Haberler

Altaylar Medikal, Global Pazardaki Faaliyetleriyle 14-17 Kasım Tarihlerinde MEDICA 2022 Fuarı'na Katılıyor

Medikal sektörde yüzde 100 yerli üretim cerrahi sarf malzemeler ile  faaliyetlerini sürdüren ve Türkiye genelinde ilaç ve eczacılık kategorisinde, son beş yılda ihracat yapan ilk 100 şirket arasında yer alan  Altaylar Medikal,14-17 Kasım tarihlerinde Almanya Düseldorf'da düzenlenecek MEDICA 2022 Fuarı’nda global sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Tüm dünyadan son medikal gelişmelerin sergileneceği organizasyonda, hall 16 stand no A44 de Altaylar Medikal kurumsal standını ziyaret edebilirsiniz. Altaylar Medikal Tibbi Malz. Ins. Teks. Gıda İth. Ihr. San. ve Tic. Şti. Sağlık sektöründe 20 yıllı aşkın tıbbi cihaz uzmanlığına sahip Altaylar Medikal, Cerrahi sarf malzemeler üzerine, 2007 yılında Türkiye’de üretimi olmayan ithalata dayalı; Genel Cerrahi, Beyin ve Sinir Cerrahi, Ürolojik Cerrahi dallarında kullanılan spesifik ürünlerin üretimi ile faaliyete başlamıştır. Üretim hayatı içerisinde, ürün grupları ile Türkiye ihtiyacının büyük bir kısmını karşılarken, sektörün farklı alanlarında ürün yelpazesini genişletip 60’a yakın ülkeye ihracat yapar hale gelmiştir. Çeşitli ürün gruplarında uluslararası şirketlerle yaptığı üretim anlaşmaları doğrultusunda birçok marka adı altında tesislerinde üretim yapmaktadır. Ürünlerinin güvenilirliği ve kalitesi nedeniyle çeşitli prestijli Ulusal/Uluslararası kalite ödüllerine sahip Altaylar Medikal, Türkiye genelinde ilaç ve eczacılık kategorisinde, son beş yılda ihracat yapan ilk 100 şirket arasında yer almaktadır. Tüm ürün gruplarının kendi tesislerinde %100 yerli olarak üretiliyor olması üretimin tüm aşamalarında dünya normlarında kalite standartlarının uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Altaylar Medikal, ARGE faaliyetlerinde kendi içinde, konusunda uzman bir ekip oluşturmanın getirdiği inovasyon yeteneği ile TÜBİTAK gibi Türkiye’nin saygın ve modern kuruluşlarıyla yaptığı iş birlikleri neticesinde kendi alanında ilk defa geliştirilen ürün gruplarını Sağlık sektörüne kazandırma seviyesine ulaşmıştır. Altaylar Medikal’in üretim faaliyetlerinin onuncu yılındaki hedefi, ihracat yaptığı tüm ülkelerde %100 Türk sermayeli bir firma olarak marka bilinirliği sıralamasında ilk üç içerisinde yer almaktır. Kaynak : Basın Bülteni  

Bilecik'te Akademisyenler İHA Motoru ve İnsansız Uçak Üretiyor

Makine, Metalurji ve Malzeme, Elektrik Elektronik mühendislikleri bölümlerinden akademisyenler ile lisans öğrencilerinden oluşan ekip, 2020 yılında İHA'ların maliyet ve özelliklerini inceleyerek yük taşıma kapasitesi yüksek bir motor üretebilmek amacıyla prototip hazırladı. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresince (KOSGEB) desteklenen, AHİ Havacılık firmasının da yer aldığı ve testleri başarıyla sonuçlanan proje için patent alındı. Üniversite-sanayi iş birliğiyle Bilecik Teknokent'te teknoloji geliştirme şirketi kurularak seri üretim aşamasına geçildi. Bulut altı görevleri yapabilecek düşük irtifalı İHA motorlarının temininde yurt dışına bağımlılığı azaltmayı amaçlayan Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümünden Doç. Dr. Burak Öztürk öncülüğündeki 8 kişilik ekip, insansız uçaklarda da söz sahibi olmayı hedefliyor. Doç. Dr. Öztürk, AA muhabirine, proje kapsamında ürettikleri tek silindirli 61 cc ve çift silindirli 170 cc iki İHA motorunun testleri başarıyla geçtiğini anlattı. Tek silindirli motorun her ne kadar proje başında modelcilere satış için tasarlansa da bilhassa hedef uçak ve kamikaze dronlarda kullanıldığını kaydeden Öztürk, diğer motorun ise yüksek taşıma kapasitesinden dolayı askeri ve sivil amaçlı bütün İHA'lara göre tasarlandığını, her ikisinin paramotor gibi hobi amaçlı havacılık faaliyetlerine de uygun olduğunu söyledi. Katıldıkları etkinlik ve fuarlarda sergiledikleri ürünler için savunma sanayi şirketlerinden 30 İHA motoru siparişi aldıklarını, bunları üretip teslim ettiklerini belirten Öztürk, "Bunun üzerine farklı tipte boxer, özel motor siparişleri verdiler. Savunma sanayi şirketleri bilhassa iki zamanlı ve bulut altı görevleri icra edebilen motorlarla alakalı olarak tamamen yüzde 100 yerli uçak ve motor birlikteliği sağlamak adına bize destek verdiler ve çok sayıda sipariş aldık. Şu an 150 motorun siparişi geçildi." diye konuştu. Öztürk, gösterilen ilgi dolayısıyla mevcut iki motora ilaveten yeni projeler için çalışmalara başladıklarını aktardı. Bazı yatırım şirketlerinin de projeyi desteklemek istediği bilgisini veren Öztürk, "Bu sadece benim, üniversitenin değil tamamen öğrencilerimizin başarısıdır. Proje süresince 2-3 yüksek lisans, 3-4 lisans projesi yapılmıştır. Proje kapsamında da gençlerimiz bizimle teorik bilginin yanı sıra uygulamalarda çalışmış ve başarılı yayınlar da ortaya koymuşlardır." ifadesini kullandı. Hedef uçağında ilk sipariş teslim edildi Deneme uçuşlarında birçok kez kaza kırım olayı yaşadıklarını aktaran Öztürk, AR-GE faaliyetlerinde ortaya çıkan sorunları çözme becerisi kazanırken uçak yapma bilgisi de edindiklerini dile getirdi. Öztürk, şöyle devam etti: "Önceden özel ürünler yurt dışından kopyalanırdı. Biz de dünyada en çok yaygın olan insansız hava aracının kalıbını geliştirdik ve testlerde kullanmak için kendimiz üretmeye başladık. Sonrasında fark ettik ki Çin'den bile çok yüksek rakamlarda bu uçaklar geliyor. Bu kapsamda da bir savunma sanayi şirketi hedef uçağı olarak kullanılmak üzere 3 uçak siparişi verdi. Birinin teslimatını yaptık, ikisi hazırlanıyor. Hedef uçak, kamikaze dron aynı zamanda düşük irtifa, bulut altı insansız saha aracı görevi yapabilecek uçaklarımızın da AHİ Edebali V3 ismiyle satışına başlandı. İkinci modelimizden esinlendiğimiz AHİ Edebali V5 modeli üzerinde kalıp çalışmalarımız devam etmekte ve bunların en kısa sürede tasarımda optimizasyon çalışmalarımız bittiğinde patentini alarak yurt dışına satışlarını gerçekleştireceğiz." Doç. Dr. Öztürk, son 3 yılda geliştirdikleri projelerin bütçelerinin yaklaşık 2 milyon lira olduğunu sözlerine ekledi. BŞEÜ Teknoloji Transfer Ofisi Koordinatörü Edip Avşar da üniversitenin sanayi ve teknoloji alanında önemli çalışmalara imza atmasından gurur duyduklarını belirtti. İHA motoru ve insansız uçak projelerinin üniversite-sanayi iş birliğinde ilk ürünleri, göz bebekleri olduğunu ifade eden Avşar, şöyle konuştu: "İkili ilişkilerin daha da ileriye gitmesini ve katma değerli ürünlerin daha artmasını istiyoruz. Biz, Bilecik'te AR-GE altyapısına da katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Bu insansız hava araçları ve aynı zamanda insansız hava araçlarının motorlarıyla ilgili çeşitli anlaşmalar da yapıldı. Bunların piyasaya satılmasıyla alakalı çalışmalarımızı yaptık. Siparişlerimiz geldi. Önümüzdeki günlerde de üniversitemiz sadece eğitim öğretimle değil yaptığı katma değerli ürünlerle hem şehrimizin hem de ülkemizin ses getiren bir üniversitesi olma yolunda hızla ilerliyor." Kaynak : AA

Türkiye Uzay Ajansı 2023 Görev Bütçesi Hızla Büyüyor

Ülkemizdeki havacılık ve uzay faaliyetleri için ayrılan bütçeler büyük oranda artırılıyor.Türkiye Uzay Ajansı 2023 bütçesi için kanun teklifi sunuldu. 2018 yılında kurukan Türkiye Uzay Ajansı (TUA), faaliyetlerini Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı olarak yürütüyor. Bakanlıktan bağımsız bütçeye sahip olan TUA, yeni bütçe teklifi ile gündeme geldi. Türkiye Uzay Ajansı bütçesi 2023 yılında 2 bin 500 kat artacak TUA Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, Nisan 2022’de katıldığı bir toplantıda Ay’ın yüzeyine gerçekleştirilecek yolculuktan ilk Türk astronot seçimi ile ilgili bilgi aktardı. 2023’ün ilk yarısında uzaya ilk kez bir Türk astronot gönderileceğini belirten Yıldırım, kullanılacak uzay aracının tasarımının da yerli olacağının altını çizdi. TUA Ay görevinde görev yapmak için 1 asil 1 yedek olmak üzere toplam 2 astronot seçilecek. Yıldırım, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamalarda astronot seçimlerinde sona yaklaştıklarını belirtti. 2022 yılında 61 milyon 293 bin TL olan TUA bütçesi, düzenlenen kanun teklifinde 1 milyar 618 milyon 2 bin TL olarak belirlendi. Yaklaşık 2.500 kat artırılan bütçe ile gelecek yıl Ay görevi gerçekleştirilecek. TUA bütçesi için gerçekleştirilen teklif detayları ise şu şekilde: TUA Başkanlığı, Türkiye’nin uzay alanındaki faaliyetlerini düzenlemek, yönlendirmek ve geliştirmek amacıyla kuruldu. 23 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca uzay ve havacılık bilimi ve teknolojileri alanında kendisine tanımlanan görevleri yerine getiren TUA, “Uzay ve Havacılık Alanında Bilim, Teknoloji ve Uygulamaların Geliştirilmesi” alt programı kapsamında yüksek katma değerli ürün ve hizmetleri destekleyecek nitelikte Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ile dışa bağımlılığın azaltılmayı hedeflemektedir. Bununla birlikte, TUA sayesinde uluslararası alanda rekabet gücünün arttırılması hususunda her türlü çalışmaların yapılarak milli  menfaatlerimize ve toplumun refahına katkı sağlanacaktır. Uzay ve havacılık sanayinde rekabetçiliğin artırılması, uzay ve havacılık teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması hedeflenerek TUA Başkanlığı tarafından ticari, bilimsel ve araştırma-geliştirme amaçlı uzay operasyonları ile insanlı veya insansız uzaya erişim ve uzayın keşfine yönelik görevler yönetilmektedir. TUA bütçesi, uzay ve havacılık teknolojileri alanında bilimsel ve teknolojik altyapıların ve insan kaynağının geliştirilmesi, kapasite ve yeteneklerin arttırılması için yeniden düzenlenmelidir. Yenilenen bütçe ile uzay faaliyetlerinin dışa bağımlı olmadan yürütülmesi, tesis ve teknolojilerin kazanılması gibi amaçlarla da faaliyetler yürütülecektir. Kaynak : Basın Bülteni

Genç Beyinler Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması’nda Yarışacak

Bilim ve teknolojinin baş döndürücü hızına paralel olarak gelişen biyoteknoloji alanı, yaşadığımız yüzyılda tüm insanlığın ortak faydası için önemli yenilikler sunarak problemlere uygun çözümler üretiyor. Bilgiye dayalı bir sektör olarak başta yüksek nitelikli uzman insan kaynağı olmak üzere, kapsamlı kaynaklara ihtiyaç duyan biyoteknoloji alanında inovasyon sisteminin geliştirilmesi amacıyla harekete geçen TEKNOFEST, yenilikçi fikirlerin başarıyla uygulanması için önemli fırsatlar sunuyor. TEKNOFEST Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması, Proje Kategorisi ve Fikir Kategorisi olmak üzere iki ayrı kategoride gerçekleştiriliyor. Fikir Kategorisi'nde takımlardan biyoteknoloji alanında özgün çalışmalar yapılması ve teori üzerinde sunulması bekleniyor. Proje Kategorisi'nde ise takımlardan biyoteknoloji alanında yaptıkları çalışmaları herhangi bir prototip ürüne dönüştürülmesi bekleniyor. Proje ve Fikir Kategorisi olmak üzere iki ayrı kategoride gerçekleştirilen yarışmada Fikir Kategorisinde takımlardan biyoteknoloji alanında özgün çalışmalar yaparak teori üzerinde sunması beklenirken, Proje Kategorisinde ise yaptıkları çalışmaları bir prototip ürüne dönüştürmesi bekleniyor. Lise Seviyesi ile Üniversite ve Üzeri Seviyesi olmak üzere iki seviyede değerlendirilen Fikir Kategorisinde dereceye giren öğrencileri toplamda 200 bin TL değerinde ödül bekliyor. Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora öğrencilerinin başvurabildiği Proje Kategorisinde başarılı olan ve dereceye giren öğrenciler ise toplamda 240 bin TL’lik ödülün sahibi olacak. Cumhuriyetimizin 100. yılında TEKNOFEST coşkusu üçe katlanıyor Cumhuriyetimizin 100. yılında İzmir, Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek TEKNOFEST coşkusunu üçe katlıyor. Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarışma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST teknoloji yarışmaları 2023’te 41 ana yarışma 102 alt kategoride düzenleniyor. Festival coşkusunu Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan, ayakları yere basmayan tek festival TEKNOFEST’te yarışmalara katılmak için başvurular www.teknofest.org web sitesi üzerinden yapılacak. 13 milyon TL’nin üzerinde ödül, 30 milyon TL’nin üzerinde malzeme desteğinin verileceği TEKNOFEST 2023 teknoloji yarışmaları için son başvuru tarihi 20 Kasım 2022. Kaynak : Basın Bülteni

2025’ten itibaren Uzaya Balonla Yolculuk Etmek Mümkün

İspanya merkezli uzay turizmi şirketi Halo Space, şişirilmiş bir balona bağlı dairesel bir kapsülde sıfır emisyonlu ticari uçuşları başlatmaya hazırlanıyor. Kapsül, her seyahatte sekiz yolcu ve bir pilotu taşıyacak. Kapsül, 40 kilometrelik yüksekliğe fırlatılacak ve Dünya’nın 360 derecelik manzarasını gözler önüne seren panoramik pencerelere de sahip. İLK TEST UÇUŞU ARALIK AYINDA Halo Space, uzay kapsülünün bir prototipi aralık ayında Hindistan’ın Hyderabad şehrinde bulunan Tata Institute for Fundamental Research’te (TIFR) ilk test uçuşunu gerçekleştirecek. Prototip, dünyaya dönmeden önce yaklaşık altı saat boyunca, Dünya atmosferinin ikinci tabakası olan stratosfere doğru yaklaşık 35 kilometre uçacak. 2023’ün ilk çeyreğinde ise İspanya’da ikinci bir test uçuşu yapılması planlanıyor. 4 KITAYA UÇUŞ ÜSLERİ KURULMASI PLANLANIYOR Şirket, denemeleri başarıyla tamamladıktan sonra 2025’te ticari uçuşlarına başlamayı ve sonrasında dört kıtaya uçuş üsleri kurmayı planlıyor. 2029’dan itibaren yılda toplam 3 bin yolcuyla 400 sefer yapılacak. Biletlerin fiyatları ise 100 bin Euro ile 200 bin Euro arasında değişecek. Müşteriler, Dünya’nın eğriliğini 4-6 saat boyunca görebilecek. Şirket, bunu insanın aklını başından alan bir deneyim olarak betimliyor. UZAYI ZİYARET ETMENİN EN ÇEVRE DOSTU YOLU Halo Space’in CEO’su ve kurucusu Carlos Mira “Geçtiğimiz 12 ay boyunca önceden var olan, kendini kanıtlamış ve güvenilir teknolojiyi kullanmak için havacılık endüstrisindeki en iyi ve en tecrübeli şirketlerle çalıştık. Ekip, ilk yıl içinde başardıklarımızdan oldukça memnun. Ancak nereye doğru yol aldığımız konusunda daha da heyecanlıyız. Yolculara hayat değiştiren bir deneyim sunarak onları dünyanın 40 kilometre dışına, uzayın kenarına götüreceğiz” dedi. Halo Space, basınçlı kapsüllerinin CO2 salınımı yapmadan yükseldiğini belirtti. Böylece bu kapsüller, uzayı ziyaret etmenin en çevre dostu yolu haline geliyor. Kaynak : AA

TEKNOFEST 2023 Roket Yarışmasına Başvurular Başladı

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'nden yapılan açıklamaya göre, her yıl binlerce takımın başvuruda bulunduğu Roket Yarışması, gençlere uzay teknolojileri alanında benzersiz bir deneyim fırsatı sunuyor. Festival kapsamında düzenlenen yarışmaya başvurular başladı. Tasarımdan üretime, entegrasyondan hazırlık sürecine kadar her aşamadan sorumlu olan gençlerin kendi tasarımı olan roketleri üretip, uçuşunu gerçekleştirdiği yarışma sistem mühendisliği vizyonuyla çalışıyor. Avrupa’da ilk, dünyada düzenlenen ikinci roket yarışması özelliğine sahip olan yarışma TEKNOFEST kapsamında ROKETSAN yürütücülüğünde düzenleniyor. TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları kapsamında ilki 2018 yılında gerçekleştirilen Roket Yarışmasına gençlerin ilgisi her geçen yıl artarak devam ediyor. Farklı alanlardaki fen ve mühendislik bilgi birikimlerini kullanan gençler, disiplinler arası düşünerek ve karmaşık işlemleri, süreçleri planlayarak roket tasarımı, üretim ve entegrasyonunu başarıyor. Roket Yarışması'nda 1 milyon 140 bin TL ödül AA'nın Global İletişim Ortağı olduğu TEKNOFEST 2023 kapsamında yine en dikkati çeken yarışmalar arasında olan Roket Yarışması bu yıl Lise (4 bin feet), Orta İrtifa (8 bin feet), Yüksek İrtifa (18 bin feet) ve Zorlu Görev (7 bin 5 yüz feet) olmak üzere dört farklı kategoride düzenleniyor. Katılımcılara eşsiz bir teknoloji serüveninin yanı sıra havacılık kariyerinde önemli bir adım, ekip ruhu ve takım olabilmenin kazanımlarını da yaşatan yarışmaya lise, ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrenciler ile mezunlar başvurabiliyor. TEKNOFEST 2023 kapsamında ödüllerin katlandığı bu yıl Roket Yarışması'nda toplam ödül 1 milyon 140 bin TL olurken, yarışmanın son başvuru tarihi 20 Kasım 2022 olarak belirlendi. TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları kapsamında, 24-30 Nisan 2023'te Aksaray Tuz Gölü’nde yapılacak final etabında dereceye giren takımlar ödüllerini İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek TEKNOFEST’te alacak. TEKNOFEST, Cumhuriyetin 100. yılında 3 şehirde düzenlenecek Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında İzmir, Ankara ve İstanbul'da düzenlenecek TEKNOFEST, 2023'te 41 ana yarışma ve 102 alt kategoride gerçekleştirilecek. TEKNOFEST’te yarışmalara katılmak için başvurular "www.teknofest.org" adresi üzerinden yapılacak. 13 milyon TL'den fazla ödül ve 30 milyon TL'nin üzerinde malzeme desteğinin verileceği TEKNOFEST 2023'ün teknoloji yarışmalarının başvuruları da 20 Kasım'da sona erecek. Kaynak : AA

Ulkar Kimya, İlaçta Yerli Üretimin Geliştirilmesi Hedefiyle Büyüyor

Ulkar Kimya Genel Müdürü Berkant Köseoğlu, tamamen yerli sermaye ile faaliyet gösteren bir kuruluş olarak Türkiye'nin yerli ilaç üretiminin geliştirilmesi hedefiyle çalıştıklarını belirterek "Kovid-19 salgını bütün dünyada ve ülkemizde bir gerçeği hatırlattı, o da ilaçta ve gıdada kendi kendine yetebilmek. Bu yüzden Ulkar Kimya, Ulkar Holding ve hatta Türkiye ekonomisi için stratejik bir konumdadır. Son zamanlarda ürün portföyü olarak yöneldiğimiz nadir hastalıklar kategorisi ile dünya çapında ilgi odağı haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 64 bin metrekare alan içinde bulunan Ulkar Kimya'nın üretim kapasite kullanımı yüzde 70'e ulaştı. Yılda 275 ton ilaç etken maddesi ve 150 ton mikropellet üretecek alt yapıya sahip olan tesiste sentez ve mikropellet üretim şeklinde 2 ayrı üretim alanı bulunuyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Köseoğlu, en büyük hedeflerinin, kardeş kuruluş olan Nobel İlaç'a Ar-Ge merkezi sayesinde yeni ürünler geliştirmek olduğunu aktararak, "Bu doğrultuda çalışarak hem ihtiyacı olan hastalara ulaşılabilir ve yeni ürünler kazandırıyor hem de yerli üretim ile Türkiye'nin ilaçtaki cari açığına pozitif yönde etki etmiş oluyoruz. Bu yoldaki birincil önceliğimiz ise dünyamızı korumak için çevreci politikalarla üretim yapmaktır. Enerji verimliliğine yoğunlaşarak daha çevreci üretim yapmak üzere elektrik ve doğalgaz kullanımlarının düzenlenmesini, yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulmasını, buhar ve su kullanımında geri dönüşüm sistemleri kurulmasını önceliğimiz olarak görüyor, bu doğrultuda adımlar atıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin yerli ilaç üretiminin geliştirilmesi hedefiyle çalıştıklarını belirten Köseoğlu, "Kovid-19 salgını bütün dünyada ve ülkemizde bir gerçeği hatırlattı, o da ilaçta ve gıdada kendi kendine yetebilmek. Bu yüzden Ulkar Kimya, Ulkar Holding ve hatta Türkiye ekonomisi için stratejik bir konumdadır. Son zamanlarda ürün portföyü olarak yöneldiğimiz nadir hastalıklar kategorisi ile dünya çapında ilgi odağı haline gelmiştir." açıklamasında bulundu. Köseoğlu, Türkiye ve Avrupa otoritelerinden GMP (Good Manufacturing Practices - İyi İmalat Uygulamaları) sertifikasına sahip olan ve ürettiği ham maddeleri hem yurt içinde hem de yurt dışına satış yapan bir firma olduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "120 çalışanımız ve yalın organizasyon yapımız ile Ar-Ge'den üretime, kaliteden teknik desteğe kadar her kademede çevreye duyarlılık, sürdürülebilirlik, hijyen ve kalite bilinciyle çalışan bir üretim tesisiyiz. Ürettiğimiz ürünlerin ilaç ve ilaç etken maddesi olması nedeniyle çalışan profilimizin deneyimli ve tecrübeli olmasına dikkat ediyoruz. Bununla birlikte tecrübelerimizi aktaracağımız, kariyerlerine destek olacağımız gençlere de staj dönemlerinde ve kariyerlerinin başında istihdam sağlamaktayız. Kuruluşumuzdan beri bünyemizde olan Ar-Ge bölümümüz 2018 yılının sonunda Devlet Onaylı Ar-Ge Merkezi Sertifikası alarak ULKAR-GEM adı altında çalışmalarını sürdürmektedir. ULKAR-GEM 20 kişilik ayrı bir yapılanma ve ayrı bir yerleşim düzeni ile çalışmaktadır. Bu merkezimiz son yıllarda dünyada eşdeğeri fazla bulunmayan ham maddelerin geliştirilmesine ve ticari olarak üretime aktarılmasına odaklanmaktadır. Bu çalışmalara ek olarak alternatif üretici değerlendirmeleri, proses verimlilikleri ve teknoloji transferi ile hem farklı ürünlerin portföyümüze katılmasına hem de maliyetlerin azaltılması konusunda şirketimize büyük katkı sağlamaktadır. Bu merkezimizin geliştirdiği nadir ilaç kategorisindeki bir ham maddemiz, şu anda yerli olarak üretilmekte ve Nobel İlaç tarafından hastalara ulaştırılmaktadır." Kaynak : AA

Akdeniz Üniversitesi Bilimin Yıldızı Oluyor

AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanlığı'nın 153 milyon liralık bütçe desteğini onayladığı Bilim Vadisi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleriyle Aksu ilçesinde 100 dekarlık arazide kurulacak Tarım Teknokent projeleriyle ilgili gelişmeleri açıkladı. BİLİM VADİSİNDE NELER OLACAK Bilim Vadisi'nin yapay zeka, biyoteknoloji, üç boyutlu yazıcılar ve nanoteknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte tıp alanında da yeni bir dönem başlatacağını belirten Rektör Prof. Dr. Özkan, “Rejeneratif tıp ve kök hücre araştırmaları laboratuvarı, gen ve hücre tedavi laboratuvarı, tıbbi mikrobiyal ürün üretimi, yapay zeka laboratuvarı, GMP laboratuvarları kurulacak. Ayrıca ileri cerrahi işlemlerin yapılabildiği hayvan laboratuvarı ile yapay zeka destekli ileri sağlık araştırmaları yapılabilecek" dedi. YAPAY ORGAN DERİ ÇALIŞMALARI BAŞLADI Bilim Vadisi'nin hem Antalya'nın hem de üniversitenin geleceğini değiştireceğini belirten Prof. Dr. Özkan, Bilim Vadisi içinde kanser aşısı, yapay organ, yapay zeka tabanlı ilaç üretimi hedefleri olduğunu kaydetti. Proje ihalelerinin başladığını belirten Prof. Dr. Özkan, yapay organla ilgili ön çalışmaların başlatıldığını, özellikle deri üzerine çok uğraştıklarını dile getirdi. YILDIZ ŞEKLİNDE İNŞA EDİLECEK Bilim Vadisi'nin kampus içinde kurulacağını, Kök Hücre Merkezi'nin etrafında yıldız şeklinde olacağını açıklayan Rektör Prof. Dr. Özkan, “Binanın inşası ve teçhizat çok önemli ve alımlarına başlandı. projeler masamızda, belirlendi. O projelerin gereksinimi ölçüsünde teçhizatlarımızla birlikte çalışmalarımıza hemen başlanacak. En kısa zamanda da meyvesini almayı planlıyoruz. Bu ilk adımlar çok önemliydi" diye konuştu. YURTDIŞINDAN FİRMALAR GELMEYE BAŞLADI Bu konuda hem yurt içi hem yurt dışından önemli firmaların yer alacağını anlatan Prof. Dr. Özkan, bu kapsamda Ukrayna'dan havacılık alanında çok ciddi projeleri olan büyük bir firmayla anlaşma imzaladıklarını söyledi. Yurtdışından firmaların gelmeye devam ettiğini de kaydeden Özkan, “Antalya'yı, bizim üniversitemizi ve teknokentimizi gördükten sonra daha da istekli oluyorlar ve daha çok firma çekeceğimiz görülüyor" dedi. TARIM TEKNOKENT Antalya'nın güçlü yönleri olarak tarım, turizm ve bilişimi gösteren Prof. Dr. Özkan, Aksu'da 100 dekarda kurulacak Tarım Teknokent'le ilgili şu bilgileri verdi: “Bizim teknokentimiz üniversite içinde, bu artık çok sürdürülebilir değil. İstanbul artık bilişim için çok uygun bir yer değil. Çünkü çok kalabalık, bilişim için daha relaks ortamlar gerekiyor. Biz teknokent olarak çok güçlü firmaları çektik bünyemize. Onlar Antalya'nın yaşamak için ne kadar elverişli olduğunu görünce, herkes birbirini takip ediyor elbette. Öyle olunca üniversite kampüsü içindeki bilişim teknokenti, Aksu'daki 100 dönümlük tarım arazimizin bir kısmını tarım teknokenti, bir kısmını ziraat eğitimine ayırarak devam etmeyi planlıyoruz. Tarım çok kıymetli, stratejik. Antalya'nın da çok güçlü ziraatı var. Teknokentte de tarım firmalarımız var. Bu ikisi el birliği yaparsa tarımda da Türkiye çok ciddi mesafe kat edecektir." OTOPARK VE OTEL 2023'E BİTİYOR Prof. Dr. Özlenen Özkan, hastanenin olduğu bölgede inşası devam eden otopark ve otel projelerini de anlattı. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ortak yapılan otoparkın muhtemelen yıl sonuna biteceğini belirten Prof. Dr. Özkan, “2023'ün başında hizmete açacakmışız gibi duruyor. O çok önemliydi bizim için, çünkü park bulmak o kadar zor ki, randevunuzu kaçırıyordunuz. Çok güzel bir işbirliği oldu, yüzde 60'a yakını bitti. Otel için bir turizm firması bize sponsor oldu, onlarla başladık. Burada iki şey var, biz sağlık turizmini çok önceliyoruz, çok önemsiyoruz. Bir kısmı VIP odalar olacak bir kısmı da Antalya'ya gelip çok uzun süre tedavi olan Türk hastalara çok uygun fiyatlı, kâr amacı gütmeyen, belki birkaç gün bedava bile olabilecek şekilde uzun zamanlı kalabilecekleri çok iyi bir imkan olacak. Otelin de otoparkla eş zamanlı bitmesini hedefliyoruz" diye konuştu. Kaynak : Basın Bülteni

Zürih Merkezli İlaç Firmasından Türkiye'de Üretim için İlk Adım

Haver Farma İlaç, Zürih merkezli MS Pharma’nın, Tekirdağ, Çorlu’da kurulu olan “Türkiye üretim tesisini” satın aldığını duyurdu. Haver Farma İlaç, global ilaç sektöründe jenerik ve biyoteknolojik ürünler ile faaliyet gösteren, Zürih merkezli MS Pharma'nın, Tekirdağ, Çorlu'da kurulu olan "Türkiye üretim tesisini" satın aldığını açıkladı. Şirketten yapılan açıklamaya göre Haver Farma İlaç, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde 12 ülkede hizmet veren, hızlı büyüme potansiyeli ile bölgesel liderliğe sahip, jenerik ve biyoteknolojik ürünler ile global ilaç sektöründe faaliyette bulunan ve enjekte edilebilir steril ürünler üreten, Tekirdağ, Çorlu'da kurulu olan üretim tesisine ait satın alma ön sözleşmesini MS Pharma ile 5 Mayıs 2022 tarihinde imzalamıştı. Satın alma süreci, kapanış koşulları ile ilgili regülasyonların yerine getirilmesinin ardından 05 Temmuz 2022'de, MS Pharma'nın Çorlu'da kurulu üretim tesisinde düzenlenen imza töreni ile tamamlanmış oldu. Şirket satın alma imzalarını; Haver Farma İlaç adına İcra Kurulu Başkanı Dr. Can Hisarlı ve satıştan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Okan Camcı, MS Pharma adına ise Uğur Kabalak ve Abu Abboud attılar. Haver Farma İlaç İcra Kurulu Başkanı Dr. Can Hisarlı imza töreninde; "Satın alınan yeni üretim tesisi, 05 Temmuz itibarı ile "Haver Trakya İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş." adı ile faaliyetlerine başlayacaktır" dedi. "YENİ TESİSİMİZ SAĞLIK İÇİN FAYDA, ÜRETME TEMEL DEĞERİMİZE GÜÇ KATACAK" Haver Farma İlaç A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Dr. Can Hisarlı "satın alınan yeni üretim tesisi, ulusal ve global pazarlarda tercih edilen firma olma vizyonumuz doğrultusunda; üretim kapasite artışı, ürün portföyünü genişletme, ARGE aşamasındaki yeni ürünleri pazara sunma konularında kritik katkı sağlayacak" dedi ve "yeni tesisimiz sağlık için fayda üretme temel değerimize güç katacaktır." sözlerini ekledi. Kaynak : Basın Bülteni

HVAC Uygulamalarında ISO 16890 Standardına Göre Filtre Seçimi

Son yüzyılla beraber insanoğlunun yaşam süresinin artmasıyla sağlığımız konusunda daha fazla konuşur olduk. Özellikle son dönemde stresten uzak durmaya, yediklerimizin ve içtiklerimizin doğal olmasına dikkat etmeye, zinde kalmak için doğa yürüyüşleri ve egzersizler yapmaya özen gösterir olduk. Bu farkındalıklar insanlar arasında günden güne artmaya başladı. Peki zamanımızın %90’dan fazlasını geçirdiğimiz kapalı alanlarda soluduğumuz iç hava kalitesi için de aynı hassasiyette olduğumuzu söyleyebilmek mümkün müdür? Partiküllerin İnsan Sağlığına Etkisi Sanayileşmenin ve nüfusun her geçen gün artmasıyla havadan gelebilecek gaz ve partikül kirleticilerine karşı bu işin içinde aktif rol olan profesyoneller insan sağlığını ve temiz hava gereksinimini önemsemektedir. ULPATEK olarak bu konunun içinde 40 yılı aşan tecrübemiz ile aktif rol alarak daha iyi bir gelecek için yüksek kaliteli filtrasyon ilkemizle bilgi birikimimizi her platformda paylaşmayı sürdürüyoruz.Toplumda farkındalığın artması ve artan hava kirliliği ile partiküllerin insan sağlığı üzerindeki etkisi daha da kapsamlı olarak incelenmeye başlanmıştır. Sonuçlar, ince tozların solunum hastalıklarına ve kansere neden olan ciddi sağlık tehlikeleri oluşturabildiğini gün yüzüne çıkarmıştır. Atmosferde yer alan kirleticilerden partikül çapı 10 µm’dan (1 mm = 1000 μm) büyük olanlar oldukça hızlı bir şekilde çökmektedir. Filtrelemenin özellikle 10 µm çapından küçük kirleticiler için yapılmasının temel sebebi budur. 10 μm çapından büyük taneciklerin çoğu, uygun aydınlatma ve kontrast olması durumunda çıplak gözle görülebilir. Normal şartlarda gözle görülebilir en düşük partikül çapı ise 30 μm ve üzeridir.5 ila 10 μm çapı aralığındaki daha büyük tanecikler üst solunum yolları tarafından ayrılır ve tutulurlar. Ara boyutlar ise, akciğerin hava kanalları üzerine çöker, buradan hızlıca temizlenerek yutulur veya öksürükle atılır. 2,5 ila 5 μm çapı aralığındaki tanecikler, insan ciğerlerinde tutunabilme ihtimali yüksek olan tanecikler olup akciğerlerin derinliklerine inmeden üst solunum sistemine geri gönderilirler.1 ila 2,5 μm çapı aralığındaki tanecikler bronşlarda tutulmakta ve insan sağlığı açısından riskler oluşturmaktadır.1 μm ve altındaki tanecikler, alveollerin hücre zarlarından kan akışına karışabilecek kadar küçük taneciklerdir. Hava filtreleri konusunda geçmişte kullanılan EN779:2012 ve ASHRAE 52.2 standartlarının eksiklerini kapatarak yerini alan ISO 16890 standardı ile 0,3-10 µm çapı aralığındaki partikül maddelerin verimliliği değerlendirilmeye başlanmıştır. ANSI/ASHRAE Standard 62.1’de anlatılan kabul edilebilir iç hava kalitesinin sağlanması açısından işletme şartlarında maruz kaldığımız partikül büyüklüklerine dikkati çektiği için de yeni standart önemlidir. Yeni standart ile sınıflandırma 0,3-1,0 µm, 0,3-2,5 µm ve 0,3-10 µm boyut aralığındaki partikül maddelere göre (Tablo 1) yapılmaktadır. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) pazarında büyük rol sahibi olan filtre üreticilerinin içinde yer aldığı Eurovent Association üyeleri, ISO 16890 standardının sınıflandırmasında göre gerekli iç hava kalitesine ulaşmak için filtre seçimi yapılması konusunda tavsiyelerini içeren “Eurovent REC 4/23” dokumanını Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) çalışmalarından faydalanarak yayınlamıştır. Yaklaşık 1600 şehir ve 91 ülkeden toplanan verilerin değerlendirildiği WHO [2005] kılavuzuna göre insan sağlığına etkisi olmayacak düzeydeki en yüksek yıllık ortalama partikül madde konsantrasyonu aşağıdaki gibidir; PM2,5 ≤ 10 µg/m3 yıllık ortalama PM10 ≤ 20 µg/m3 yıllık ortalamadır. İnsan sağlığına olumsuz etkisi konusunda son yıllarda alınan sonuçlar itibari ile büyük öneme sahip olan PM1 konsantrasyonu için tavsiye edilen bir limit değeri bu kılavuzda yer almamaktadır. İstenen iç hava kalitesine ulaşmak için dış hava partikül konsantrasyon değeri ile iç ortam kaynaklı partikül emisyon değerleri dikkate alınır. İç ortam emisyon değerleri konusunda öngörü yapmak zor olduğu için kapalı alanlar genel havalandırma ve endüstriyel açıdan kullanım alanına göre ayrı gruplandırılmıştır. İstenen iç hava kalitesine ulaşmak için tavsiye edilen verimlilikte filtreleme ile ihtiyaç duyulan besleme hava (SUP; Supply Air) kalitesi elde edilir. Bu detaylara son kullanıcılar hakim olmayabilir fakat bu işin içinde yer alan klima santrali üreticileri ve seçim yapan mühendislik firmaları hakim olmalı ve buna göre tasarımlarını yapmalıdır. Eurovent REC 4/23’te, dış ortam havası (ODA; Outdoor Air) üç gruba ayrılır. Eurovent REC 4/23’te iç ortam besleme havası (SUP) beş kategoride sınıflandırılmıştır. Tablo 3 Besleme Havası Kategorileri Dış ortam havası (ODA) ve besleme havası (SUP) kategorilerinden faydalanarak WHO kılavuzuna göre ihtiyaç duyulan verimliliği sağlayacak özellikte filtrelerin seçimi yapılır. Tablo 4 ODA ve SUP Kategorisine Bağlı Olarak Tavsiye Edilen Minimum ePMx Filtreleme Verim D *( ISO ePM1) ve ** (ISO ePM2,5) son kademedeki filtre ile ulaşılacak en düşük son kademe filtrasyon verimini ifade eder. Filtrasyon ile yapılması istenen sadece iç hava kalitesini sağlamak değildir. Aynı zamanda HVAC sistemlerinin de korunmasıdır. Bu sebeple birinci kademe filtre veriminin en az ePM10‘da %50 olmalıdır. Nemlendirme yapılan uygulamalarda, nemlendirme hücresinden çıkan hava verimi en az ePM2,5‘da %65 olmalıdır. Bir örnek verecek olursak; Dış ortam hava kalitesinin ODA 1 şartlarında olduğu Bolu/Abant’ta yer alan bir otelin iç ortam hava kalitesinde tavsiye edilen değerlere ulaşmak için besleme havamız SUP 2 kalitesinde olmalıdır. Bunun için klima santralinde kullanılması gereken filtre verimliliği yukarıdaki tablodan görüleceği üzere ePM1 %50 ‘dir. FV-F7-592x592x292 model F7 sınıfı (EN 779:2012) bir filtre Abant’ta istenen bu verimliliği sağlamaktadır. Aynı örneği ODA 2 şartlarının geçerli olduğu Eskişehir’de yer alan bir otel için ele aldığımızda ise istenen SUP 2 kalitesindeki besleme havası verimi ePM1 %70 olmalıdır. Bu verim ise aynı model F8 sınıfı filtre ile elde edilebilmektedir. Son olarak ODA 3 dış ortam hava kalitesinin olduğu İstanbul/Şişli’de yer alan benzer bir otelin ise aynı iç hava kalitesine ulaşması için kullanması gereken filtre verimliliğine baktığımızda bu değerin ePM1 %80 olduğunu görüyoruz. FV-F9-592x592x292 model F9 sınıfı filtre ile istenen bu verime ulaşılabilmektedir. Bu üç uygulamada da taze hava girişinde ön filtre kullanımı ayrıca tavsiye edilmektedir. Aşağıdaki örnek tabloda farklı Dış Ortam Havası (ODA) ve Besleme Havası (SUP) kategorilerine göre tekli ya da kademeli filtre seçimi yaparak istenen iç hava kalitesine ulaşacak şekilde filtreleme yapılabilmektedir. Tablo 5 ODA ve SUP Kategorilerine Göre Filtre Seçimi Havalandırma sistemi uygulamalarının büyük çoğunluğunda istenen temiz hava gereksinimi ePM1 verimliliği (SUP 1 ve SUP 2) ile sağlanmaktadır. Temiz hava gereksinimi uygulamaya göre azaldıkça önce ePM2,5 verimliliği (SUP 3) daha sonra da ePM10 verimliliği (SUP 4 ve SUP 5) sağlayacak özellikte filtre seçimi ile uygun iç hava kalitesi yakalanabilir. Dış ortam hava kalitesinin ODA 1 şartlarında olduğu Bolu/Abant’ta yer alan bir otelin iç ortam hava kalitesinde tavsiye edilen değerlere ulaşmak için besleme havamız SUP 2 kalitesinde olmalıdır. Bunun için klima santralinde kullanılması gereken filtre verimliliği yukarıdaki tablodan görüleceği üzere ePM1 %50 ‘dir. FV-F7-592x592x292 model F7 sınıfı (EN 779:2012) bir filtre Abant’ta istenen bu verimliliği sağlamaktadır. ODA 3 dış ortam hava kalitesinin olduğu İstanbul/Şişli’de yer alan benzer bir otelin ise aynı iç hava kalitesine ulaşması için kullanması gereken filtre verimliliği ePM1 %80 olup (FV-F9-592x592x292) karşılık geldiği filtre sınıfı F9’dur. Her iki uygulamada da taze hava girişinde ön filtre kullanımı tavsiye edilmektedir. Hastane, ilaç fabrikası, elektronik sanayi gibi temizoda havalandırması için kullanılabilecek klima santralinin besleme havasının SUP 1 kategorisinde ve ePM1 verimliliğinde olması gerekmektedir. Partikül madde konsantrasyonunun yüksek olduğu (ODA 1) Gebze, Çerkezköy yada şehir içinde yer alan böyle bir tesisin klima santralinde (ön filtre hariç) yüksek verimlilikteki tek filtre (ePM1 %90) ile çözüm sunulabileceği gibi son kademesinde daha düşük verimlilikte olan çoklu filtre (ePM2,5 %50 + ePM1 %80) ile de çözüm üretilebilmektedir. Uzun yıllardır kullandığımız EN779:2012 standardındaki filtre sınıflarının birebir karşılığı ISO 16890 standardında yer almamaktadır. Eurovent Certita Certification’ın yaptığı karşılaştırma tablosu iki standardın birbiri ile verimlilik açısından kıyaslama için kullanılabilecek gerçek test sonuçlarına dayanan özet bir çalışmadır. Tablo 6 EN 779 ve EN ISO 16890 Filtre Sınıfı Karşılaştırması İstenen hava kalitesini sağlamak için bahsedilen tüm filtre seçimi tavsiyeleri dikkate alınırken göz önünde bulundurulması gereken bir diğer önemli parametre enerji tüketim maliyetleridir. Enerji verimliliği açısından muadillerine göre aynı çalışma şartlarında daha düşük başlangıç basınçlı, daha yüksek filtrasyon alanına sahip, uzun işletme ömrü olan filtre modelleri tercih edilmelidir. Filtre üreticilerinin enerji verimliliği konusunda Eurovent REC 4/21-2018’e göre yaptığı tavsiyelerine son kullanıcılar ve işletmeciler uyarak enerji tasarrufu konusunda sistemlerinde iyileştirmeler yapabilir. EN 16798-3:2017 standardı koşulları gereğince uygun olmayan Dış Ortam Havası (ODA) koşullarında ve istenen Besleme Havası (SUP) şartlarına göre partikül filtreleri ve gaz faz filtrelerinin beraber kullanımı da tavsiye edilmektedir. ISO 16890 standardı ile prosese yönelik seçimi yapılan hava filtreleri ile tesisat ekipmanları, havalandırma kanalları, donanımlar, ürünler korunur. Özellikle binaların ısıtma, havalandırma ve klima uygulamalarında yaygın olarak kullanılan filtreler ile partikül madde konsantrasyonu azaltılarak iç hava kalitesi arttırılır ve insan sağlığını önemli ölçüde korunur. ISO16890 standardı ile ilgili daha geniş bilgiye www.ulpatek.com adresinden ulaşabilirsiniz. Kaynaklar EN ISO 16890-1:2016 Genel Havalandırma Hava Filtreleri için – Bölüm 1: Parçacık Madde Verimliliğine (ePM) Dayanan Teknik Şartnameler, Gereklilikler ve Sınıflandırma Sistemi Eurovent REC 4-21 – Energy Efficiency Evaluation of Air Filters for General Ventilation Purposes – 2018 Eurovent REC 4-23 – Selection of EN ISO 16890 Rated Air Filter Classes – 2018 ULPATEK Filtre Teknolojisi – “ISO 16890 Hava Filtrelerinde Yeni Standart” Teknik Broşürü ANSI/ASHRAE Standard 62.1-2016 Ventilation for Acceptable Indoor Air Quality

Temizodalarda Tek Kullanımlık mı Yoksa Çok Kullanımlık Tulum mu Tercih Edilmeli ?

Pandemiyle birlikte tek kullanımlık sarflara olan talebin artması, fiyatlarını da doğru orantılı olarak etkiledi. Bu artıştan etkilenen ürünlerden birisi de kuşkusuz temizoda içerisinde tercih edilen tulumlar oldu. Tabi bu artışın ardından çözüm partikül yaymayan ve son dönemde üretim sahalarında popüler olmuş çok kullanımlık tulumlar oldu. Bilindiği üzere tulumlar, ürün ve proseste insan kaynaklı kirlenmelerin önüne geçmek için kullanılmaktadır. Bu kirlilik sadece gövdeden değil, baş ve ayak bölgeleri dahil pek çok yerden yayılmaktadır. Dolayısıyla kullanılan malzemenin tüm vücudu kapatıyor olması önemli bir husustur. Temizodada tercih edilen kıyafetleri ISO 14644-5' te geçtiği şekliyle 2' ye ayırabiliriz; 1.Tek kullanımlık tulumlar(nonwoven kumaş diye de geçer) (polipropilen, polietilen, polyester) Kendi içerisinde çok farklı tipleri vardır, spunbonded, melt blown, SMS, film lamine edilmiş vb. Genelde temizodalarda tercih edilen tipi spunbonded poliolefin tulumlardır. Bu tulumlar kullanılmadan önce yıkanıp steril edilerek kullanılması önerilir. Nonsteril kullanımlarda alanı ve ürünü kirletebilir. Sterilizasyon prosesi olarak radyasyon önerilmez, radyasyona maruz kalması durumunda parçalanarak kullanıldığı ortama partikül yaymaktadır. Fakat tek sefere mahsus, 50 kGy geçmeyecek şekilde steril edilerek kullanılabileceği de yine dokümanlarda yazmaktadır. 2.Yeniden kullanılabilir tulumlar(woven kumaş diye de geçer) (polietilen ve poliamid türevi malzemelerden yapılan ürünler) Tüm temizoda ve kontrollü alanlarda tercih edilebilen bir üründür. Bu ürünler tekrarlı olarak temizlenebilir ve steril edilebilir olmasıyla oldukça popülerdir. Bu kumaşlar partikül geçirmeyecek şekilde dokunmuş, elektrostatik, dayanıklı, ergonomik, kimyasal uyumlu, sıvı resistansı vb. özelliklere sahiptir.(bu özelliklerin çok detaylı test metodlarıyla kontrolleri üreticiler tarafından sağlanmaktadır) Sterilizasyon yöntemi olarak buhar, radyasyon (gamma ve ya E-beam) tercih edilmektedir. Etilen oksit sterilizasyonu bu ürünlerde kalıntı riskinden ötürü tavsiye edilmemektedir. Tekrarlı temizlik ve sterilizasyon prosesi bu malzeme üzerinde de olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Dolayısıyla üreticilerden yapılacak tekrarlı çalışmalar sonrası test çalışmalarının talep edilmesi gerekir ve tavsiye edilen yıkama/sterilizasyon tekrar sayısı dışında kullanılmamalıdır. Yıkama prosesinin ve yıkama sonrası paketleme prosesinin de yine ISO 14644-1 gerekliliklerini karşılayan bir alanda yapılması gerekir.Kullanılan yıkama ajanının tulum üzerinde herhangi bir kalıntıya sebep olmaması da önemli bir husustur. IEST RP.CC003.4' te verilen tablo bu konuyu çok güzel özetlemektedir ve güvence altına almaktadır; Pamuk, keten ve yün gibi doğal lifler içeren kumaşlar, temizodalarda kullanıma uygun olmayan malzemelerdir. Bu ürünler doğal yapısından ötürü partikül yayacağından kesinlikle üretim alanlarında tercih edilmemelidir. Bu malzemelerin temizodalarda kullanılmaması gerektiği hem ISO 14644-5, hem de IEST RP-CC003.4' te belirtilmektedir. FDA' da imalathanelerde uygun temiz kıyafetlerin kullanılması gerektiği 21CFR211.28(a)' dayanmaktadır. https://www.accessdata.fda.gov/scripts/cdrh/cfdocs/cfcfr/CFRSearch.cfm?fr=211.28 Her üretim prosesinin kendine has kuralları vardır. Dolayısıyla kıyafet seçiminde üretim prosesini de dikkate almak gerekir. Örneğin aseptik bir proseste ISO Class 5 alanda çalışacak personelin sadece bone ve maske ile değil, aynı zamanda başlık ve gözlüğünü de takarak alanda bulunması gibi. Dolayısıyla neyin gerekli olup olmadığı, nelerin uygulamaya özel olduğuna da yine dikkat etmek gerekir. Yine yıkanabilir kıyafetlerdeki yıkama sıklığının da alan temizliği ve üretim prosesini dikkate alarak tanımlanması gerekir. Aseptik alan için örnek vermek gerekirse, her girişte yeni steril kıyafetler kulanmak gerekir. Temizodalardaki en büyük kirleticinin insan olduğunu hiçbir zaman unutmayınız. Dolayısıyla kıyafetlerin seçimi de proseste bir hayli önemli. Hatalı bir uygulamanın başta alanların kirletilmesiyle, daha sonra da ürün kontaminasyonuyla devam eden felaketler silsilesini getireceği hiç akıldan çıkmamalıdır. Kaynak : Vahit Dalagan, Valtech   

Türkiye Uzay Ajansı ve ESEN Sistem, ABD'li Sierra Space ile Anlaştı

TUA (Türkiye Uzay Ajansı) ve ESEN Sistem, ABD'nin dünyaca ünlü uzay şirketi Sierra Space ile uzun vadeli ortaklık kurdu. TUA ve ESEN Sistem, ABD’nin ünlü havacılık, uzay sistemleri ve ticari yörünge taşımacılığı şirketi Sierra Space ile İşbirliği Mutabakat Zaptı imzaladı. Bu doğrultuda LEO (Alçak Dünya yörüngesi) Ay ve astronot programları konusunda işbirliği yapılacak. TUA ve ESEN Sistem, Sierra Space ile anlaştı TUA ve ESEN sistem ile anlaşma sağlayan ve 1963 yılında kurulan Sierra Space, 1994 yılında Türk kökenli Fatih Özmen ve Eren Özmen tarafından satın alındı. Su anda ise ABD ordusundan NASA’ya kadar birçok kurumla ortak proje geliştiriyor. Son yıllarda ise astronotları yerküre alçak yörüngesine uçuracak ticari personel taşıma yeteneğini geliştirmesi için NASA tarafından seçilen 3 şirket arasında yer aldığı için tüm dünya tarafından tanınır bir hale geldi. Türkiye Uzay Ajansı ve ESEN Sistem ile imzalanan mutabakata göre ise alçak Dünya yörüngesine ve Ay’a yük gönderme başta olmak üzere uzaktan algılama, sevk sistemleri, mürettebatlı uzay sistemi ve uzay iletişimi gibi uzay teknolojileri ve uygulamaları konusunda işbirliği yapılacak. Bununla birlikte Sierra Space ve ESEN’in önümüzdeki beş yıl boyunca Dream Chaser isimli uzay uçağı ve LIFE habitatı da dahil olmak üzere birçok uzay teknolojisi ve uygulamaları üzerinde TUA ile ortaklaşa çalışacak. Ayrıca gelecekteki LEO planları da yine birlikte yapılacak. Anlaşma dahilinde bilinen 4 madde ise şu şekilde: Uzaktan algılama, sevk sistemleri, mürettebatlı uzay sistemi ve uzay iletişimi gibi alanlardaki uzay teknolojileri ve uygulamaları Sierra Space’in LIFE uzay habitat modülünün kullanımı dahil olmak üzere, LEO yörüngesinde uzay ortamı kullanımı Yükleri LEO’ya (alçak Dünya yörüngesi) ve aya gönderme Uzayla ilgili ticari girişimler, Ar-Ge, teknoloji inovasyonu ve bilim kampanyalarında Türk sanayisi ve akademisinin katılımı Sierra Space CEO’su Tom Vice tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada şunlar söylendi: Türk Uzay Ajansı ve ESEN ile yapılan bu anlaşma, LEO’da bir teknoloji ve iş platformu inşa ettiğimiz ve de bunu yaparken uzaya ekonomik erişim sağlayarak ticari uzay ekonomisini dünyaya açtığımız için Sierra Space için önemli bir adımdır. İnsan uygarlığını ilerletmek için yaptığımız iş hiç bu kadar önemli olmamıştı. Yeni nesil uzay taşımacılığına, destinasyonlara ve uygulama çözümlerine öncülük etmek için dünyanın dört bir yanından insanları bir araya getirmek için uzayda eşsiz bir fırsata sahibiz. TUA Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada şunlar söylendi: Türk Uzay Ajansı, Dream Chaser uzay uçağı, LIFE Habitat ve bir dizi uzay uygulaması dahil olmak üzere Sierra Space’in çeşitli projelerinin ve uzay teknolojilerinin geliştirilmesine ve yürütülmesine katılmak için Sierra Space ve ESEN ile ortak olmaktan gurur duyuyor. Sierra Space’in yetenekleri ve teknolojilerinden yararlanarak endüstrilerimiz ve gelecekteki uzay projelerimiz için muazzam faydalar sağlayacağız. Ticari alan altyapısının ve ekonomisinin geleceğinde aktif katılımcılar olabileceğimiz ek fırsatları belirlemek için Sierra Space ile daha fazla işbirliği yapmayı dört gözle bekliyoruz. ESEN Genel Müdürü Cem Uğur tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada şunlar söylendi: Sierra Space, ticari uzay ekonomisinde bir endüstri lideridir ve şirketle birlikte Türk uzay ekonomisinin inşasına yardımcı olmak için çabalarımızı sürdürmekten mutluluk duyuyoruz. Sierra Space’in ileri teknolojilerini ve ticari uzay projelerini daha da ilerletmek için ortaklaşa çalışırken, dünyanın her yeri için ticari alan gelişimini ilerletebiliriz. Kaynak : ShiftDelete

E-bülten için aşağıdaki bilgileri doldurmanız yeterli.

Giriş Yap

Şifremi Unuttum Kayıt Ol

Kayıt Ol

Şifremi Unuttum