Haberler

Pharmactive İlaç, Koreli Ortağıyla Biyoteknolojik İlaç Fabrikası Kuracak

Pharmactive İlaç’ın Güney Koreli ortağı Polus şirketiyle ürettiği ve klinik deneme aşamasında olan 5 biyoteknolojik ilacının testleri olumlu sonuçlanırsa fabrika yatırımı yapılacağı açıklandı. İlaç sektörüne 2010 yılında giriş yapan Pharmactive İlaç, global yatırım ortaklıklarıyla katma değerli üretimlere odaklandı. Şirket, 200 milyon dolarlık yatırım bedeli ile 2013 yılında Çerkezköy tesislerini devreye aldı. 108 bin metrekarelik alan üzerine kurulu fabrikada hizmet veren Pharmactive, Avrupa GMP sertifikasına da sahip. 2017 yılında katma değerli üretimlere odaklanan şirket, biyoteknolojik ilaç konusunda Güney Koreli Polus firmasıyla ortaklık yaparak bu alanda söz sahibi olmayı planlıyor. Pharmactive İlaç Teknik Operasyonlar Genel Müdürü Fatih Elay, Polus firmasıyla ortaklaşa geliştirdikleri beş biyoteknolojik ilaçta üretim sürecinin tamamlandığını ve klinik denemelere geçildiğini kaydetti. Elay, klinik çalışmalarda da sonuçların olumlu yönde çıkması halinde yeni bir fabrika yatırımı yapacaklarına işaret ederek, "Klinik çalışmalarda beklenilen sonuçların elde edilmesine bağlı olarak şirketimiz Güney Kore’deki fabrikanın aynısını Türkiye’ye de yapacak. Klinik çalışmalar ve ruhsatlandırma konusundaki süreçlerin 2022 yılında sonuçlanacağını öngörüyoruz. Sonuçlara göre Güney Kore'deki fabrikanın aynısının Türkiye'de de inşa edilmesi konusunda çalışmalara başlayacağız. Burada yapacağımız tesiste Güney Kore’deki firmayla know-how paylaşımı da olacak. Ürünlerin know-how ve teknoloji transferi Güney Kore’den Türkiye’ye yapılacak" dedi. “En fazla projeye sahip 2’nci şirketiz” Elay, her yıl cirolarının yaklaşık yüzde 6’lık kısmını Ar-Ge çalışmalarına ayırdıklarını ifade etti. Yakın zamanda yayınlanan ‘Türkiye Ar-Ge 250’ raporunda önemli bir başarı elde ettiklerine dikkat çeken Elay, “İlaç sektöründe faaliyet gösteren onlarca firma arasında en fazla Ar-Ge harcaması yapan 12’nci şirketiz. Proje sayısı bakımından da en fazla proje sayısına sahip sekizinci üreticiyiz. Yakaladığımız ivmeyi üzerine koyarak artırmayı amaçlıyoruz” dedi. Kurulacak fabrikanın biyoteknolojik ilaç ithalatına panzehir olacağını anlatan Elay, "Bu alanda pasta giderek büyüyor biz de bu alandaki dışa bağımlılığımızı azaltmak adına böyle bir yatırımı devreye almak istiyoruz" şeklinde konuştu. Elay, "Sektörde katma değerli ürünlerin daha fazla yer alması adına üniversite- sanayi iş birliklerinin yaygınlaştırılarak daha fazla artırılması gerekiyor. Türkiye biyoteknolojik ilaç üretimi konusunda gerekli altyapıya sahip. Ayrıca diğer ilaçların üretimi konusunda dünyada önemli bir yerde bulunuyoruz. Doğru koordinasyon Türkiye’yi ilaç sektöründe daha ileri bir noktaya taşıyacak" değerlendirmesinde bulundu. Elay, geliştirilecek biyoteknolojik ilaçların satış ve pazarlama faaliyetlerinin ise 36 ülkede kendileri tarafından yapılacağını bildirdi. Çin'e ihracat hazırlığı Sektördeki işbirliklerini artırma konusunda çalışmalarının devam ettiğini kaydeden Fatih Elay,"Global bir firma ile ürün geliştirme konusunda çalışma yapacağız. Bununla ilgili görüşmeler yapıldı. Geliştireceğimiz ürünler konvasiyonel ilaçlar konusunda olacak. Ayrıca Avrupa’daki faaliyetlerimizi de artırıyoruz. Yakın zamanda damar yolları konusunda geliştirdiğimiz bir ilaç da Çin pazarında olacak" diye konuştu. Santa Farma, MEALİS ile işbirliğine gitti Santa Farma, Türkiye’nin önemli yerli ilaç sanayicilerinden. 75’inci yılına giren şirket, Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 150 milyon Euro’luk yatırımla faaliyete geçirdiği 43 bin metrekare kapalı alana sahip üretim tesisini 5 yıl önce sağlık sektörünün hizmetine sunmuştu. Santa Farma, geçtiğimiz günlerde önemli bir satış anlaşması imzaladı. Şirket, MEALIS Ortadoğu Yaşam Bilimleri ile yapmış olduğu stratejik işbirliği anlaşmasıyla, kadınlarda orta dereceli ve şiddetli stres tip idrar kaçırma tedavisinde kullanılan duloksetin hidroklorür etkin maddeli ilacın satış, pazarlama ve dağıtım haklarını MEALIS’e devretti. Yıllık tek vardiyada 150 milyon kutu üretim kapasitesine, EU-GMP, TR-GMP ve Ürdün GMP sertifikalarına sahip şirketin Kocaeli tesisinde, Santa Farma ürünlerinin yanı sıra yurtdışından ürün ithal edilmekte olan global ve yerli ilaç firmalarına üretim desteği veriliyor. Acıbadem, sağlık yönetim sisteminin kullanım hakkını Parkway Pantai'ye sattı Acıbadem'in geliştirdiği sağlık yönetim platformu Cerebral Plus’ın lisans kullanım hakkı 21 milyon dolar karşılığında Singapur merkezli Parkway Pantai Limited’e (PPL) satıldı. Malezya, Singapur, Çin, Hong Kong, Hindistan ve Brunei’de 50’den fazla hastanesi bulunan PPL, tüm hastane ve tıp merkezlerinde Cerebral Plus’ı kullanmayı hedefliyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde kurulum ve bakım destek gelirleri ile birlikte toplam gelirin 100 milyon doları bulacağı öngörülüyor. Proje kapsamında yazılımın kullanılması için Malezya’daki 17 hastanede kurulum çalışmalarına başlandı. Parkway Pantai Limited ile yapılan satış ve anlaşma aynı zamanda Acıbadem Sağlık Grubu’nun 30 yıllık emeğinin ürünü Cerebral Plus’ın global bir yazılım oyuncusu olması bakımından da büyük önem taşıyor. Cerebral Plus’ın çok sayıda dil olanağı sunması ve Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu, Uzak Asya gibi farklı coğrafyalarda kullanılması; yeni jenerasyon ve entegre dijital platform seçeneği olma yolunda öne çıkıyor. Kaynak : Basın Bülteni

Turkishtime, Ar-Ge 250 Araştırma Sonuçlarını Yayınladı

Türkiye’de Ar-Ge hafızasını yaratmak vizyonu ile yola çıkan “Turkishtime Türkiye Ar-Ge 250 Araştırması”, yedinci yılında da en kapsamlı Ar-Ge tablosunu çıkararak 2019 verileri ile Türkiye’nin Ar-Ge karnesini hazırladı. 2013 yılından bu yana Türkiye’de inovasyon ve Ar-Ge’nin nabzını tutan tek kaynak olan Ar-Ge 250 Araştırması, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Ar-Ge’deki trendleri ortaya koyarken Türkiye’nin katma değer yolculuğunun hangi noktada olduğunu da gözler önüne serdi. Bu yılki rapor; T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onaylı Ar-Ge merkezine sahip firmaların Ar-Ge 250 araştırması kapsamında yaptıkları bildirimler ile Türkiye ihracat sıralamasındaki ilk 500 firma tarafından verilen bilgiler ve Borsa İstanbul şirketlerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptıkları açıklamalardan yola çıkılarak hazırlandı. Araştırmanın temeli ise; firmaların 2019 yılında Ar-Ge harcamaları, 2020 yılı için planlanan Ar-Ge harcamaları, Ar-Ge personel sayısı, 2019 yılında Ar-Ge merkezlerinde alınan; patent sayısı, faydalı model sayısı, tasarım tescil sayısı, marka sayısı ve 2019 yılı Ar-Ge desteklerinden yararlanma oranı oluşturdu. Turkishtime, bu yıl yedincisini gerçekleştirdiği “Türkiye Ar-Ge Araştırması” ile bir kez daha Türkiye’nin katma değer yolculuğunda nereye vardığını gözler önüne serdi. Araştırmada, Ar-Ge ve yenilikçiliğin her geçen gün daha da derinleştiği Türkiye’de firmaların bu alana yaptığı yatırımların katlanarak arttığı gözlemlenirken araştırmaya konu olan 500 firmanın 2019 yılında Ar-Ge’ye 15 milyar 552 milyon TL’lik bir yatırım yaptığı görüldü. Firmaların 2019 verilerinden hareketle, Ar-Ge’ye yapılan yatırımın önemine dikkat çeken araştırmada bu yıl savunma sanayi ağırlığını hissettirirken; TUSAŞ, ASELSAN ve ROKETSAN ilk üçte yer alan isimler oldu. Liderlik koltuğuna savunma sanayinin mihenk taşlarından biri olan TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TAİ) geçerken, 2018 yılında Ar-Ge’ye 1 milyar 576 milyon TL harcayan firma, 2019 yılında bu rakamı 3 milyar 14 milyon TL’ye çıkararak Ar-Ge alanındaki harcamalarını yüzde 91,2 artırmış oldu. Dünyanın yakından takip ettiği projeleri geliştirmek için Ar-Ge yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini belirten TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil,“TUSAŞ olarak 2018 yılında 1.5 milyar lira olan Ar-Ge harcamalarını 2019 yılında ikiye katlayarak, Ar-Ge ve inovasyon projelerinde toplamda 3 milyar TL’nin üzerinde bir harcama gerçekleştirdik. Böylece 2019 yılındaki toplam cironun yüzde 34.4’ünü Ar-Ge harcamalarına ayırmış olduk” dedi. Havelsan Listede Dört Basamak Yükseldi 2018 yılının lider ismi Aselsan 2019 yılında listenin ikinci sırasına yerleşirken firmanın söz konusu dönemde Ar-Ge’ye 2 milyar 975 milyon TL ayırdığı görüldü. Firma, her ne kadar listede ikinciliğe gerilese de yaptığı Ar-Ge yatırımlarını 2018 yılına nazaran yüzde 37,6 oranında artırmayı başardı. Bir önceki araştırmanın dördüncü sırasında yer alan Roketsan, bu yıl listede üçüncülüğe yükselen isim oldu. 2018 yılında 512 milyon 109 bin TL olan Ar-Ge harcama tutarını 2019 yılında 525 milyon 252 bin TL’ye çıkaran firma, böylece yüzde 2,6’lık bir artışla listede üçüncülük koltuğuna yerleşti. Listenin dördüncü sırasına yerleşen Turkcell, 397 milyon 237 bin TL olan Ar-Ge rakamını 2019 yılında yüzde 16,4’lık büyüme ile 462 milyon 477 bin TL’ye taşıdı. Listedeki sıralamada bu yıl sıçrama yaşayan firmalardan biri Havelsan oldu. 2018 yılında gerçekleştirdiği 302 milyon 391 bin TL’lik Ar-Ge harcaması ile listenin dokuzuncu sırasında yer alan Havelsan, bu yıl yüzde 51,6’lık artışla söz konusu rakamı 458 milyon 482 bin TL’ye çıkarırken listede de dört basamak yukarı çıkarak, beşinciliğe yükseldi. Listenin ilk 10’unda Havelsan’ı sırasıyla; Ford (6.), Vestel (7.), Tofaş (8.), TEI TUSAŞ (9.) ve Mercedes Benz (10.) takip etti. Savunma Sanayii İlk 50’den Yüzde 62.8 Pay Aldı Araştırmada; ilk 50 firmanın yaptığı Ar-Ge yatırım toplamının 2018’de yüzde 56,2’sini oluşturan savunma sanayinin payının 2019’da yüzde 62,8’e kadar çıktığı görüldü. Türkiye’deki Ar-Ge büyümesini uzun yıllardır savunma sanayi ile birlikte gerçekleştiren ilk 50’deki otomotiv ve beyaz eşya firmalarının toplamları nominal olarak 2019 yılında sırasıyla yüzde 2,0 ve 2,1 oranlarında küçüldü. Uzmanlar bunda Ford Otosan, Arçelik ve Vestel Beyaz Eşya gibi o sektörlerin lokomotiflerinin yatırımlarının limitli kalmasının etkili olduğunu belirtiyor. Savunma sanayinin aksine yurt içi ve dışı piyasa daralmalarından direkt etkilenen ve kâr marjları giderek azalan özel sektör firmalarının bu olumsuz durumda Ar-Ge yatırımlarını mecburen azaltabildiklerini ifade eden uzmanlar, bunun ülkemizin teknolojik gelişimi için olumsuz bir durum olduğuna dikkat çekiyor. Aselsan, Proje Sayısında Liderliği Elden Bırakmıyor Ar-Ge harcamasında bu yıl ikinci sırada yer alan Aselsan, konu proje sayısına geldiğinde zirvedeki isim oldu. Firma 2019 yılında yürüttüğü 620 proje ile “Ar-Ge 250” araştırmasının proje sıralamasında liderliği elden bırakmadı. Proje sayısına göre sıralamada Aselsan’ı Vestel takip ederken firma, 352 proje ile ikinciliğe yerleşti. Deva Holding’in 265 proje ile üçüncü sırada yer aldığı listede;Dyo Boya (130), Roketsan (113), Hidromek (133), Tusaş (111), Argis (103) ve Asaş (95) ilk 10’a giren isimler oldu. 2019 yılında Ar-Ge merkezinde çalışan lisans ve üstü personel sayısına göre yapılan sıralamada birinci sırada yer alan Aselsan, 3 bin 947 personel ile Ar-Ge merkezinde yürüttüğü projeler kadar nitelikli istihdama da ne kadar önem verdiğini rakamlarla ortaya koymuş oldu. Ar-Ge’nin bu yılki zirvedeki ismi olan Tusaş ise Aselsan’ın ardından gelerek 2 bin 871 lisans ve üstü personel ile listenin ikinci sırasına adını yazdırdı. Genel sıralamada beşinci sırada yer alan Havelsan, lisans ve üstü personel sayısına (1248) göre yapılan sıralamada ise üçüncü oldu. Havelsan’ın ardından Ar-Ge merkezinde istihdam ettiği 1105 lisans ve üstü personel ile listede kendine dördüncü sırada yer bulan Turkcell, böylece dördüncü olarak yer aldığı genel sıralamayla benzer bir performans göstererek aynı sırada yer almış oldu. Turkcell, Patent Sayısıyla Liderlik Koltuğunda Ar-Ge’de istihdam ettiği 979 kadın çalışan sayısıyla birinci sırada yer alan Aselsan’ı 636 ile Tusaş izledi. Listenin üçüncü sırasında bulunan Turkcell ise 405 kadın çalışan sayısıyla ilk üçte kendine yer buldu. Ar-Ge’de çalışan kadın sayılarına göre 2019 Ar-Ge 250 listesinde ilk 10’a giren diğer isimler sırasıyla;Logo Yazılım (334), Havelsan (320), Netaş (309), İsmini Açıklamak İstemeyen firma (294), Roketsan (272), Vestel (193) ve Siemens (150) oldu. Ar-Ge merkezinde alınan patent sayısına göre Türkiye’nin lideri Turkcell. Sektörel sıralamada telekom firmaları arasında birinci sırada yer alan Turkcell, 2019 yılında aldığı 142 patent ile sektörel sıralamadaki birinciliği ile aynı performansı göstererek bu listenin de başında yer aldı. 2019 yılında aldığı 36 patent ile ikinci sırada yer alan Netaş’ı sırasıyla; Eczacıbaşı, Vestel, BSH, Anadolu Isuzu, Tofaş, Tırsan, MAN ve Türk Traktör takip etti. Yazılımda Ar-Ge Yatırımları Artışta Dünya trendlerine uygun olarak Türkiye’deki yazılım sektöründe Ar-Ge yatırımlarının arttığına dair sinyallerin görüldüğü Ar-Ge 250 Araştırması, Logo (171.825.277 TL) ve Softtech (243.402.663 TL) gibi yazılım firmalarının ve Turkcell Teknoloji’nin (462.477.446 TL) Ar-Ge yatırımlarının arttığı gözlemlendi. Bu noktada uzmanlar dünyada Ar-Ge’si en hızlı gelişen sektörlerin yazılım, ERP ve yapay zeka sektörleri olduğunu düşündüğümüzde ülkemizin de bu sektörlerde gelişme kaydetmesini sevindirici bir gelişme olarak yorumluyor. Ar-Ge 250 Detaylı Listesi'ne buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak : Dünya

Pandemi Ortamında İklimlendirme ve Havalandırma

Şubat ayı içinde DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından Pandemi olarak kabul edilen Covid 19 hiç şüphesiz insanların market alışverişlerinden, tatil alışkanlıklarına kadar birçok konuda değişime neden oldu ve önümüzdeki süreçte de değiştirmeye devam edecek. İklimlendirme sektörünün gelişmesi ve uluslararası rekabette öne geçmesi yönünde sektör adına faaliyetler yürüten İSKİD (İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği), yaşam alanlarında iklimlendirme ve havalandırmanın önemini ve yapılması gerekenleri toplumu bilgilendirme amacıyla ele alıyor. Klima Cihaz Nedir? Öncelikle evlerimizde kullandığımız bir iç ve bir dış üniteden oluşan klima cihazlarına “Duvar Tipi Klima” denir. Kamusal alanlarda, ofislerde, alışveriş merkezlerinde kullanılan iklimlendirme sistemleri ise daha profesyonel klima cihazlarıdır ve bulunduğu yapılara göre teknik farklılıklar gösterebilir. Pandemi ve İklimlendirme Küresel Pandemi ve iklimlendirme cihazları arasında bir ilişki olup olmadığı ASHRAE – EUROVENT – REHVA gibi dünyanın önde gelen iklimlendirme sivil toplum örgütleri tarafından bilimsel açıdan izleniyor. İçinde bulunduğumuz süreçte ev tipi klima veya %100 taze hava ile çalışan iklimlendirme cihazı kullanımı ile virüsün yayılımı arasında doğrudan bir bağlantı tespit edilemediği gibi; bazı kaynaklarda klima cihazlarının kullanılmaması durumunda konfor şartları dışında çalışma anlamına geleceği için vücut direnç sistemini de zayıf düşürebileceği belirtiliyor. İSKİD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Atasoy, “Ülkemizin ve dünyanın içinden geçtiği süreç, yaşam alanlarımızda iklimlendirmenin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Yaz ayına gireceğimiz bu günlerde mevsim normalleri çerçevesinde sıcaklığın artması ile klima kullanımının pandemi ile ilgili bulaş etkisinin olup olmadığını gündeme getirecektir. İSKİD olarak bu konuda güncel olan araştırma verilerini paylaşarak toplumu klima kullanımı konusunda bilgilendirmeye devam edeceğiz” dedi. Evlerinde Duvar Tipi Klima Kullanan Tüketiciler Düzenli olarak bakımı ve filtre temizliği yapılmış duvar tipi klima cihazlarının önümüzdeki süreçte kullanılmasının herhangi bir probleme yol açtığı konusunda bir veri bulunmuyor. Ancak tüm iklimlendirme sistemlerinde taze hava miktarını mümkün olduğu kadar arttırmak büyük öneme sahip. Bu nedenle duvar tipi klima kullanılan evlerde ilgili ortamı pencereler açılarak gün içinde sık sık havalandırmak uzmanlar tarafından öneriliyor. İç hava kirliliği, en az dışarıdaki hava kirliliği kadar sağlığımızı etkileyebiliyor. Özellikle zamanımızın çok büyük bir kısmını evde geçirdiğimiz son günlerde, iç hava kalitesi ve bu nedenle havalandırma konusu daha da önem kazanıyor. Havalandırma dolayısıyla iç hava kalitesi; daha iyi nefes alma, daha az alerjen ve daha iyi bir uyku gibi avantajlar sağlıyor. Bunlar da vücut bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. İç hava nem seviyesinin de virüslerin yaşaması üzerinde bir etkisi bulunmuyor. Ancak vücudun virüs girişine karşı mücadelesinde solunum yolları yaş tutulmalı. Özellikle çok kuru ortamlar boğaz mukozasının kurumasına ve virüs geçişine direncin azalmasına neden olabiliyor, bu durumdan kaçınmaya özen gösterilmeli. İç hava kalitesi konusunda oda tipi hava temizleyici cihazlar da faydalı oluyor. HEPA filtreye sahip olan hava temizleme ürünlerinin kullanılması da vücut bağışıklık sisteminde olumlu etkiye sahip. Evine Servis Çağırmak İsteyenler Öncelikle evlerine servis çağırmak isteyenler doğru servisi yani hizmet almak istediği markanın Yetkili Servisi’ni çağırdıklarına emin olmalı. Korsan Servis olarak kabul edilen marka ile doğrudan bir bağı olmayan, ürünle ilgili eğitimlerini almamış, yedek parça envanterine sahip olmayan servisler kesinlikle evlere çağrılmamalı. İçinde bulunduğumuz şu günler de birçok markanın Yetkili Servisi evlere girmek için ciddi hijyen tedbirleri alarak, toplum sağlığını korumaya önem veriyor. Yeni Klima Satın Almak İsteyen tüketiciler… Bir ürün satın almak isteyen kullanıcılar için, Yetkili Servisler üzerinden keşif hizmetleri hali hazırda devam ediyor. Havalandırmanın Pozitif Etkisi… SHRAE – EUROVENT – REHVA gibi dünyanın önde gelen iklimlendirme sivil toplum örgütleri yayınları ile bilimsel olarak havalandırmanın önemini anlatıyorlar. Bu nedenle evlerimizde mekanik havalandırma yani pencere açarak yapılan havalandırma sağlığımız için son derece önemli. İç ortam toz seviyesinin azaltılması (havalandırma), aynı zamanda COVİD-19 gibi virüslerin yayılmasına karşı da bir adımdır. Uçuşan partiküller, formaldehitler, itici gazlar, ozon ve karbondioksit, temel iç hava kirleticileri arasında yer alıyor. İç hava kalitesi ile ilintili semptomlar, soğuk algınlığı, nezle, alerji, yorgunluk semptomları ile benzer olduğu için tanı konması zor olan semptomlardır. Filtre Temizliği / Etkisi Filtre temizliği sadece içinde bulunduğumuz hassas dönem için değil her zaman sağlığımız için önemlidir. Filtre temizliği klima modellerine göre farklılık gösterebilir ve bu temizliği basit şekilde son kullanıcı da yapabilir. Klima cihazlarında bulunan “Yıkanabilir Toz Filtresi”, duvar tipi klima cihazını kapattıktan sonra çıkartmak ve filtrelerde biriken tozları elektrikli süpürgeyle ya da suyla yıkayarak temizlemek yeterli olur. Filtreleri kuruduktan sonra yerlerine yerleştirmek hijyen için önemlidir. Filtreleri temizlemek için eldiven giyilebilir, maske takılabilir. Klima filtre temizliği sağlığımız kadar cihazın ömrü ve enerji tüketimi açısından da son derece önemlidir. Bu konuya özellikle önem verdiklerini belirten İSKİD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Atasoy, “Kapalı bir mekânda bizi çevreleyen havanın sıcaklığının, nem oranının, temizliğinin ve hızının yıl boyunca istenen koşullarda tutulması işlemine “iklimlendirme” denir. Görüleceği üzere iklimlendirme aynı zamanda oda içindeki hava hızının da kontrol altında tutulması anlamına da geliyor. Bu nedenle ister vantilatör gibi çok basit bir havalandırıcı cihaz, ister bir klima gibi daha teknolojik ürünlerde, hava hızı ve filtre temizliği son derece önemlidir” dedi. İSKİD Hakkında Türkiye'de iklimlendirme, soğutma ve klima cihazları imalatçısı üyeleri arasında iş birliğini sağlayarak üyelerin sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar yapmak amacıyla 1992 yılında kurulan İSKİD, iklimlendirme sektörünün gelişmesi ve uluslararası rekabette öne geçmesi yönünde sektör adına faaliyetler yürüten etkin bir kuruluştur.  İSKİD üyelerinin temsil ettiği şirketlerin sayısı 100’ün üzerine ulaşmış ve bu şirketler Türkiye pazarının yüzde 90’ını temsil etmektedir. Kaynak : ISKID

Katar 2022 FIFA Dünya Kupası,Türk İklimlendirme Sektörünün Merceği Altında

Türk İklimlendirme Sektörü, 2022 yılında FIFA Dünya Kupasına ev sahipliği yapacak olan Katar’ın iklimlendirme alanında yapacağı yatırımların adresi olmak istiyor. Bu doğrultuda çalışan İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) 05-08 Ekim 2020 tarihleri arasında Katar’a düzenlediği ikinci sanal heyet organizasyonunu 80 saat süren toplam 150 adet iş görüşmesi ile tamamladı. Katar sanal ticaret heyetine ülkemizden 18 firma, Katar’dan ise 42 farklı firma katılım sağlarken yapılan görüşmelerde ticari ilişkiler geliştirilmesine ve büyütülmesine yönelik pek çok konu firmalar arasında masaya yatırıldı. Doha Büyükelçimiz Dr. M. Mustafa Göksu’nun açılışını yaptığı Katar Sanal Heyet organizasyonuna Türkiye’den ısıtma, soğutma, havalandırma ve klima ürün grupları üreticisi firmalar iştirak etti.Katar Sanal Heyet Organizasyonu, 05 Ekim 2020 tarihinde Doha Büyükelçimiz Dr. M. Mustafa GÖKSU, Doha Ticaret Müşaviri Yasemin Ürkmez Aydın, İSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Katar Sanal Heyet Başkanı Levent Aydın ile heyet katılımcısı firmaların temsilcilerinin katıldığı bir bilgilendirme toplantısı ile başladı. 06-07 ve 08 Ekim 2020 tarihlerinde ikili iş görüşmelerinin gerçekleştirilmesi planlanan toplantılar görüşmelerin oldukça verimli geçmesi nedeniyle toplam 10 güne yayıldı. Zoom programı üzerinden Katar’da yerleşik İklimlendirme Sektöründen (HVAC Sektörü) ithalatçı, inşaat ve taahhüt hizmetleri ve danışmanlık sektöründen 42 firma yetkilisi ile yapılan görüşmelerde Türk firmaları toplam 150  iş görüşmesi gerçekleştirdi. Kazakistan ile başlayan sanal heyet organizasyonlarının ihracatçılarımız için Katar ile daha da ivmelendiğini söyleyen İSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Katar Sanal Heyet Başkanı Levent Aydın, şunları ifade etti:  “İSİB olarak geçen ay yaptığımız Kazakistan sanal heyet toplantımızın sonuç odaklı ve çok verimli geçti. Üye firmalarımız ihracata dönüşecek birçok bağlantı gerçekleştirdi. Her sene yaklaşık 1,4 milyar dolar iklimlendirme sektörü ithalatı yapan Katar, Türkiye için çok önemli bir pazar. Ekonomik ve siyasi yönden çok yakın olduğumuz Katar, pandemi sonrası futbolda Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak. Bu doğrultuda ciddi yatırımları söz konusu. Biz de Türk İklimlendirme Sanayicileri olarak bu yatırımların adresi olmak istiyoruz. 6 Ekim’de başladığımız iş görüşmeleri verimlilik ve sonuç odaklı olması açısından çok iyi geçtiğinden görüşme takvimini 10 güne yaymak zorunda kaldık. Tesisat ve havalandırma ürünleri başta olmak üzere tüm ürün gamlarında detaylı sunumlar ve görüşmeler gerçekleştirdik. Bu sunumlar Katar’daki muhataplarımız tarafından da oldukça ilgiyle karşılandı. Firmalarımız için görüşmelerin ihracata dönmesi amacıyla toplantılar ardından da firmalarımıza desteğe devam edeceğiz.” Türk İklimlendirme Sektörü, FIFA Dünya Kupası 2022’nin Havasını Değiştirmeye Hazırlanıyor Türk İklimlendirme Sektörü, 2022 yılında FIFA Dünya Kupasına ev sahipliği yapacak olan Katar’ın iklimlendirme alanında yapacağı yatırımların adresi olmak istiyor. Bu doğrultuda çalışan İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) 05-08 Ekim 2020 tarihleri arasında Katar’a düzenlediği ikinci sanal heyet organizasyonunu 80 saat süren toplam 150 adet iş görüşmesi ile tamamladı. Katar sanal ticaret heyetine ülkemizden 18 firma, Katar’dan ise 42 farklı firma katılım sağlarken yapılan görüşmelerde ticari ilişkiler geliştirilmesine ve büyütülmesine yönelik pek çok konu firmalar arasında masaya yatırıldı. Doha Büyükelçimiz Dr. M. Mustafa Göksu’nun açılışını yaptığı Katar Sanal Heyet organizasyonuna Türkiye’den ısıtma, soğutma, havalandırma ve klima ürün grupları üreticisi firmalar iştirak etti. Katar Sanal Heyet Organizasyonu, 05 Ekim 2020 tarihinde Doha Büyükelçimiz Dr. M. Mustafa GÖKSU, Doha Ticaret Müşaviri Yasemin Ürkmez Aydın, İSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Katar Sanal Heyet Başkanı Levent Aydın ile heyet katılımcısı firmaların temsilcilerinin katıldığı bir bilgilendirme toplantısı ile başladı. 06-07 ve 08 Ekim 2020 tarihlerinde ikili iş görüşmelerinin gerçekleştirilmesi planlanan toplantılar görüşmelerin oldukça verimli geçmesi nedeniyle toplam 10 güne yayıldı. Zoom programı üzerinden Katar’da yerleşik İklimlendirme Sektöründen (HVAC Sektörü) ithalatçı, inşaat ve taahhüt hizmetleri ve danışmanlık sektöründen 42 firma yetkilisi ile yapılan görüşmelerde Türk firmaları toplam 150  iş görüşmesi gerçekleştirdi. Kazakistan ile başlayan sanal heyet organizasyonlarının ihracatçılarımız için Katar ile daha da ivmelendiğini söyleyen İSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Katar Sanal Heyet Başkanı Levent Aydın, şunları ifade etti:  “İSİB olarak geçen ay yaptığımız Kazakistan sanal heyet toplantımızın sonuç odaklı ve çok verimli geçti. Üye firmalarımız ihracata dönüşecek birçok bağlantı gerçekleştirdi. Her sene yaklaşık 1,4 milyar dolar iklimlendirme sektörü ithalatı yapan Katar, Türkiye için çok önemli bir pazar. Ekonomik ve siyasi yönden çok yakın olduğumuz Katar, pandemi sonrası futbolda Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak. Bu doğrultuda ciddi yatırımları söz konusu. Biz de Türk İklimlendirme Sanayicileri olarak bu yatırımların adresi olmak istiyoruz. 6 Ekim’de başladığımız iş görüşmeleri verimlilik ve sonuç odaklı olması açısından çok iyi geçtiğinden görüşme takvimini 10 güne yaymak zorunda kaldık. Tesisat ve havalandırma ürünleri başta olmak üzere tüm ürün gamlarında detaylı sunumlar ve görüşmeler gerçekleştirdik. Bu sunumlar Katar’daki muhataplarımız tarafından da oldukça ilgiyle karşılandı. Firmalarımız için görüşmelerin ihracata dönmesi amacıyla toplantılar ardından da firmalarımıza desteğe devam edeceğiz.”

İklimlendirme Sektöründe Dijital Dönüşüm Dönemi

ISKAV, HVAC&R endüstrisinin dijitalleşmesinde büyük rol oynayacak olan BIM (Building Information Modelling) konusunda Eurovent Services Company’nin iştiraki olan PRODBIM’e ortak oldu. Konu hakkında iklimlendirme sektöründe yapılacak çalışmalarda ISKAV’a görev verildiğinden beri ISKAV BIM Merkezi’nin kurulmasına yönelik çalışmalar hız kazandı.PRODBIM yetkilileri, ISKAV bünyesinde kurulan BIM Komisyonu çalışmalarını yakından takip etmiş ve sonucunda kendilerinden ortaklık teklifi gelmiştir. Konuyu değerlendiren vakıf yönetimi, komisyonun da görüşünü alarak PRODBIM projesine ortak olunmasına karar vermiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde anlaşmaya varılarak, 15 Kasım 2019 Cuma günü Büyükada’da gerçekleştirilen imza töreniyle iklimlendirme sektörünü yakından ilgilendirecek bu büyük adım atılmış oldu. Törene; ISKAV yönetim kurulu başkanı Taner Yönet, önceki dönem vakıf başkanı ve yönetim kurulu üyesi Metin Duruk, vakıf genel sekreteri ve BIM komisyonu başkanı Cem Savcı, vakıf müdürü Elif Akmehmet, PRODBIM başkanı Erick Melquiond, Eurovent Certificaiton Company temsilci ve mevzuat işleri müdürü Hüseyin Yüksel katıldılar. ISKAV Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yönet ile Prodbim başkanı Erick Melquiond tarafından atılan imzalar neticesinde Türk İklimlendirme Sektörü Prodbim sistemine dâhil oldu. Taner Yönet, sektörün ihracat seferberliğine önemli bir katma değer sağlayacak bu girişimin tüm sektöre hayırlı olmasını diledi. Erick Melquiond de Avrupa başta olmak üzere tüm Dünya’da geniş bir alana erişecek Prodbim sisteminde Türkiye gibi önemli bir değeri de yanlarında görmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Uluslararası birçok coğrafyada çeşitli sistemlere erişme imkânı sağlayan bu dijital kütüphaneye dâhil olmanın sektöre önemli faydalar sağlayacağı bilinciyle hareket edildi. Bu ortaklık, tasarım konusunda geçmişte yapılamayan birçok uygulamanın BIM ile daha sağlıklı gerçekleştiği, çeşitli ülkelerde de BIM faaliyetlerinin yaygınlaşarak yasal zorunluluk haline getirildiği bir dönemde gerçekleştirildi.   Kaynak : ISKAV

2020 Nobel Kimya Ödülü – Genetik Makas CRISPR-Cas9

2020 Nobel Kimya Ödülünü, DNA biçimlendirme araçlarını geliştiren iki bilim kadını kazandı. Emmanuelle Charpentier ve Jennifer Doudna, gen biçimlendirme teknolojisindeki çalışmalarıyla Nobel Kimya Ödülünü paylaşan ilk kadınlar oldu. Crispr-Cas9 adıyla bilinen "genetik makaslar" yaşayan hücrelerdeki DNA'larda belirli ve hassas değişiklikler yapmaya izin veriyor. İkili, 1 milyon 110 bin dolarlık para ödülünü de paylaşacak. Charpentier ve Doudna'nın geliştirdiği araç, hem temel bilim araştırmalarında kullanıla bilir hem de kalıtımsal hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. Benlin'deki Max Planck Patojen Bilimi Birimi'nde çalışan Prof. Charpentier, ödülü kazandığını öğrendiğinde duygusal anlar yaşadığını söyledi. Chapentier, ödülü paylaşan ilk iki kadın bilim insanı olmaları konusunda ise "Umarım bu genç kızların bilim yoluna girişlerinde pozitif bir mesaj olur ve bilim yapan kadınların da araştırma alanlarında etkileri olabileceğini gösterebilir" dedi. Prof. Charpehtier Streptoccocus pyogenes adlı bakteri üzerine çalışmaları sırasında, tracrRNA adlı, daha önce bilinmeyen bir molekül keşfetti. Çalışmaları, tracrRNA'nın organizmanın bağışıklık sisteminin bir parçası olduğunu gösterdi. Crispr-Cas, genetik makaslar gibi DNA'larını kırparak, virüsleri silahsızlandırıyor. Charpentier, 2011'de çalışmasını yayımladıktan sonra, Berkeley Üniversitesi'nden Prof. Doudna'yla işbirliğine başladı. İkili, birlikte, bakterinin genetik makaslarını bir test tüpü içinde yeniden yarattılar. Kullanımının kolaylaşması için makasın moleküler yapısın basitleştirdiler. Bakteriyel makaslar, doğal formunda DNA'ları virüslerden ayırt edebiliyor. Ancak Charpantier ve Doudna, 2012'deki çalışmalarında, makasların herhangi bir yerde, herhangi bir DNA molekülünü kırpmak üzere, yeniden programlanabileceğini gösterdi. Crispr-Cas9 genetik makaslarının keşfinden bu yana, kullanımı patladı. Bu araçla çok sayıda bilimsel buluş yapılırken, tıpta da yeni kanser tedavilerinin klinik çalışmaları yapılıyor. Teknoloji, kalıtımsal hastalıkları tedavi etme vaadi de taşıyor. Şu anda milyonlarca kişiyi etkileyen orak hücreli aneminin tedavisi konusunda araştırmalar söz konusu. Ancak bazıları, gerekli kurallar uygulamaya girmeden Crispr'ın "tasarım bebekler" yatarılmasında kullanılabileceğinden kaygılı. Genetiğiyle oynanmış çocuklar, büyüyüp kendileri çocuk sahibi olduğunda genlerinde yapılan değişiklikler kuşaklar boyunca aktarılabiliyor bunun da insan nüfusu üzerinde kalıcı sonuçları olabilir. Bu çığır açan teknolojiye, ABD'de uzun süredir devam eden bir patent mücadelesi nedeniyle Nobel Ödülü verilmediği söyleniyordu. Patent savaşı, Berkeley Üniversitesi'ndeki Charpentier ve Doudna'nın grubuyla, MIT ve Harvard Broad Enstitüsü arasında. Anlaşmazlık konusu ise, Crispr tekniğinde ökaryotik hücrelerin kullanımıyla ilgili. İki kurum da, kendi uzmanlarının bu keşfi yaptığını iddia ediyor. Kaynak : BBC

Mikropor’un “Antimic Kaplı Filtre”leri Salgına Meydan Okuyor!

Mikropor’un Sabancı Üniversitesi tarafından geliştirilen ve “Antimic (Antimikrobiyal veya Biosidal Solüsyon)” ile kaplanmış filtreleri, yaşam alanlarındaki iç ortam hava kalitesini muhafaza ederek hem insan sağlığını tehdit eden mikrobiyal oluşumları önlüyor hem de enerji verimliliği sağlıyor. 30 yıla yaklaşan tecrübesiyle ilaç, gıda, HVAC ve enerji gibi endüstrilere temiz hava ve filtrasyon konularında ihtiyaca uygun çözümler sunan Mikropor,  “Antimic Kaplı Filtre”leri ile kapalı ortamlardaki virüsleri tutarak sağlıklı yaşam alanları sunuyor.  Sabancı Üniversitesi tarafından geliştirilen ve “Antimic (Antimikrobiyal veya Biosidal Solüsyon)” ile kaplanan filtreler, yaşam alanlarındaki iç ortam hava kalitesini muhafaza ederek hem insan sağlığını tehdit eden mikrobiyal oluşumları önlüyor hem de enerji verimliliği sağlıyor. Yüksek verimli EPA, HEPA ve ULPA filtrelerden mobil hava temizleyicilere kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip olan Mikropor, ürünlerinin verimlilik değerlerini “Eurovent Sertifikası; ISO 16890 ve EN1822 Testleri” ile garanti ediyor. Yeni Tip Koronavirüs (Covid-19) salgını ile kapalı mekanlarda virüs taşıyan parçacıkların enfekte kişiler tarafından yayıldığını belirten Mikropor Satış Müdürü Tunga ELTETİK şunları söyledi :  “Sağlık tesisi, otel, AVM, okul, ofis, temiz oda uygulamaları ve bir çok endüstrinin  iklimlendirme sistemlerinde tercih edilecek "Yüksek Verimli Filtreler " ile etkili bir hava filtrasyonu yapılarak bu risk minimum seviyelere çekiliyor ve ortam partiküllerden arındırılmış hava ile şartlandırılıyor. Özellikle hastanelerdeki iklimlendirme sistemlerine uygulanacak iyi bir filtrasyon sistemi hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından hayati önem taşıyor. 0.2μm’dan büyük partiküllerin %99.99’unu tutabilen “Hepa Filtre”lerden geçirilerek doğru yöntemler ile ortama verilen temiz hava, enfeksiyonun yayılmasını önlüyor. Gıda endüstrisi ve hizmet sektöründe de hijyen şartlarının sağlanması büyük önem taşıyor.  Gerekli iç hava kalitesinin sağlanabilmesi için klima santrallerinin doğru şekilde işletilmesi, filtre değişimlerinin zamanında yapılması, filtre verimliliklerinin EPA veya HEPA sınıfına yükseltilmesi; eğer bu mümkün değilse kapalı ortamlarda, toplantı odalarında, açık ofislerde HEPA filtreli hava temizleyicilerin kullanılması gerekiyor. Yüksek verimli, antimikrobiyal (biosidal) kaplamalı filtrelerimiz sağlığımızı, çevreyi ve prosesi korurken, enerji maliyetlerini de düşürüyor.”  NURUS tarafından geliştirilen 'Covid-19 Test Kabinleri'ne de ürünleriyle destek verdiklerini açıklayan ELTETİK:  “İlk ünite, Sincan Devlet Hastanesi'nde kuruldu ve hizmet vermeye başladı. Pozitif ve negatif basınç alanlarıyla, sağlık personeli ile test yaptıran kişi arasındaki teması engelleyen kabinler, sağlık çalışanlarına virüsün bulaşma riskini ortadan kaldırıyor. Hayata geçirilen her ünite  günde 300 - 500 arasında testin güvenle ve süratle yapılmasına imkân sağlıyor. Geliştirilen 10 kabinden 9'u Ankara'daki hastanelere kurulurken, 1'i Eskişehir'e gönderildi. Bu vesileyle bu değerli projeye katkıda bulunabilmemize olanak sağlayan Nurus’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.” ELTETİK,  Mikropor olarak bundan sonra da odağında insan olan; hayata ve insana değer katan projeler üretmeye devam edeceklerini belirtti.    

Pandemi ile Mücadelede Etkili Çözüm: “Mia Air Hava Temizleyici”

Yaşam alanlarında havada bulunan partikülleri ve mikroorganizmaları yakalamak amacıyla geliştirilen Mia Air, ultra küçük boyuttaki partikülleri  (0,3 mikron) %99,99 oranında yakalayarak sağlıklı bir yaşam için gerekli  iç ortam hava kalitesi sunuyor. Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 virüsünün, iç ortamlarda hava yoluyla yayılmasını engelleyen Mia Air, pandemi ortamında güvenli yaşam alanları sunuyor. COVID-19 pandemi süreci, iç hava kalitesinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Kapalı alanlarda havada asılı kalan virüslerin, bakterilerin ya da mayt gibi tehlikeli mikroorganizmaların solunum yoluyla enfeksiyon riskini artırmaması için iç ortam havasının “Yüksek Verimlilikle Partikül Tutma” özelliğine sahip HEPA (H13/H14) filtrelerden geçirilmesi, insan sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Mikropor’un Hava Filtrasyonu alanındaki 33 yıllık tecrübesinin ve Ar-Ge çalışmalarının bir ürünü olan Mia Air, filtrasyon performansı ile rakiplerinden ayrılıyor. Sabancı Üniversitesi tarafından geliştirilen ve Mikropor’un Ar-Ge çalışmalarıyla hava filtrelerindeki performansı artırılan ANTIMIC Solüsyon sayesinde yakalanan mikroorganizmaların filtre ile ilk temas anında DNA/RNA zincirinin bozularak yok edilmesi sağlanıyor. Bu sayede filtre tarafından yakalanmış olan herhangi bir mikroorganizmanın insan sağlığını yeniden tehdit etme olasılığı yüksek oranda elimine ediliyor. Legionella Pneumophila bakterileri ile yapılan verimlilik testine göre ANTIMIC kaplı HEPA filtrelerin, kullanılmaya başlandığı ilk bir saat içerisinde ortamdaki bakteri yoğunluğunu %99,98 oranında azalttığı görülmüştür. Mia Air, içerisinde bulunan özel Partikül ve VOC (Uçucu Organik Bileşik) sensörleri ile iç ortam hava kalitesini sürekli olarak denetliyor ve yaşam alanın büyüklüğüne ve kirleticilerin yoğunluğuna göre değişen bir sıklıkta sürekli olarak havayı temizleyerek, enfeksiyon riskini en aza indiriyor. 610m³/h debide 100 m² taban alanına ve 3 metre tavan yüksekliğine sahip bir odayı saatte ortalama iki kez temizleyebilen Mia Air, yüksek kapasiteli bir “hava temizleyici” olarak pazarda öne çıkıyor. %100 taze havanın sağlanamadığı yaşam alanlarında hava kalitesini artırmak adına oldukça etkili bir teknolojiye sahip olan Mia Air; hastane odaları, yaşlı bakım evleri, kreşler, restoranlar, açık ofisler ve toplantı odaları başta olmak üzere birçok yaşam alanının iç ortam hava kalitesini yükselterek solunum yoluyla enfekte olma riskini minimize ediyor.  Mia Air, ISO ve WHO otoriteleri tarafından deklare edilen hava temizliği kriterlerini sağlamak için programlanmış olan beş farklı ( Ekonomi, Turbo, Sessiz, Otomatik ve Manuel ) çalışma modu, ergonomik tasarımı ve uzaktan kontrolü mümkün kılan mobil uygulaması ile kullanıcı dostu çözümler sunuyor. IOS ve Android cihazlarda kullanılabilen Mia Air mobil uygulaması ile yaşam alanlarının PM1, PM2.5, PM10, VOC, CO2, Sıcaklık ve Nem gibi değerleri anlık olarak kontrol edilebiliyor. Ayrıca filtrelerin kalan ömürleri uygulama üzerinden takip edilebiliyor. Temiz hava ve filtrasyon sistemlerinde sektörün lider markası Mikropor tarafından geliştirilen Mia Air, pandemi sürecinin yoğun yaşandığı ülkelerde büyük ilgi görüyor. İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya, Rusya, Bulgaristan, Fas, Mısır, Cezayir, Katar, Uruguay, Malezya, Endonezya ve Pakistan başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesine ihraç edilen Mia Air, uluslararası standartlardaki ürün kalitesiyle pandemiyle küresel mücadelede ön saflarda yer alıyor.

Robotik Teknolojiler, Tıbbi Cihazlar ve İlaç Sektörüne Nasıl Yardım Ediyor?

İlaç ve tıbbi cihaz üreticileri baskı altındadır. Bir taraftan bu görevleri yerine getirmek için dünya çapında yetenekli profesyonellerin eksikliğiyle başa çıkarken, diğer tarafta ise operasyonlarının verimliliğini ve kalitesini artırabilecek, maliyetleri kontrol edebilecek, araştırma ve geliştirme sürelerini hızlandırabilecek yaratıcı çözümlere ihtiyaç duymaktadır. Otomasyon, mevcut manuel işlemleri ve tekrar eden görevleri yüzde 50'ye kadar daha hızlı bir şekilde tamamlayabilmekte, verimliliği artırmakta ve yüksek vasıflı üretim, tıbbi ve laboratuvar personelinin daha değerli faaliyetler üstlenmesini sağlayarak bu zorlukların üstesinden gelmeye ve personel güvenliğini artırmaya yardımcı olabilir. Doğru, hızlı, esnek, yorulmak bilmeden günün 24 saati çalışabilen robotlar, tekrar eden görevler için çok uygundur. Aynı zamanda gerektiğinde işler arasında geçiş yapmak için yeterince esnektir. Son teknolojik gelişmeler, robotları büyük ve ağır hizmet öncüllerinden çok uzaklara taşıdı ve özellikle otomotiv endüstrisi için tasarlandı. Günümüzde robotlar daha bastığı zeminde küçük alanlar kullanarak, çok daha fazla esnekliğe ve entegre görüntü işleme sistemine sahip olup, tümü hijyenik, yıkamaya uygun modellerde mevcuttur. SCARA (Selective Compliance Articulated Robot Arm ) robotları buna iyi bir örnektir. Masa üstüne monte edilebilen ve az yer kaplayan SCARA robotları, farmasötik üretim tesislerine özgü sınırlı alanlara iyi uyum sağlar. İster tabletler, ister test tüpleri veya şırıngalarla uğraşıyor olsunlar, SCARA robotları doğru hareket eder ve hızlıdır. Toplama ve yerleştirme, parça transferi ve parça işleme gibi noktadan noktaya eklemli hareketler gerçekleştirir. Kolaboratif teknolojilerinin geliştirilmesiyle, robotların insanlarla birlikte güvenli ve verimli bir şekilde çalışmak için güvenlik çitlerine artık ihtiyaç duymadıklarından, laboratuvar ve tıbbi tesisler için de giderek daha uygun hale geldiği anlamına geliyor. Bu işbirliği, insanların ve robotların maksimum esneklik ve verimlilik için güvenli bir şekilde birlikte çalışmasını, aynı çalışma alanlarını paylaşmasını ve hatta hız ve güvenliği tehlikeye atmadan aynı görevler üzerinde işbirliği yapmasını sağlar. Laboratuvar ve Sağlık Uygulamaları Modern robotlar sadece üretim ortamlarında veya lojistik merkezlerde bulunmaz, laboratuvar ortamlarında tıbbi cihazların komponentleri olarak giderek daha fazla süreçlere dahil edilirler. Aynı zamanda robotlar ilaç endüstrisi ve üniversitelerdeki Ar-Ge işlemlerine veya tıbbi tesislerdeki sağlık hizmeti testlerine kadar çok farklı uygulamayı destekler. Günümüz robotları birden fazla görevi yerine getirebilir, programlaması kolaydır ve hatta diğer laboratuvar ekipmanlarını da yönetebilir. Genel laboratuvar çalışmaları söz konusu olduğunda, ABB'nin YuMi® kolaboratif robotu, dozajlama, karıştırma ve pipetleme görevleri, steril alet kiti oluşturma ve santrifüj yükleme ve boşaltma gibi bir dizi tekrar eden , hassas ve zaman alan laboratuvar faaliyetlerini gerçekleştirmek için bir cihaza entegre edilebilir. Robotlarla entegre olan cihazlar, doğru koşullarda kuluçka edilmelerini sağlamak için numuneleri özel fırınlara otomatik olarak yükleyip çıkararak sıcaklık kontrollü süreçleri de destekleyebilir. YuMi, şu anda piyasadaki en hızlı ve tasarımı da doğal olarak güvenli olan tam kolaboratif bir robottur. Yastıklı kolları, çarpışma algılayıcıları ve herhangi bir sıkışma noktaları olmayan YuMi, çit gibi ek güvenlik önlemlerine ihtiyaç duymadan nispeten yapılandırılmamış ortamlarda insanlar arasında güvenle çalışabilir. Bu sayede insan benzeri beceri gerektirdiğinde veya kısa sürede değişebilse bile, bir dizi tekrarlayan, yüksek hacimli görevler alabilmesini sağlar. Örneğin YuMi, laboratuvar çalışanlarının yanında cihaz boşaltma, toplama ve depolama, numune taşıma ve dosyalama gibi süreç görevlerini yapabilir. Önemli bir uygulamada, virüs antikorlarının varlığını ölçmek için kullanılan bir immünotahlil hazırlık sürecini yönetmesinde personele yardımcı olması için, Avrupa Onkoloji Enstitüsü araştırmacıları tarafından bir YuMi® entegre edilmiştir. Tahlil hazırlığı son derece zaman alıcıdır, daha önce laboratuar personelinin tüp koyma plakalarının yıkanması da dahil olmak üzere birkaç tekrarlayan işlemi gerçekleştirmesini gerektiriyordu ve YuMi yıkama sürecini başarıyla devraldı. Bu arada, ABD'deki Copan Diagnostics tarafından doku, kemik ve steril sıvı örneklerini yönetmek ve geleneksel ilaçlı pamuk ve kan kültürlerini taşımak için YuMi tabanlı HEPA filtreli biyogüvenlik iş istasyonları kullanılıyor. Teknoloji uzmanı bir barkodu taradıktan sonra robot, numune aşılaması için otomatik olarak bir dizi plaka ve malzemeyi taşır. Robot daha sonra plakaları serer ve taşıma sürecini tamamlayan bir sisteme aktarır. İnsan Eli Değmeyen Uygulamalar Robotların üretim süreci boyunca büyüyen görev yelpazesini üstlenebilme kabiliyetinin genişlemesi sayesinde, ürün geliştirmeden laboratuvar testlerine, sevkiyata hazır bitmiş ürünlerin üretilmesi ve ardından ayrılması ve toplanması ile paketlenmesine kadar, bu süreçlerin tamamı artık insan eli değmeden gerçekleşebilmektedir. Bulaşma olayları ve sonrasındaki ürün geri çağırmaları herhangi bir işletmenin itibarı için felaket olabilir . İlaç ve tıbbi cihazların sahteciliğiyle mücadele aracı olarak izlenebilirliğe katı yasalarla büyük önem verilmektedir. Otomatik sistemler, insan hatası, sahtecilik fırsatlarını en aza indirmeye yardımcı olmak için ideal bir yol sağlar. Örneğin, entegre kameraya sahip robotlar, artık ürünlerin üzerindeki işlem ve izleme verilerini içeren barkodlu tüm ambalajları tarayabilir. Bu veriler, tesis yönetim sistemlerinin bir üretim sürecinde kullanılan sahte bileşenlerin veya bulaşmaya maruz kalan ürünlerin perakendecilere veya tüketicilere dağıtılmasının önlenmesini sağlar. İş Güvenliği Güvenlik tıbbi cihaz üretim hatları, laboratuvarlar ve hastaneler gibi tüm sağlık hizmeti ortamlarında kesinlikle kritiktir. Personelin zararlı maddelere ve biyotehlikeli maddelere maruz kalmasını en aza indirebilmek için robotlar, çalışanların güvenliğini artırmak için tekrarlayan veya yorucu tüm görevleri üstlenebilir. Örneğin, önde gelen Danimarkalı bir enzim üreticisi, ürünlerini varillere yüklemek için Feige GmbH'den iki RobotFillers'ı başarıyla kullandı. Enzimlerden çıkan buharlar operatörleri etkileyebilirdi. Tüm doldurma işlemi otomatikleştirilmeli ve küçük bir çalışma alanıyla sınırlandırılmalıydı. Ürünleri doldurmak için mevcut alan o kadar dardı ki, geleneksel doldurma teknolojisi maalesef sisteme dahil edilemezdi. Her dolum ünitesinin merkezindeki ekipman, 180 kg yük taşıma kapasitesine sahip bir ABB IRB 660 4 eksenli robottur. RobotFiller, palet çalışma pozisyonuna gelir gelmez, üstten palet üzerinde çalışmaya başlar. IRB 660 hesaplanan koordinatların üzerinden geçer ve her bir varilin dolum deliğinin konumlarını hesaplar. Daha sonra paletin yüksekliğini belirler ve her bir kabı doldurmak için bir doldurma vanası kullanır. Doldurma tamamlandığında, IRB 660 doldurma valfini bir vidalama ünitesi ile değiştirir ve metal bir sızdırmazlık kapağıyla perçinler. Ambalajlamadaki Gözler Görüntü sistemleri, robotların farmasötik üretim ve paketlenmesinin diğer alanlarında da uygulanmalarını genişletiyor. Bir örnekte, bir ABD ilaç şirketi kısa süre önce iki ABB IRB 340 robotu etrafında inşa edilen Flexa Kartonlama makinesinin özel bir versiyonunu kurdu. İtalya'daki Industria Macchine Automatiche tarafından tasarlanan ve kurulan hücre, karışık olarak konveyor banttan gelen damlalıkları almak için Cognex görüntü donanımına dayalı görüntü teknolojisine güveniyor. Hücre, müşterinin dakikada 150 parça olan hedef hızını kolayca aşabilmektedir. Ayrıca bu sistem, bir dizi benzer ürünü işlemek için toplama kafasını değiştirme yeteneği de sunmaktadır. E-ticaretin büyümesiyle birlikte, otomasyon çözümleri ilaç endüstrisi için maliyet etkin lojistiği giderek daha fazla olanaklı kılıyor. İsveç’in en büyük çevrimiçi eczanesi Apotea, müşterilerine her hafta 170.000'den fazla paket teslim ediyor. Günde ise 35.000 paketi dağıtılabilmesi için belirlenmiş kafeslere ayırmakla görevli üç IRB 4600 genel amaçlı robotu kurduğundan bu yana verimliliğinin yüzde 30 arttığını gördü. Sonraki Adım ABB’nin kendi araştırmasına göre, küresel pazarda 2025 yılına kadar yaklaşık 60.000 ameliyathane dışı tıbbi robota ulaşacağı tahmin ediliyor ki, bu 2018'den dört kat daha fazla bir rakam. ABB Ekim 2019'da, hastaneler ve tıbbi tesisler, laboratuvarlar, ilaç endüstrisi ve tıbbi cihaz üreticileri için yeni robotik ve otomasyon konseptleri üzerinde ilerleyebilmek için akademi, bilim ve tıp alanındaki en iyi beyinlerle birlikte çalışmak üzere ABD'deki Texas Tıp Merkezi'nde (TMC) yeni bir araştırma merkezi açtı.. TMC, yılda 10 milyon hastayı tedavi eden dünyanın en büyük tıp merkezidir ve yaşam bilimleri yeniliklerinin ön saflarında yer almaktadır. ABB'nin Tüketici Segmentleri ve Servis Robotları Yönetim Kurulu Başkanı Marc Segura, "Robotların giderek artan hijyenik tasarım yelpazesinde mevcut olması ve genişleyen bir görev yelpazesinin üstesinden gelebilmesi sayesinde robotik otomasyon, sağlık ve ilaç endüstrisi genelinde üretimi, testi ve Ar-Ge'yi şimdiden daha verimli ve üretken hale getiriyor. Houston'daki sağlık hizmetleri araştırma merkezimizdeki ABB ekibi, ortaklarımızla birlikte yeni uygulamaları araştırıyor ve yeni son teknoloji robotik çözümlerin geliştirilmesini destekliyor. Amacımız, insanlar tarafından yapılması gereken manuel prosedürlerin sayısını azaltmak ve laboratuvar çalışmasının maliyetini ve doğruluğunu iyileştirmektir.Bu da nihayetinde hasta memnuniyetini ve güvenliğini artıracaktır. " dedi. ABB'nin Sağlık Araştırma Merkezi açıldığından beri sergilenen prototip teknolojileri arasında santrifüj yönlendirme ve test tüpü işleme sistemlerine yardımcı olabilecek YuMi robotları ve bir pipetleme uygulamasında sıvı transferleri gerçekleştirebilen bir IRB 1200 robotu bulunuyor. ABB Sağlık Robotları için geliştirilmekte olan başka bir prototip konsepti, mobil çift kollu YuMi® robotudur. Tıp ve laboratuvar personeline hastanelerde laboratuvar ve lojistik görevlerinde yardımcı olmak üzere tasarlanan bu araç, bir konumdan diğerine farklı yollar bulmayı öğrenirken, insanlar arasında bağımsız bir şekilde gezinebilir ve hissedebilir. İlaçların hazırlanması, tıbbi cihazların yüklenmesi ve boşaltılması, sıvıların pipetlenmesi ve taşınması, test tüplerinin alınması ve ayrılması da dahil olmak üzere çok çeşitli tekrarlayan ve zaman alıcı faaliyetleri yapma potansiyeli vardır. Mobil YuMi ayrıca, ilaç dağıtımı, hastanelerde ihtiyaç duyuldukları yere nakletme, tıbbi malzemeleri hastane personeline ve yatak çarşaflarını doğrudan hastaların yatak odalarına getirme gibi çok çeşitli lojistik roller için hastanelerde kullanılmak üzere geliştirilebilir. Tüm prototip faaliyetleri, robotik otomasyonun destekleyebileceği ortak tıbbi laboratuvar görevlerine uygulanabilecek olan geleceğin teknolojisine odaklanmaktadır. Tutarlı performans, verimliliği ve kaliteyi artırabilir ve aynı zamanda maliyetleri en aza indirebilecek esneklik ve sürekli çalışma düzeyi ile birleştirir. Prototipler tıbbi cihaz değildirler ve henüz satılmamaktadırlar. YuMi ve diğer ABB robotik komponentleri tıbbi uygulamalarda geniş bir potansiyele sahipken, her tıbbi cihaz, ticari hale getirilmeden önce, her birinin benzersiz tıbbi uygulama için amaçlanan kullanımına güvenli bir şekilde uyup uymayacağını değerlendirmek için sağlam bir tasarım ve test sürecinden geçmelidir. Yürürlükteki tüm yasalara, standartlara ve yönergelere uymak yalnızca tıbbi cihaz üreticilerinin sorumluluğundadır. ABB (ABBN: SIX Swiss Ex), daha üretken ve sürdürülebilir bir gelecek için toplumun ve endüstrinin dönüşümüne enerji veren öncü bir küresel teknoloji şirketidir. Elektrifikasyon, robotik, otomasyon ve hareket portföyünü birbirine bağlayan yazılım ile ABB, performansını yeni seviyelere taşımak için teknolojinin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. ABB'nin başarısını 130 yıla uzanan mükemmeliyet geleneği ile bugün 100'den fazla ülkedeki yaklaşık 110.000 çalışanı sürdürüyor. www.abb.com.tr ABB Robotik ve İmalat Otomasyonu, robotik, makine otomasyonu ve dijital hizmetlerde bir öncü olarak otomotivden elektroniğe ve lojistiğe kadar çok çeşitli endüstriler için yenilikçi çözümler sunar. Dünyanın önde gelen robotik ve makine otomasyon tedarikçilerinden biri olarak 400.000'den fazla robot çözümü sağlamıştır. Her ölçekteki müşterilerimizin üretkenliği, esnekliği, sadeliği ve çıktı kalitesini artırmasına yardımcı oluyoruz. Geleceğin bağlantılı ve kolaboratif fabrikasına geçişlerini destekliyoruz. ABB Robotik & İmalat Otomasyonu, 53'ten fazla ülkede 100'den fazla lokasyonda 10.000'den fazla kişiyi istihdam etmektedir. www.abb.com/robotics Kaynak : ABB

Dünya Sağlık Örgütü Covid-19 için HIV İlaçları ve Hidroksiklorokin Denemelerini Durdurdu

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), koronavirüs kaynaklı Covid-19 hastalarının tedavisinde, sıtma hastalığına karşı etkili olan hidroksiklorokin ilacı ile HIV virüsüne karşı kullanılan lopinavir ve ritonavir ilaçlarının denemelerini durdurdu. WHO, 4 Temmuz tarihli yazılı açıklamasında kararı, 'Solidarity Trial' adı verilen denemeleri yürüten uluslararası komitenin tavsiyesi üzerine aldığını duyurdu. 'Solidarity Trial' (Dayanışma Denemesi), Covid-19 hastalarının tedavisinde etkin çözümler bulunması amacıyla WHO tarafından kurulmuştu. WHO, 'Solidarity Trial' kapsamında remdesivir ilacının denemelerini de yürütüyor. Açıklamada, her iki tedavi yöntemi için şimdiye kadar yapılan denemelerde Covid-19 nedeniyle yaşanan can kayıplarını azaltmada etkili olmadığı ya da çok az etkili olduğu belirtildi ve "Solidarity Trial araştırmacıları denemelere derhal son verecek" dendi. WHO, hidroksiklorokin ile lopinavir/ritonavir ilaçlarıyla yapılan denemelerin durdurulması kararının yalnızca hastanede yatan hastalar için geçerli olduğunu, hastaneye yatmayanlar üzerinde yapılan diğer çalışmaları kapsamadığını belirtti. Bazı araştırmalar, ilacın Covid-19 hastalarında görülen semptomları zayıflattığını ve iyileşme sürecini hızlandırdığını öne sürüyordu. ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, koronavirüse karşı 'önleyici tedbir' olarak hidroksiklorokin ilacı aldıklarını söylemişti. WHO Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus Mayıs ayında hidroksiklorokin denemelerinin 'geçici süreyle' durdurulduğunu duyurmuştu. WHO, 4 Temmuz tarihli açıklamasında ise ilaçla ilgili denemelerin tamamen durdurulduğunu ifade etti. AIDS hastalığına neden olan HIV virüsüne karşı tedavilerde kullanılan lopinavir ve ritonavir ilaçlarının da koronavirüse karşı etkili olduğu iddiaları ortaya atılıyordu. WHO, bu ilaçlarla yapılan denemelerin de ölüm oranlarını zayıflatmada etkili olmadığı gerekçesiyle durdurdu. WHO: Günlük küresel vaka sayılarında rekor artış Sıtma ilacı hidroksiklorokin, iltihaplı romatizma ve deri veremi gibi otoimmün hastalıkların tedavisinde de kullanılan, antiviral özelliği olan bir ilaç. Hidroksiklorokin, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde Covid-19 tedavilerinde yaygın olarak kullanılıyor. Diğer yandan WHO verilerine göre son 24 saat içinde küresel koronavirüs vakalarında rekor artış kaydedildi. WHO'nun açıklamasına göre son bir günde küresel koronavirüs vakaları 212.326 arttı. ABD, Brezilya ve Hindistan vaka sayılarının en fazla arttığı üç ülke oldu. Günlük vaka sayısındaki bir önceki rekor 28 Haziran'da kaydedilmiş, o tarihte küresel yeni vaka sayısı 24 saatte 189.007 olmuştu. WHO verilerine göre koronavirüs kaynaklı günlük can kaybında büyük bir değişim olmadı ve son 24 saatte 5 bin civarında kişi hayatını kaybetti. Reuters'a göre Cuma günü küresel koronavirüs vaka sayısı 11 milyonu aşmıştı. Kaynak: BBC.com

Temizodalar Ürün Kalitesini Nasıl Sağlar ?

Temizodalar yaşam bilimleri ve ilaç üreticileri gibi özel koşullarda üretim yapan tüm endüstriler için önemli bir üretim aracıdır.Ürün kalitesinin yüksek standartlarının korunması, ürünün etkinliğini garanti eder ve güçlü bir işleve sahiptir. Temizoda havadaki partiküllerin konsantrasyonunun kontrol edildiği kritik bir üretim aracıdır. Parçacıkların girişini, oluşumunu ve tutulmasını en aza indirmek için kullanılır.Sıcaklık, nem ve basınç gibi diğer ilgili parametrelerin de kontrol edilmesi büyük önem taşır.İlgili endüstrilerin, bitmiş ürünlerin kalitesini yönetmesine ve uluslararası standartları karşılamasına yardımcı olur bu nedenle doğru temizoda tasarımı, tüm bileşenleri ile birlikte çok önemlidir. Temizoda tasarımında bir üreticinin şunları göz önünde bulundurması gerekir: Partikül filtrasyonu. Tasarım faktörleri. Maliyet. Filtrasyon performansı Hükümet düzenlemeleri, ISO yönergeleri ve iç gereksinimler, doğru temizoda tasarımında dikkat edilmesi gereken ilk hususlardır. Örneğin, ISO 14644-5: 2004 yönergeleri temiz oda işlemleri için temel gereksinimleri belirtir.Bu yönetmelikler ve / veya bir şirketin dahili özellikleri, temizlik seviyesini veya gerekli derecelendirmeyi belirleyecektir, bu da doğru temiz odayı seçmek için iyi bir başlangıç ​​noktası olacaktır. Temizoda tasarımında önceden belirlenmesi gereken kritik noktalar; Boyut Hangi süreçler dahil edilmelidir? Hangi makine veya ekipman gereklidir ve ne kadar yer kaplar? Kaç çalışan gerekiyor ? Performans Hangi seviyede partikül filtrasyonu gerekir?  Bu bilgi, işlemin başlangıcında kritik öneme sahiptir çünkü gerekli filtrasyon ünitesi sayısını ve kullanılan filtre türlerini belirler. Yerleştirme Bir şirketin genel iş akışı, tavan yüksekliği, zemin durumu ve erişilebilirliği göz önünde bulundurarak tesis içindeki alan belirlenmelidir. Konfigürasyon Temiz odada iş akışı ne olacak? Malzemeler partikül seviyelerini koruyacak şekilde temiz odaya nasıl girecek / çıkacak? İşçiler temiz odaya partikül seviyelerini koruyacak şekilde nasıl girecek / çıkacaklar? Gelen malzemeler ve giden mallar için ayrı odalar ve geçişler eklenebilir. İlave bir önlük odası ve hava duşu işçilerin kirlenmesini azaltacaktır. Maliyet Maliyet her zaman önemli bir husustur. Fiyatlar, özel, sabit duvarlı yapıdan modüler, bağımsız, prefabrik temiz oda sistemlerine (yumuşak duvar veya sert duvar) büyük ölçüde değişir. Sabit duvarlı odalar genellikle en pahalı seçimdir, yumuşak duvarlı, modüler odalar en ucuzdur. Boyut, şekil, yapılandırma ve aksesuarlar toplam maliyeti etkiler. Modüler temizodalar, tasarım, mühendislik ve inşaat süresini azaltır. Ön tasarım ve mühendislik gereksinimleri ve ilgili çeşitli işleri koordine etme ihtiyacı nedeniyle sabit bir duvar temizodası inşa etmek birkaç ay sürebilir. Öte yandan, tüm modüller önceden tasarlanmış ve imal edilmiş olduğundan, bir veya iki hafta içinde sofistike bir modüler oda inşa edilebilir. Yerinde montaj yeterlidir. Daha büyük bir yapının ayrılmaz bir parçası olmadıkları için modüler odalar kaldırılabilir, yeniden yapılandırılabilir, taşınabilir veya hatta satılabilir. Modüler bir temiz odayı genişletmek veya yeniden yapılandırmak, sadece modüller ekleyerek veya taşıyarak gerçekleştirilebilir. Temizoda Kullanımı Temiz odalar hataya dayanıklı değildir. Temiz odaya yapılan yatırımdan en iyi şekilde yararlanmak için işçilerin eğitilmesi gerekir. Ayrıca, kurulduktan sonra temiz odanın performansının izlenmesi gerekir ve takip edilmesi gereken sıkı bakım ve temizlik protokolleri olabilir. Çalışan Eğitimi Temiz bir odaya yatırım yapan üreticilerin, çalışanların tesisi uygun şekilde kullanmasını sağlamaları gerekir. Temiz oda prosedürlerine ilişkin eğitim, temiz odanın içine erişim için bir gereklilik olabilir. Bu eğitim, temizodada yüksek bir temizlik standardını korumak ve kalite kontrolün devamlılığı için mutlaka gereklidir.Temizoda ortamı için uzman ve eğitimli çalışanlara sahip olmak, çalışan hatası olasılığını azaltır. Temizoda Çalışanları için Eğitim Aşağıdakileri Kapsamalıdır: İşle ilgili spesifik prosedürler Doğrudan geçişlerin ve hava duşlarının kullanımı Çalışma yüzeylerinin hijyeni İzleme Kameralarla gerçek zamanlı izleme, işlemleri kaydedecek, gözden geçirilmek üzere arızaları kaydedecek ve sürekli iyileştirmeyi kolaylaştıracaktır. Bir temiz oda tesisini video kameralarla donatarak, üretici hataları tespit edebilir ve ileride ayarlamalar yapabilir. Gerçek zamanlı parçacık sayımı, üreticinin yüksek kaliteyi karşılamasını sağlar.Temizodalar imalat ve montaj sürecinin belirli noktalarında havadaki partikül madde seviyesini saymak için sensörlerle donatılmalıdır.Düzenli ve sık sık ölçüm yapan bu sensörler, havadaki partiküller için bir eşik aşılırsa bir durdurma sekansını aktive eden bir izleme sistemine bağlanmalıdır. Bakım ve Temizlik Sürekli performans sağlamak için düzenli temizoda bakımı gereklidir.Çalışma yüzeyleri her çalışma süreci başında ve sonunda silinir. Önerilen diğer temizleme prosedürleri temizodaya ve üretim ortamına özgü olacaktır. Temizoda onaylı temizlik ürünleri kullanılarak özel temizlik prosedürleri gerektirecektir.Bu, kiri ve gresi temizlemek için deterjanlar ve mikrobiyal kontaminasyonu kontrol etmek için dezenfektanları içerir. Dezenfektanlar, aşağıdaki gibi tanımlanan farklı etkinliklere sahiptir: Bakteriyostatik, bakteri büyümesini durdurmak için kullanılır. Bakterisidal bakteri hücrelerini yok eder. Sporisidal endospor oluşturan bakterileri yok eder. Bir yaşam bilimleri üretim ortamının, tam bir anti-mikrobiyal temizlik sağlamak için farklı aktivite modlarına sahip en az iki dezenfektan kullanması gerekebilir. HEPA filtrelerin düzenli olarak değiştirilmesi gereken ön filtreleri vardır. HEPA filtrelerin kendileri bakım gerektirmez, ancak her yıl sertifikalandırılmaları gerekir.Ayrıca, uygun hava akışı ve sızıntı kontrolleri, temiz bir odanın düzenli olarak sertifikalandırılmasının bir parçasıdır. Sertifikalandırma, dahili personel veya harici şirketler tarafından yapılabilir. Çoğu şirket, bağımsız analiz sağladığı için harici bir üçüncü taraf sertifikasını tercih eder. Ürün gereksinimleri bağımsız sertifika gerektirebilir.

Covid-19’u Daha Ağır Geçirmeye Neden Olan Genler Belirlendi

Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgınının nedenleri ve tedavisine ilişkin çalışmalar devam ederken; bilim insanları hastalığın kimilerinde şiddetli kimilerinde hafif şekilde seyretmesine ilişkin nedenleri de araştırıyor. Salgının ilk günlerinde başlayan çalışmaların çoğunun yaz aylarında sonuç vereceğini belirten Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Son yapılan bir çalışma, bazı insanların hastalığı daha şiddetli geçirmesinin nedeninin genlerle ilgili olduğunu ortaya koydu” dedi. Hastalığın Şiddetinde Genler Etkili Covid-19’un ülkemizde ve dünyada her ne kadar hızı kesiliyor gibi gözükse de yayılmaya devam ettiğine işaret eden Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Bazı ülkeler başarılı hamlelerin sonucunda hastalığı kontrol altına almış olarak gözüküyor, bazı ülkelerde ise normalleşme sonrasında sayılarda artışlar olabiliyor. Her geçen gün yeni bilgiler elde etmeye devam ediyoruz. Son yapılan bir çalışma, bazı insanların hastalığı şiddetli geçirmesinin nedeninin genlerimiz olduğunu ortaya koydu. Tabii ki bu bilgi beraberinde tartışmaları da getirdi” dedi. Salgın Yeni tartışmalara Yol Açacak   Covid-19 ile ilgili her gün yeni bilgiler öğrendiklerini ve öğrenmeye devam edeceklerini belirten Ulucan, “Çalışmalar hızla devam ediyor ve sonuçları olgunlaşmaya başlıyor. Hastalığın ortaya çıkması ile başlayan çalışmaların çoğu yaz aylarında ilk sonuçlarını verecek. Koronavirüs, özellikle yaz aylarında tedavi, aşı ve genetik üzerinden tartışılacak gibi görünüyor. Şu ana kadar yapılan çalışmaların çoğu ya virüsün genetik materyali üzerineydi ya da insan genlerinden bazı spesifik genler üzerineydi. Ancak daha geniş verili ve total genomu kapsayan çalışma verileri henüz elimizde yoktu. Bu çalışmaların anlamlı olabilmesi için belli sayıda hasta olan ve olmayan bireylerin iyi sınıflandırılması ve daha sonrasında GWAS gibi uygun genetik metodoloji ile genetik taramaların yapılması gerekiyordu” dedi. Covid-19'un Şiddetini Bir Gendeki Farklılık Belirliyor   Hastalığın şiddeti ile insanlardaki 3’ncü kromozomun özel bir bölgesinin ilişkili olduğunun belirtildiğini söyleyen Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Artık hepimiz biliyoruz ki SARS – COV2 hücrelere ACE2 reseptör yolu ile giriyor. Tabii bu reseptörlere yardım eden bazı farklı reseptörler de mevcut. Bunlardan biri 3’ncü kromozomun hastalık ile ilişki kurulan bölgesinde yer alan ve bazı amino asitleri taşımasında rol alan SLC6A20 reseptörünü kodlayan gen. Bu gendeki bazı farklılıkların, hastalığın daha şiddetli geçirilmesi ile ilişkili olduğu belirlendi. Bu reseptör, kalsiyum ve klor minerallerine bağımlı çalışan bir molekül ve belki de hastalığın neden hipertansiyon hastalarında daha şiddetli olduğunu da açıklayabilir. Aynı bölgede bulunan ve hastalık ile ilişkilendirilen genler, bağışıklık sistemimizin önemli üyelerinden olan T hücrelerinin virüslerle karşılaştıklarında farklılaşmalarına neden olan genler. Bu genler üzerinde bulunan varyasyonlar, hastalığın şiddetli geçirilmesi ile ilişkili bulundu” dedi. Veriler Artık Daha Net   GWAS çalışmaları ile tek seferde birçok genetik varyant analiz edildiğini ifade eden Ulucan, “Genomumuz bölümler halinde değil total olarak analiz edilir. Nisan ayının sonu ve Mayıs ayının başında başlanan bu çalışmalar sonuçlarını vermeye başladı ama genetik çalışmaların sonuçları zaman alabiliyor. Hastalığın ilk gününden beri insan genlerinin bu hastalığa olan katkısının sınırlarını tahmin edebiliyorduk ama elimizde kesin kanıtlar yoktu. Şimdiki veriler ile çok daha net yaklaşımlarda bulunabiliyoruz. Bu çalışmalar tedavinin yönüne etkide bulunabiliyor” dedi. Yapılacak Çalışmalar Yol Gösterecek Doç. Dr. Korkut Ulucan, bu konuda birçok haber ve çalışma sonuçları görüleceğini belirterek “Artık elimizdeki veriler birikmeye başladı. Bu veriler ne kadar farklı popülasyonlardan gelirse o kadar değerlidir. Bu çalışmaların sonuçları tedavi, aşı çalışmaları ve hastalığın önlenmesi ile ilgili çok değerli bilgiler verecek” dedi. Kaynak :Form Sante

E-bülten için aşağıdaki bilgileri doldurmanız yeterli.

Giriş Yap

Şifremi Unuttum Kayıt Ol

Kayıt Ol

Şifremi Unuttum