı biyokimyacı Jennifer A. Doudna'ya verilmişti. 2020 Nobel Kimya Ödülü, kadın adaylar arasında paylaşılan ilk örnek olmuştu. Ödüle Charpentier ve Doudna'dan önce 5 kadın layık görülmüştü. Marie Curie 1911'de, kızı Irene Joliot-Curie 1935'te, Dorothy Crowfoot Hodgkin 1964'te, Ada Yonath 2009'da ve Frances H. Arnold 2018'de ödülü kazanmıştı. 1901'den bu yana her yıl kimya alanında insanlığa önemli katkı sunan kişilere verilen Nobel Kimya Ödülü'nü 2015'te Türk bilim insanı Aziz Sancar kazanmıştı. Sancar, "Nobel Ödülü kazanan ilk Türk bilim insanı" olmuştu. Nobel Kimya Ödülü 'asimetrik organokataliz' çalışmalarına verildi 2021 Nobel Kimya Ödülü'nü ortaklaşa kazanan iki bilim insanı Benjamin List ve David W.C. MacMillan, farmasötik araştırmalarında büyük etki yaratan ve kimyanın daha "çevre dostu" hale gelmesine yardımcı olan molekül inşasında yeni ve etkili bir araç olan "organokataliz" geliştirdi. Kimyagerler ve araştırmacılar, uzun zamandır sadece "metaller ve enzimler" olarak iki tür katalizörün mevcut olduğuna inanırken List ve MacMillan, 2000 yılında birbirlerinden bağımsız olarak, küçük organik moleküller üzerine kurulu olan ve "asimetrik organokataliz" adını verdikleri üçüncü tip bir katalizöre imza attı. Nobel Kimya Komitesi Başkanı Johan Aqvist, "Bu kataliz kavramı basit olduğu kadar dahice. Gerçek şu ki birçok insan bunu neden daha önce düşünmediğimizi sorguladı." dedi. Aktif kimyasal grupların bağlanabileceği karbon atomu çerçevesine sahip organik katalizörlerin oksijen, azot, kükürt veya fosfor gibi ortak elementler içermesinin yanı sıra çevre dostu ve ucuz maliyetli olduğu ifade ediliyor. Benjamin List kimdir? 1968'de Almanya'nın Frankfurt kentinde doğan Profesör List, doktora derecesini Goethe Üniversitesinden aldı. 2005'ten bu yana Max-Planck-Society'nin üyesi olan List, ayrıca 2004'ten beri Köln Üniversitesinde Fahri Profesör unvanını taşıyor. Katalizörler ve asimetrik organokataliz üzerine çalışmalar yapan Alman kimyager, kimyasal reaksiyonları hızlandırma, böylece reaksiyonları enerji ve kaynak açısından daha verimli hale getirme üzerine çalışmalar yaptı. Alman kimyager, 2005'ten bu yana Max-Planck-Institut für Kohlenforschung'in direktörlüğünü yürütüyor. David W.C. MacMillan kimdir? 1968 yılında İskoçya'nın Bellshill şehrinde doğan Profesör MacMillan, doktora derecesini 1996'da California Üniversitesi'nden aldı. Yeni reaksiyon metodolojisinin geliştirilmesine ve enantiyoselektif kataliz üzerine çalışmalar yapan MacMillan ve araştırma grubu, asimetrik organokataliz alanında birçok ilerleme kaydetti ve bu yöntemleri bir dizi karmaşık doğal ürünün sentezinde uyguladı. MacMillan, 2010-2014 yıllarında Royal Society of Chemistry tarafından yayımlanan ünlü kimya dergisi Chemical Science'ın kurucu Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptı. İskoç asıllı MacMillan, ABD'de Princeton Üniversitesinde görev yapıyor. 2021 Nobel Fizik Ödülü, 'küresel ısınma' vurgusuyla Japon, Alman ve İtalyan üç bilim insanına verildi. 2021 Nobel Tıp Ödülü, sıcaklık ve dokunma reseptörlerini keşfeden iki ABD'li bilim insanına verildi. Kaynak : AA

E-bülten için aşağıdaki bilgileri doldurmanız yeterli.

Giriş Yap

Şifremi Unuttum Kayıt Ol

Kayıt Ol

Şifremi Unuttum