Haberler

“VIR-7831” Corona Virüs Ölümlerini Yüzde 85 Oranında Azalttı

İngiliz ilaç devi GlaxoSmithKline (GSK) ve ABD’li biyoteknoloji şirketi Vir tarafından geliştirilen   VIR-7831 adlı bir monoklonal antikor ilacının  Covid 19’a bağlı hastaneye yatış (ağır hastalık) ve ölümü yüzde 85 oranında azalttığı duyuruldu. Yapılan açıklamada, ilacın İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’da görülen mutasyonlara karşı da etkili olduğu belirtildi. Aşıya benzer bir etki yapabildiği belirtilen antikorl ilaçları, corona virüs aşılarının küresel düzeyde uzun bir süre kullanılamayacağı düşünüldüğünden büyük bir önem taşıyor. İngiliz ilaç devi GlaxoSmithKline (GSK) ve ABD’li Vir Biyoteknoloji tarafından geliştirilen yeni bir antikor ilacının corona virüse karşı savaşta etkin silahlardan biri olabileceği belirtildi. İki şirket tarafından yapılan duyuruda VIR-7831 adlı monoklonal antikor ilacının üçüncü aşama klinik deneylerinin tamamladığı ifade edildi. İlacın Covid 19’a bağlı hastaneye yatış (ağır hastalık) ve ölümü yüzde 85 oranında azalttığı duyuruldu.  Şirketler, ilacın "yüksek etkililiğinin", Covid-19 nedeniyle daha fazla risk altında bulunan yetişkinlerin erken tedaviyle  hastaneye yatışların durdurulabileceği anlamına geldiğini belirtti.  MUTASYONLARA KARŞI ETKİ GÖSTERDİ Glaxo ve Vir ayrıca,  antikor tedavisinin İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya'da ortaya çıkan varyantlara karşı aktif olduğunu gösteren verilerisundu. Şirketler aynı zamanda antikoru vermenin farklı yöntemlerini de inceliyorlar ve ilacın enfekte olmayan yüksek riskli yetişkinlerde Covid-19'u önleyip önleyemeyeceğini araştıran başka bir deneme başlatacaklar. FDA'YA ACİL KULLANIM ONAYI İÇİN BAŞVURACAK Diğer taraftan ilaç şirketleri, 583 hastadan elde edilen verileri inceleyen  denemenin başarısına dayanarak, tedavinin Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)diğer ülkelerde acil kullanım onayına başvuracağını açıkladı. Vir'in CEO'su George Scangos, "heyecan verici verilerini antikor tedavisini dünyanın her yerindeki hastalara etkili yeni bir çözüm sunmaya bir adım daha yaklaştırdığını" ifade ederek, “VIR-7831'in Covid-19’un n en şiddetli sonuçlarını önleme ve virüsün mevcut varyasyonlarına karşı koruma potansiyeli kanıtladı.  GSK'nın baş bilim sorumlusu Hal Barron ise çalışmaların cesaret verici olduğunu açıkladı.  GK'NIN KARI YÜZDE 24 YÜKSELDİ Öte yandan Barron, Şubat ayında şirketin net karının, geçen yıl neredeyse dörtte bir oranında arttığını açıkladı. GSK, karının  2020'de yüzde 24 artarak 5,7 milyar sterline (yaklaşık 59 milyar 340 milyon lira)  yükseldiğini söyledi. Gelirlerlerinin  ise yüzde artarak 34 milyar sterline (yaklaşık 355 milyar Türk Lirası) ulaştığını bildirdi. Ekim ayında ABD eski Başkanı Donald Trump'ın Covid-19 tedavisinde de kullanılan ve bir araştırmaya göre aşıya benzer bir etki de yapabildiği düşünülen monoklonal antikorlara dayalı ilaçların, corona virüs aşılarının küresel düzeyde yetmeyebileceği konusu üzerine, devreye girmesi gündeme geldi. Daha önce Elly Lily ve Regeneron tarafından geliştirilen iki ilaç geçen Kasım ayında ABD’de acil kullanım onayı aldı.  MONOKLONAL ANTİKOR NEDİR? Antikorlar "vücudun bağışıklık sisteminin savaşçıları" diye tarif edilebilir. Corona virüs ya da başka herhangi bir patojen vücudunuza girdiğinde antikorlar virüsün dikensi uçlarına yapışarak onun sağlıklı hücrelere girişini engellerler. Fakat insan vücudu bir çok farklı türde antikor üretir. Bunların en güçlülerine "etkisizleştiren antikorlar" deniliyor. Bilim insanları bu antikorları eleyerek en güçlülerini seçiyor, ardından bu antikorlar laboratuvarda çoğltılaram büyük miktarlarda üretimi yapıabiliyor. Bu yöntemle elde edilen antikorlara tek bir antikor hücresinden klonlandıkları için monoklonal antikor ya da mAb deniyor. Kaynak : NTV    

Yerli Karayaka Koyun Irkında Çoklu Doğum Sağlayan Mutant Gen Tespit Edildi

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinin (KAEÜ) desteklediği proje ile yapılan araştırmada, Türkiye'de Karayaka koyun ırkında ilk defa bir doğumda birden çok kuzu elde edilmesini sağlayacak bir gen üzerinde mutasyon tespit edildi. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinin (KAEÜ) desteklediği proje ile yapılan araştırmada, Türkiye'de Karayaka koyun ırkında ilk defa bir doğumda birden çok kuzu elde edilmesini sağlayacak bir gen üzerinde mutasyon tespit edildi.Ziraat Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Koray Kırıkçı, çoğunlukla Karadeniz Bölgesi'nde yetiştirilen Karayaka ırkı koyunlarda çoklu doğuma etki eden genler üzerinde araştırma yapmak için "Karayaka Irkında Çoklu Doğum Üzerine Etkili Olan Genetik Varyasyonların Araştırılması Projesi"ni hazırlayarak, yaklaşık 4 yıl önce çalışmalara başladı. KAEÜ Bilimsel Araştırma Komisyonu tarafından desteklenen proje kapsamında Samsun, Ordu, Tokat ve diğer bölgelerde yetiştirilen Karayaka ırkı koyunlarından kan örnekleri alan Kırıkçı, üniversitenin laboratuvarında GDF9 geni gibi çoklu doğumda etkili olan bazı aday genler üzerindeki genetik değişimleri araştırdı.Bu çalışma ile çoklu doğum üzerine etkisi olan GDF9 geni üzerinde gen mutasyonu tespit eden Kırıkçı, ortaya çıkarılan mutant alleli (mutant DNA gen dizilimi), Karayaka ırkı koyunları için ilk defa tanımladı.Uluslararası bilimsel bir dergide yayımlanan başarılı çalışmaya ait DNA sekans sonuçları filogenetik ve benzeri çalışmalarda araştırmacıların faydalanabilmesi için Amerikan Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi'ne (NCBI) gönderildi. Merkez, değerlendirmenin sonunda Karayaka ırkında ilk defa bulunan mutant alleli, Türk bilim insanının çalışması olarak kayda aldı. Yapılan çalışmayı AA muhabirine değerlendiren Dr. Öğretim Üyesi Koray Kırıkçı, 3. Tarım ve Orman Şuarası'nda 2023 yılında insan nüfusu kadar küçükbaş hayvan sayısının arttırılması hedefleri doğrultusunda, koyun başına doğacak kuzu sayılarının çoğaltılması için moleküler teknikler kullanarak geleneksel ıslah çalışmalarına genetik katkı vermeyi hedeflediğini söyledi. Avustralya, Yeni Zelanda, Rusya, İran, İspanya gibi ülkelerin çoklu doğum üzerine yaptığı araştırmalardan etkilendiğini vurgulayan Kırıkçı, şöyle devam etti:"Karadeniz Bölgesi'nde Samsun, Ordu, Giresun ve Tokat'ta Karayaka ırkı koyunlardan kan aldık. Elde ettiğimiz bu kanlardan çeşitli teknikler kullanarak DNA elde ettik. Bu gen üzerinde mutant alelleri bulabilmek için sekanslama çalışmaları yaptık. Araştırmalarımızın sonucunda DNA dizilimi üzerinde bulunan bir mutant allel tespit ettik. Ülkemizde ilk defa bu mutant alleli bularak elde ettiğimiz sonucu Amerikan Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi'ne gönderdik.Yaptıkları değerlendirmeden sonra kabul ettiler ve aksesyon numarası aldık." 100 koyundan 180 kuzu elde etme imkanı sağlıyor.Araştırmanın genetik ıslah çalışmaları için ilham kaynağı olacağını ve Türkiye'de farklı genotiplerde bu mutant allel gen çeşidinin çalışılabileceğini aktaran Kırıkçı, "Kültür ırkı koyunlarda yapılan çalışmalarda normal sürülerde 100 koyundan 120 kuzu alınıyor. Mutant allele sahip olan sürülerde ise 100 koyundan 180 kuzu alınıyor. Elde edilen sonuç ülkemiz adına önem arz ediyor. Burada ilk defa mutan varyasyonu tespit ettik. 100 koyundan 20'sinde bu allel tespit edilmiş oldu. Elde ettiğimiz sonuç genetik ıslah çalışmaları açısından umut verici bir fırsat doğuruyor." diye konuştu. Bu araştırmanın gelecekte yerli ırklardaki kuzu verimine olumlu etki yapabileceğine işaret eden Kırıkçı, "DNA düzeyinde yapılacak çalışmalar ile çoklu doğum üzerinde etkisi olan mutasyonların sürü içerisinde tespit edilmesi ve ilgili mutasyonları taşıyan koyunların damızlık olarak elde tutulması gerekmektedir. Böylelikle sürü içerisinde ilgili mutasyonların frekansı arttırılarak çoklu doğum oranları da arttırılabilir." değerlendirmesinde bulundu. Kaynak : AA / Abdullah Yıldız

Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya Astra Zeneca Aşısını Askıya Aldı

Almanya Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Oxford/AstraZeneca tarafından geliştirilen corona virüsü aşısının kullanımının askıya alındığı açıklandı. Kararın, Alman araştırma kurumu Paul Ehrlich Enstitüsünün tavsiyesi üzerine verildiği ifade edildi. “ASTRAZENECA, AVRUPA’DA ASKIYA ALINIYOR” Aralarında Norveç, İrlanda, Danimarka, Hollanda, Bulgaristan, Avusturya, Estonya, Letonya, Lüksemburg, Litvanya’nın da bulunduğu Avrupa’da birçok ülke, AstraZeneca’nın kullanımını askıya alma kararı aldı. Bu ülkelere Almanya’dan sonra Fransa ve İtalya’da eklendi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa İlaç Ajansı’nın yarınki toplantısına kadar aşılamanın dondurulduğunu duyurdu. İtalya’da bir kişinin aşı olduktan sonra hayatını kaybetmesi nedeniyle Piedmont bölgesinde bir soruşturma açıldı ve savcılık 400 bin doz aşıya el konulmasına karar verdi. İspanya da AstraZeneca tarafından Covid-19'a karşı geliştirilen aşının kullanımını 2 hafta süre ile askıya aldığını duyurdu. ASTRAZENECA: PIHTI RİSKİ YOK AstraZeneca tarafından yapılan açıklamada corona virüsü aşı kaynaklı kan pıhtılaşma riskine dair kanıt olmadığını belirtildi. Açıklamada “10 milyondan fazla kayıttan oluşan güvenlik verilerimizin analizi, AstraZeneca covid-19 aşısı ile herhangi bir belirli yaş grubunda, cinsiyette, toplulukta veya belirli bir ülkede pulmoner emboli veya derin damar trombozu riskinde artış olduğuna dair hiçbir kanıt göstermemiştir ifadeleri yer aldı. Açıklamada ayrıca, Aslında, bu tür olayların gözlemlenen sayısı, genel popülasyona oranla aşılananlarda beklenenden önemli ölçüde daha düşüktür” denildi. AVUSTRALYA: 25 MİLYON AŞILANDI SORUN YAŞANMADI Avustralya’da AstraZeneca tarafından geliştirilen aşının kullanımına devam edileceğini açıkladı. Sağlık bakanlığı yetkilileri Avustralya’da 25 milyon insana, AstraZeneca aşısını uyguladığını ve bir sorun yaşanmadığını ifade etti. Salgın başladığından bu yana Avustralya’da 29.100’den fazla vaka ve 909 ölüm yaşandı. Kaynak:AA

AstraZeneca'nın Geliştirdiği Covid-19 Aşısı için DSÖ'den Açıklama

AstraZeneca aşısının kullanımının bazı ülkelerde askıya alınmasının ardından, DSÖ Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi'nin yarın toplanacağı açıklandı. DSÖ Bilim Heyeti'nden Dr. Swaminathan ise, AstraZeneca ve diğer aşıları kullananlara "paniğe kapılmama" çağrısında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), küresel çapta farklı firmaların geliştirdiği 300 milyon dozdan fazla yeni tip corona virüs (Covid-19) aşısı uygulandığını ve aşı kaynaklı bir ölüm tespit edilmediğini bildirdi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün İsviçre'nin Cenevre kentindeki merkezinde, video konferans yöntemiyle basın toplantısı düzenledi. Ghebreyesus, AstraZeneca tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının bazı ülkelerde kullanımının durdurulmasının ardından yarın DSÖ Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi'nin toplanacağını aktardı. Komite'nin Avrupa Birliği'nin (AB) ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ile iletişim halinde olduğunu dile getiren Ghebreyesus, şöyle konuştu: "Şu anda çoğu ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, Covid-19 aşılarına erişim eksikliği. Neredeyse her gün dünyanın dört bir yanından üst düzey siyasetçilerden telefonlar alıyorum ve bana COVAX kapsamında ne zaman aşı tedarik edeceklerini soruyorlar. Bazılarının ümitleri suya düşmüş durumda ve bunun nedenini anlıyorum. Kendi ülkelerinde hiçbir aşı yokken dünyanın en zengin ülkelerinden bazılarının nüfuslarını defalarca aşılamaya yetecek kadar aşı satın aldığını görüyorlar." "PANİĞE KAPILMAYIN" Ghebreyesus'un konuşmasının ardından AstraZeneca aşısına ilişkin sorulara yanıt veren DSÖ Bilim Heyeti'nden başuzman Dr. Soumya Swaminathan, "Şu ana kadar dünya genelinde 300 milyondan fazla doz farklı (Covid-19) aşılar uygulandıktan sonra, Covid-19 aşılarıyla bağlantılı belgelenmiş ölüm bulunmuyor" bilgisini paylaştı. Swaminathan, AstraZeneca ve diğer aşıları kullanan insanlara "paniğe kapılmama" çağrısında bulundu. Covid-19 virüsünün milyonlarca kişinin ölümüne neden olduğunu anımsatan Swaminathan, salgının sona erdirilmesi için aşılamanın şart olduğunun altını çizdi. AstraZeneca'nın geliştirdiği Covid-19 aşısının uygulandığı az sayıdaki kişide kanda pıhtılaşmaya neden olduğu gerekçesiyle geçen haftadan beri bazı ülkeler, aşının kullanımını durdurmaya başlamıştı. DSÖ, 10 Şubat'ta Oxford-AstraZeneca'nın geliştirdiği Covid-19 aşısının, 65 yaş üstü kişiler de dahil olmak üzere yetişkinlerde kullanılması tavsiyesinde bulunmuştu. Kaynak :NTV

ASHRAE'nin Sanal Kış Konferansı 9-12 Şubat'ta Düzenleniyor

120'den fazla oturum içeren eksiksiz bir teknik program, 9-12 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek 2021 ASHRAE Sanal Kış Konferansı'nda sunulacak. Teknik program, COVID-19 salgınıyla ilgili birçok sorunu ele alan 40 canlı oturumdan (çoğu canlı Soru-Cevap oturumundan) ve 80'den fazla isteğe bağlı oturumdan oluşan sekiz parça içeriyor. ASHRAE başkanı Charles E. Gulledge III, "Bina sistemlerine ve hazırlığa yönelik mevcut, saygın rehberliğe duyulan ihtiyaç, bugünün ikliminde daha büyük bir öncelik haline geldiğinden, bu önemli konferansa ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını" dile getiriyor.  "2021 ASHRAE Sanal Kış Konferansı, dünyanın dört bir yanından binlerce endüstri uzmanını ve profesyonelini sadece tesislere konfor sağlamakla kalmayıp aynı zamanda sağlık ve güvenlik de getirmek için ağ oluşturacak, fikir alışverişinde bulunacak ve en son teknoloji çözümleri hakkında bilgi verecek. Toplum liderlerinden gelen güncellemelere ve ödül sunumlarına ek olarak, aşağıda bazı ek konferanslara da yer veriliyor. Dünyanın dört bir yanından katılanların saat dilimlerine uyum sağlamak için sabah erken ve akşam oturumları oluşturuluyor. Öne çıkan canlı teknik oturumlar arasında ; • COVID Kapatma Yoluyla Altyapıyı Yönetmekten Alınan Dersler • MERV 13, HEPA ve UVC: Pandemi süresince binalar ve tesisler nasıl önlemler aldı ve Tesis ve binaları bir sonraki salgına karşı nasıl daha dayanıklı hale getirebiliriz ? • Kontroller için Bugünün En İyi 10 Güvenlik Uygulaması  • İşletme ve bakım başarısı için en iyi uygulamalar • Açılış Konuşmacısı Stephanie Taylor, "Binalar Bizim En İyi İlacımızdır" sunumunu yapıyor Tartışmaları kolaylaştırmak için küçük gruplar ve etkileşimli oturumlar: • Katılımcıların ücretsiz fikir alışverişini teşvik etmek için tartışmalar düzenleyebileceği forumlar düzenlenecektir. • Meet Ups, konferans sırasında "yüz yüze" görüşmek isteyen küçük bir grup insan için gündelik sohbetlere katılmak için iletişim yapısı sunacak • Yuvarlak masa tartışmaları, belirli ilgi alanlarındaki bir moderatör tarafından düzenlenecektir. Katılımcılar, mikrofonları ve / veya web kameraları aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurabilir.  • ASHRAE Sanal Kış Konferansı'nda yeni olan teknoloji gösterileri sponsor şirketler tarafından düzenlenecek ve katılımcılara konferans sponsorlarının teknolojisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için Zoom aracılığıyla 30 dakikalık etkileşimli bir oturuma katılma fırsatı sunacak.  • Katılımcılar, oturum boyunca etkileşimde bulunabilecek ve sorular sorabilecek. • ASHRAE Sanal Kış Konferansı, ev sahibi komitesi tarafından sunulacaktır.  • Katılımcılar yeni ASHRAE Global Headquarters binasında ve Chicago'nun STACK altyapı veri merkezinde sanal turlara katılabilirler. • Psikometriden Kapanış Performansı: Katılımcılar, ASHRAE'nin müzik grubu The Psychometrics'in performansıyla dinlenebilir.   Sanal konferansa katılmanın maliyeti ASHRAE üyeleri için 249 ABD dolarıdır (üye olmayanlar için yıllık ASHRAE üyeliği dahil 479 ABD doları). Şirket kayıt paketleri 3 veya daha fazla gruplar için de mevcuttur.  Kayıtlı katılımcılara sağlanan imkanlar • İsteğe bağlı konferans kağıt oturumlarından konuşmacılarla planlanmış canlı görüntülü sohbet oturumları • Tüm konferans bildirilerinin indirilebilir kopyaları; • PDH'ler, LEED AP kredileri ve AIA öğrenim birimleri mevcuttur • 18 ay boyunca 120'den fazla teknik oturuma erişim • ASHRAE toplum liderlerinden güncellemeler • Sanal ağ oluşturma etkinlikleri ve sponsor kioskları. Detaylı Bilgi İçin Ashrae

GSK ve Vir Biotechnology,Kovid-19'a Karşı Antikor Tedavisi Çalışmasına Başladı

 GSK ve Vir Biotechnology, hastaneye yatırılmış erişkin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarında 'ACTIV-3' çalışmasına başladıklarını duyurdu. Başlatılan Faz 3 çalışmasıyla 'VIR-7381' antikor tedavisinin etkililiği ve güvenliliği araştırılacak. GSK'den yapılan açıklamaya göre, GSK ve VIR Biotechnology’nin, yüksek riskli hastalarda Kovid-19 nedeniyle hastaneye yatışı önlemek amacıyla sürdürdüğü antikor tedavisinde önemli bir aşamaya gelindi. Kovid-19 için en umut vaat eden tedavilerin ve aşı adaylarının geliştirilmesini hızlandırmak için tasarlanmış Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) liderliğindeki kamu-özel ortaklığı olan ACTIV programının ACTIV-3 çalışmasında, 13 günden daha kısa süredir hafif ila orta derecede semptomlarla hastaneye yatan, VIR-7831 antikoru ya da plasebo uygulanan 300 katılımcının klinik durumları değerlendirilecek. Çalışma süresince katılımcılara aynı zamanda standart FDA onaylı Kovid-19 tedavi de uygulanacak. ACTIV-3 çalışmasının olumlu sonuçlar vermesi durumunda ise 700 kişinin ek katılımı ile çalışmaya devam edilecek.   - 'Diğer antikorların şimdiye kadar etki göstermediği hastanede yatan hastalar için yarar sağlayabilir'   Açıklamada görüşlerine yer verilen GSK Ar-Ge Başkanı ve Bilimsel Sorumlusu Dr. Hal Barron, Kovid-19 salgınında yeni vaka ve hastaneye yatış oranlarının rekor seviyelere ulaştığını belirterek, 'Dünyanın bu pandemiyle mücadelesine yardımcı olmak için birden fazla seçeneğe ihtiyacı olduğu kesin. Virüsü önlemek, tedavi etmek kısacası virüsle savaşmak için çalışmalar yapıyor ve çeşitli çözümler geliştiriyoruz. Dirence karşı güçlü bir bariyere sahip olan virüsü nötralize etme ve enfekte hücreleri öldürme potansiyeli taşıyan tedavi seçeneğimiz VIR-7831, diğer antikorların şimdiye kadar etki göstermediği hastanede yatan Kovid-19 hastaları için yarar sağlayabilir.' ifadelerini kullandı. Vir İcra Kurulu Başkanı George Scangos da 'Son veriler, antikorların nötralize edici aktivitesinin hastanede yatan erişkinleri Kovid-19'un en ağır sonuçlarından korumak için yetersiz olabileceğini gösteriyor. VIR-7831'in farklılaştırıcı faktörlerinin ve geniş anti-koronavirüs aktivitesinin, bu hastalara yardım etmesine ve gelecekte ortaya çıkabilecek ilgili koronavirüslere karşı hazırlıklı olmamıza katkıda bulunmasını umuyoruz.' açıklamasında bulundu. Kaynak : AA

FDA'dan Türk Şırınga Üreticisine Onay

Salgın nedeniyle ortaya çıkan aşı şırıngası talebine yönelik başta Türkiye olmak üzere dünyada oluşan talebi karşılamak için yıllık üretim kapasitesini 20 milyon TL’lik ek yatırım ve 250 milyon adet artışla yıllık 1 milyar adede çıkaran Set Medikal, ABD Besin ve İlaç Dairesi’nden (FDA) onay aldı. Set Medikal’in Türkiye’nin birinci şırınga üretim tesisi olarak 1977 yılında İstanbul’da üretime başladığını belirten Set Medikal İdare Heyeti Lideri Dr. Ali İhsan Şerbetçi, “Şırınga üretiminde Türkiye’de başkan üretici pozisyonundayız. Kapasitesi prestijiyle yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de en geniş üretim hacmine sahip olan Set Medikal, yüzde 40’ı bayanlardan oluşan yaklaşık 150 çalışanı ile başta Avrupa olmak üzere; dünyanın birçok ülkesine eser tedariki yapıyor.” diye konuştu. Yıllık 20 milyon dolarlık cironun 6 milyon doları ihracattan Türkiye’de de yüzde 60’lık pazar hissesine sahip olduklarını aktaran Şerbetçi, yıllık 20 milyon dolar civarındaki cirolarının 6 milyon dolarlık kısmının ihracattan geldiğini söyledi. Eser gamlarında 40’a yakın şırınga çeşidinin yanında insülin şırıngaları, hipodermik iğneler, insülin iğne uçları, Serum Seti, Uzatma sınırı, IV Kanül üzere birçok medikal eserlerin bulunduğunu açıklayan Şerbetçi, şunları kaydetti: “Dünyanın birinci 5 şırınga üreticisinden biri durumundayız. ABD’den gelen talepleri karşılamak için bir mühletten beri yürüttüğümüz çalışmaları hızlandırarak bu eser kümelerinde FDA Sertifikası alan Türkiye’deki birinci şırınga fabrikası olduk. Set Medikal sahip olduğu çağdaş ve yüksek üretim kapasite ile dünyada değerli bir yere sahip. Firmamız pandemi nedeniyle ortaya çıkan gereksinimlere bağlı olarak değerli bir ilgi ile karşılaşıyor. Her yıl kıymetli bir büyüme ivmesi ile kesiminde başkan olan firmamız; üretim kapasitesinin artışı ve yeni eserlerin ürün gamına katılması konusunda yatırımlarını bu devirde de kesmeden sürdürmeye devam ediyor. Bu yolda kısa vakit içinde kapasite artırma gayesiyle 50 milyon TL’lik yeni bir yatırım yapmaya hazırlanıyoruz.” “ABD ile pazar altyapı hazırlıklarımız ivmelenerek devam ediyor” Şerbetçi, salgın nedeniyle ortaya çıkan aşı şırıngası talebine yönelik, başta Türkiye olmak üzere dünyada oluşan talebi karşılamak için; mevcut kapasitelerini iki katına çıkardıklarını vurgulayarak, “Yaptığımız yeni ek yatırımlar ile aşı şırıngası kapasitemizi yıllık 500 milyon adete, toplam şırınga üretim kapasitemizi ise 1 milyar adete çıkararak dünyanın birinci 5 şırınga üreticisinden biri olduk. Birkaç yıl öncesine kadar yılda 400 milyon adet şırınga ithal edilen bir ülke durumundan bugün 300 milyon adet ihraç eden bir ülke durumuna ulaştık. Ülkemiz ismine gurur verici olan bu büyüme ivmemizde Sayın Cumhurbaşkanımızın medikal eserlerin üretimi konusunda bölüme gösterdiği teveccüh ve dayanakların de değerli hissesi bulunuyor.” sözlerini kullandı. Set Medikal’in şırınga, insülin şırıngası, hipodermik iğne, insülin kalem iğnesi üzere kümelerde değerli bir üretim kapasitesine sahip olduğunu ve dünyada birçok ülkeye ihracat yaptığını aktaran Şerbetçi,”Pandemiyle birlikte bilhassa son devirde aşı şırıngası noktasında Avrupa başta olmak üzere; dünyadaki bir çok üreticiye tedarikte bulunuyoruz. ABD ile olan iş birliği görüşmelerimiz ve pazar altyapı hazırlıklarımız da ivmelenerek devam ediyor. Öte yandan bölümümüz için olmazsa olmaz durumundaki Ar-Ge’ye her yıl bütçemizden değerli bir hisse ayırıyoruz. Ar-Ge’de altyapısı ve tecrübeli grubumuzla yeni eser geliştirmeleri ve mevcut eserlerin uygunlaştırılması noktasında kıymet yaratmaya da devam ediyoruz.” sözlerini kullandı. Kaynak:AA  

Rus aşısı Sputnik V'nin Türkiye'de Üretimi için Anlaşma İmzalandı

Rus Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği "Sputnik V" adlı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının Türkiye'de üretimini birlikte yapacağı Türk ortağı VisCoran İlaç Sanayii'nin Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Oran, 20 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe ilaç üretimi yaptıklarını, dünyada ve Türkiye'de yeni çıkan ilaç, aşı, test ve kitlerle de ilgilendiklerini söyledi. Dünyada salgın ortaya çıkınca neler yapılabileceği konusunda çalışmaya başladıklarını ifade eden Oran, o dönemde henüz Türkiye'de yerli ve milli aşı üretiminin gündemde olmadığını belirtti. Salgın döneminde ilk defa Rusya'da Kovid-19 aşısına ilişkin açıklamaların yapıldığını hatırlatan Oran, "Rusya, bu aşıyı diğer ülkelerde de üretmek istediği açıkladı. Rus aşısını üreten Gamaleya Enstütüsünün, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) bağlantısı var, bu fonun şemsiyesi altında. Biz RDIF üzerinden görüşmelere başladık. Görüşmeler belli bir seviyeye gelince 16 Ağustos'ta Türkiye'de anlaşma imzaladık. Anlaşmayı yaparken üretimin Türkiye'de yapılmasını önerdik ve bu talebimiz kabul edildi. Teknoloji transferi Rusya'dan gelecek, üretim Türkiye'de olacak. Bir nevi yerli bir ürün olacak." diye konuştu. Oran, aşıyla ilgili Rusya'dan kendilerine ulaşan bilgi ve belgeleri, gerekli incelemelerin ve prosedürlerin yerine getirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığına ulaştırdıklarını bildirdi. Rus tarafının "aşı konusunda Türk firmayla anlaştık" açıklamasının ardından kamuoyunda bir merak olduğunu belirten Oran, "Biz ruhsat alana kadar anlaşmayı açıklamayı düşünmüyorduk. Şu aşamada üretim yerleriyle ilgili teknoloji transferinin peşindeyiz. Eş anlı olarak Sağlık Bakanlığındaki prosedürler de yürüyor. Teknoloji transferi ve Sağlık Bakanlığındaki prosedürler bittikten sonra aşıya kullanım izni alınacak. Ardından Türkiye'de pilot üretim yapılacak ve seri üretime geçilecek." ifadelerini kullandı. "Öncelik ülkemizin ihtiyacı" Öztürk Oran, Türkiye'de aşı üretimi yapabilecek altyapıya sahip 4-5 firma bulunduğunu söyledi. Kendilerinin de aşı üretimi için bu şirketlerle görüşmeler yaptığını ifade eden Oran, "Rus Sputnik V aşısının Türkiye'deki üretim partneriyiz. Türkiye'deki üretim yerine de birlikte karar vereceğiz. Aşı üretiminin ülkemize önemli katkıları olacak. Öncelikle ülkemizin ihtiyacını karşılayacağız. Sonra ihracat düşünülecekse buna birlikte karar vereceğiz." dedi. Rus aşısının, 20 yıllık araştırma geçmişi olduğunu ve Ebola hastalığı için yapılan bir çalışmanın sonucu olarak bulunduğunu aktaran Oran, bu aşının Türkiye'de üretilmesi durumunda Rusya'dan ülkeye bir know-how transferi gerçekleştirilmiş olacağını söyledi. Oran, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye ihracat üssü olabilir. Türkiye'nin ihtiyaç fazlasını başka ülkelere ihraç etmek de mümkün olabilir. İleriki tarihlerde buradaki tesisler talebi karşılayamazsa tesis yatırımı da söz konusu olabilir. Şu aşamada acil kullanım izni alınacak. Zaman sıkıntısı nedeniyle seri üretim için hazır tesisler araştırıldı. Vakit olsaydı burada yeni bir tesis yapılacaktı ve üretim orada gerçekleştirilecekti. Salgın nedeniyle şu aşamada hazır tesisleri tercih ettik." "Pek çok ülke Rus aşısını tescil ettirdi" VisCoran İlaç Sanayii Yönetim Kurulu Başkanı Oran, dünyada halihazırda birkaç ülkenin aşısının kullanıldığını ve çeşitli ülkelerde de aşı çalışmalarının sürdüğünü anlattı. Aşılar arasında "şu daha iyi, bu aşı daha üstün" şeklindeki açıklamaların yersiz olduğunu, zaten bu aşıların Dünya Sağlık Örgütü ve ilgili kurumlardan onay alması gerektiğini belirten Oran, Türkiye'nin ilaç ve aşı üretiminin dünya standartlarında olduğunu vurguladı. Oran, Sputnik V aşının 3. faz çalışmasının 44 bin kişide yapıldığını, sonuçların olumlu olduğunu ve Rusya'da şu ana kadar 2 milyona yakın insanın aşılandığını bildirdi. Dünyada pek çok ülkenin Rus aşısını tescil ettirdiğini ve üretim görüşmeleri yaptığını aktaran Oran, şunları kaydetti: "Rusya'nın yanı sıra Belarus, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Sırbistan, Bolivya, Cezayir, Filistin, Venezuela, Paraguay ve Türkmenistan'da da aşı tescil edildi. Sputnik V, Rusya dışında ilk olarak Hindistan'da üretilmeye başlandı. Rusya, Hindistan'ın ardından Güney Kore, Çin, Brezilya, Belarus ve Kazakistan ile de üretim anlaşmasına vardı." "Dünyanın en hızlı Kovid-19 tespit kiti" Öztürk Oran, salgın döneminde dünyanın en hızlı Kovid-19'u tespit eden kiti ürettiklerini belirterek, "PharmaNona firmamız, 15 saniye gibi kısa bir sürede Kovid-19 tespiti için idrar kiti üretti. Şu anda dünyanın pek çok ülkesinde kullanılıyor ve çok sayıda ülkede de kullanım için resmi izinler alınıyor." dedi. Testin önce Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, ardından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından onaylandığını, Sağlık Bakanlığınca da ruhsatlandırıldığını hatırlatan Oran, etik kurul onayı ile yapılan klinik çalışmalarda testin doğruluk oranının mevcut testlere göre daha fazla olduğunu söyledi. Yurt dışından da yoğun talep aldıklarını belirten Oran, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, Çekya, İspanya, İsviçre, Slovakya, Polonya, Japonya, Meksika, Kanada, Rusya, Libya ve Irak'tan distribütörlük alındığını, ABD'de de FDA onayı beklendiğini sözlerine ekledi. Kaynak :AA

İlaç İşleme ve Üretim Tesisleri İçin Doğru Endüstriyel Vakum Seçimi

"Az ile Daha Fazlasını Yapın." Bugünün Ekonomisindeki Yeni Mantra Pek çok sektördeki şirketler, sınırlı kaynaklardan en yüksek verimi elde etmek için operasyonların ince ayarını yapmak için "doğru boyutlandırma" zorluğuyla karşı karşıya. İlaç üretimi bir istisna değildir ve sıkışmayı hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Roland Berger Strategy Consultants tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, artan fiyat ve maliyet baskısı, yasal değişiklikler ve süresi dolan patentler ilaç endüstrisinde daralan marjlara yol açıyor. Ne yazık ki, daralan marjlar daha az kontaminasyon kontrol sorumluluğu anlamına gelmiyor. Aslında, tesisiniz ülke çapında sayısız diğerleri gibiyse, her zamankinden daha ciddi ve daha karmaşık hijyen zorluklarıyla karşı karşıyasınızdır hem de devlet düzenlemelerinin yanı sıra yasal prosedürlere uygunluğu sağlamak zorunda kalırsınız. Çalışanlarınızı, ürünlerinizi ve operasyonunuzu koruma sorumluluğu size aittir. Doğru ortak, endüstriyel hijyen ekipmanı için güvenli seçimi yapmanıza yardımcı olabilir. Bu klavuz yazıda , güvenilir bir vakum tedarikçisinin özel uygulama ve tesis ihtiyaçlarınızı değerlendirmek için soracağı en önemli soruları yanıtlamaya çalışacağız.İşi yapmak için doğru iş ortağı ve doğru endüstriyel elektrikli vakum makinası aramaya hemen başlamanıza yardımcı olacak kaynak yazı paylaşıyoruz. Tesisiniz bir toz toplayıcı veya endüstriyel elektrikli vakum makinası gerektiriyor mu? Bu iki terim genellikle birbirinin yerine kullanılır, ancak toz toplayıcılar ve vakumlar çok farklı makinelerdir. Bir toz toplayıcı yüksek hava akışına (cfm) ancak düşük su kaldırma veya emme özelliğine sahiptir. Havadaki tozu etkili bir şekilde toplayabilir ancak zeminden toz tutamaz. Endüstriyel bir vakum sistemi, zeminlerden, ekipmanlardan, tavan kirişlerinden ve duvarlardan döküntü, toz, vb. Toplamak için gereken performansı sağlamak için daha iyi bir hava akışı ve su kaldırma dengesine sahiptir. Hijyen ihtiyaçlarınızı ne tür bir vakum makinası karşılayacak? Farmasötik veya nutrasötik ortamlarda kullanıma uygun olmayan elektrikli süpürgeleri vardır - örneğin, atölye tipi elektrikli süpürgeler gibi. Bu vakumlar, ilaç endüstrisinin zorlu hijyen taleplerini karşılamak için tasarlanmamıştır. Yüksek kaliteli filtrelemeleri yoktur ve sterilize edilmesi zor malzemelerden yapılmıştır. Bunun yerine, farmasötik bir ortamda kullanılmak üzere tasarlanmış yüksek performanslı endüstriyel vakum makinelerine odaklanın. Vakum temizoda ortamında kullanılacaksa, Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) tarafından belirlenen zorlu standartları karşılamalıdır. ISO 14644-1, izin verilen partikül boyutu ve izin verilen konsantrasyon seviyelerine göre belirlenen hava temizliği için yönergeler belirler. Bu standarda uygunluk, HEPA ve / veya ULPA filtreli özel bir Temizoda vakumu gerektirir. Bir tesis içinde farklı amaçlar için - hijyen görevleri - için farklı süpürgeler seçmeyi düşünün. Bir modeli çok ince esnetmeyin; üretim hatlarında kapsamlı hijyen için en iyisi olabilir, ancak sıvıların taşınması için tasarlanmamıştır. Tüm hijyen ihtiyaçlarınızı belirlemeye çalışın ve ardından farklı hijyen senaryoları için uygun vakumları seçin. Elektrikli vakum makinası ne sıklıkla çalışır durumda olacak? Kullanım süresi, doğru vakumu seçmeye başlamanıza yardımcı olacaktır. Planlanmış bir hijyen rejimindeki tabletleme odaları veya temizodalar, tek fazlı bir elektrikli süpürge kullanımından yararlanacaktır. Tek fazlı makineler, üretim ekipmanının çevresinin genel temizliği için çok uygundur. Ayrıca, bu ekipman sürekli olarak çalıştırılmayacaksa, tek fazlı bir vakumu doğrudan üretim ekipmanına (tablet işleme hatları gibi) bağlayabilirsiniz. Vakumunuzu doğrudan üretim hattı ekipmanına bağlamak, ince tozun yayılmasını en aza indirir ve tüm atık malzemeleri işçilerden uzak tutar. Sürekli kullanım veya 7/24 işlemler için, en ekonomik konfigürasyon olduğundan üç fazlı bir vakum kullanın. Tek fazlı bir motora kıyasla, üç fazlı bir uzun süreler boyunca daha yüksek verimlilikle çalışacaktır. Temelde, üç fazlı bir vakum, daha azıyla daha fazlasını yapan doğru boyutlandırmanın en iyi örneğidir. Vakumunuzu işleme ekipmanına entegre etmeyi planlıyorsanız, bu makine hakkında olabildiğince çok şey öğrenin. Makine başına bağlantı noktası sayısı ve bağlantı noktası başına hava akışı gibi özellikleri arayın ve bu bilgileri vakum tedarikçinize verin. Bu bilgilerle donanmış olarak, ihtiyaçlarınız için en iyi vakum hakkında daha bilinçli bir tavsiyede bulunabilirler. Tesisinizde ne tür elektrik hizmeti mevcuttur? Elektrikli endüstriyel elektrikli süpürgeler, kendilerine güç sağlayan motorların boyutuna ve türüne bağlı olarak çeşitli farklı voltaj veya amper gereksinimlerine sahiptir; bu, genellikle uygulama gereksinimi veya eldeki hijyen görevleri tarafından belirlenir. Bazı küçük makineler tek fazlı, 15 veya 20 amperlik, 120 voltluk elektrik hizmetinde çalışabilirken, diğer vakumlar üç fazlı güç gerektirir. Vakumun çalışacağı yerdeki uygulama ihtiyaçlarının belirlenmesi önemlidir, böylece makine mevcut hizmet tipine veya en iyi çözümü sağlayan makinenin taleplerine uygun hizmete uygun şekilde eşleştirilebilir. Tozunuz yanıcı mı? Derecelendirildi mi? Ulusal Yangından Korunma Derneği (NFPA), yanıcı tozu 420 mikron veya daha küçük çapta olan ve havada dağıldığında ve tutuştuğunda yangın veya patlama tehlikesi oluşturan herhangi bir ince bölünmüş katı malzeme olarak tanımlar. Yanıcı Toz Ulusal Vurgu Programında (NEP), OSHA, yanıcı tozu, "partikül boyutu veya şekli ne olursa olsun, havada veya başka bir oksitleyici ortamda askıya alınmış bir yangın veya parlama tehlikesi sunan partikül katı" olarak tanımlar. Aktif farmasötik bileşenler ve eksipiyan bileşenler yanıcı toza neden olabilirken, tabletler dahil oral katı dozaj üretim hatları bu tür tozlardan en fazla risk altındadır. Farmasötik bileşenlerin çoğu tozdur ve dolayısıyla havada taşınan tehlikeli toz haline gelme eğilimindedir. Ulusal Elektrik Kodu (NEC), tehlikeye bağlı olarak elektrikli ekipman için özel gereksinimler hakkında rehberlik sağlar. Yerleri türe, koşullara ve doğaya göre sınıflandırır. Özel laboratuarlar veya OSHA, yanıcılık ve sınıflandırma için malzemeyi test edebilir ve derecelendirebilir. Yetkili makam (AHJ), tozun yanıcı olup olmadığına ve "patlamaya dayanıklı / toz tutuşmaz" vakum gerektirip gerektirmediğine ilişkin nihai kararı verecektir. Yanıcı tozla çalışan tüm tesislerin patlamaya dayanıklı bir vakuma ihtiyacı yoktur. Hijyen ihtiyaçlarınızı karşılamak için ne tür filtrasyon gereklidir? Toplanacak malzemenin parçacık boyutunu göz önünde bulundurun. Farmasötik üretim ortamında, HEPA filtreli bir vakum kritiktir - veya tozunuza ve ortamınıza bağlı olarak bir ULPA filtresi gerekebilir. HEPA filtreleri 0,3 mikron dahil tüm partiküllerin% 99,97'sini tutar. ULPA filtreleri 0,12 mikron dahil tüm partiküllerin% 99,999'unu tutar. Ürüne göre tasarlanmış, eklenti olarak yenilenmemiş gerçek HEPA filtreli bir vakum seçtiğinizden emin olun. Buna ek olarak, Temizodalar ve kontrollü ortamlar için IEST (Çevre Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü) Standartlarını ve Önerilen Uygulamaları (RP) karşılayan bir HEPA vakum seçin. En yüksek çalışma verimliliği için, bir vakumun, vakum içinde hareket eden parçacıkları yakalamak ve tutmak için bir dizi aşamalı olarak daha ince filtre kullanan çok aşamalı, kademeli bir filtreleme sistemine sahip olması gerekir. Bu çok aşamalı tasarım, ana filtrelerin hızlı bir şekilde tıkanmasını önler ve zamanla motor aşınmasını ve yıpranmasını en aza indirir. İdeal olarak, bir vakumlu filtreleme sistemi, bol miktarda yüzey alanına sahip büyük boyutlu ana filtreler kullanmalıdır. Daha geniş yüzey alanları, hava-kumaş oranını optimize eder, filtredeki hava akışını yavaşlatır ve vakumun, tıkanmayı en aza indirirken uzun süreler boyunca büyük hacimli malzemeleri kolayca toplamasını sağlar. Bu, vakumun durma süresini ve bakımını azaltmaya yardımcı olur. Temizoda uygulamaları için, vakum içindeki filtre konumu da kritiktir. Yukarıda bahsedildiği gibi, farmasötik üretim için ISO standartları çok katıdır; bu nedenle, tek fazlı evrensel motorlara sahip Temizoda vakumları, hava akışı ve egzoz akışındaki partikülleri yakalamak için yukarı ve aşağı yönde karbon filtrelere sahip olmalıdır. Motorun önüne yerleştirilen bir "yukarı akış" filtresi, motoru korur ve vakumun ömrünü uzatırken, "aşağı akış" filtresi - motorun arkasına yerleştirilir - motorun komütatörü ve karbon fırçaları tarafından oluşturulan tozu, var olmasını engellemek için yakalar egzoz akışı yoluyla çevreye geri salınır. Aşağı akış filtreleri ayrıca motor bakımı sırasında çalışanların korunmasına yardımcı olur. Doğru filtreleme ile temiz temiz hava daima vakumun arkasından dışarı atılmalıdır, Herhangi bir zamanda ne kadar materyal toplanacak? Bu soruyu yanıtlamak göründüğünden daha zordur, çünkü farklı türden toplanmış malzemeler çok farklı yer kaplar. Bu nedenle, ihtiyaçlarınızı abartmak veya küçümsemek kolaydır. Birincil göreviniz ince tozları toplamaksa, düşündüğünüz kadar toplama kapasitesine ihtiyacınız olmayabilir. Tozlar bir kez toplandıktan sonra toplama tankında çok fazla yer kaplamaz. Nihayetinde, ihtiyaçlarınızın doğru bir şekilde değerlendirilmesini sağlamanın tek yolu, tesisinizde bir gösteri ayarlayabilecek bir vakum üreticisi veya dağıtıcısı ile çalışmaktır. Bu şekilde, ekiplerinizin her gün karşılaştığı gerçek hayat senaryolarında farklı vakumlar ve koleksiyon yapılandırmalarını deneyebilirsiniz. Hijyen ihtiyaçlarınızı hangi toplama seçenekleri karşılayacak? Korozyona dayanıklı paslanmaz çelik vakumlar, çok az atık kalıntısı ile veya hiç iz bırakmadan hızlı bir şekilde temizlenebildikleri için dekontaminasyonu ve sterilizasyonu kolaylaştırdığından ilaç endüstrisi için idealdir. Bu vakumlar ile kullanılacak toplama kapları için çeşitli seçenekler vardır. Standart kağıt torbalar, büyük miktarlarda tehlikeli olmayan malzemeleri yakalar. Hava dış selüloz tabakasından geçerken ince parçacıkları yakalayan iç astarlı iki katlı bir yapıya sahiptirler. Kağıt torbalar, kolay toplama ve imha için büyük parçacıkları yakalar. Polyliner, bir toz bulutunu önlerken rahatsız edici malzemeleri - hatta tehlikeli malzemeleri - atmanın harika bir yoludur. Astarın tamamını kaldırarak büyük miktarda tozu ve kiri hızlı ve kolay bir şekilde temizleyebilirsiniz. İletken polietilenler, vakumla topraklanmasına yardımcı olur ve yanıcı tozların güvenli bir şekilde toplanması için mevcuttur. Kontrollü maddeleri toplamanız gerekecek mi? Potansiyel olarak tehlikeli maddelerle veya kontrollü maddelerle çalışıyorsanız - veya kontrollü maddeler olabilecek yeni farmasötikler için pilot test yapıyorsanız - her gram ürünü hesaba katmanıza yardımcı olacak bir toplama yöntemine ihtiyacınız vardır. Malzemeyi toplamanın en iyi yolu ya etkili bir koruma için bir polyliner bir vakum teknolojisi ile çözüm üretmektir. Vakum Sistemini sıcaklık kontrollü ortamlarda mı kullanacaksınız? Endüstriyel süpürgeler makul miktarda ısı ve egzoz üretebilir. Bu nedenle, bu makineleri sıcaklık kontrollü ortamlarda kullandığınızda - bazı tabletleme takımları gibi - bu ekstra ısı kaynağını dikkate almanız gerekir. Klima sistemleriniz, ekstra ısıyı kaldırabilir ve yine de süitin içinde gerekli sıcaklıkları koruyabilir. Bununla birlikte, klima sistemi işi güvenli bir şekilde yerine getiremezse, bu durumda vakum egzozu doğrudan vakumdan ve tamamen süitin dışına aktarılabilir. İhtiyaç duyacağınız aksesuarlar hakkında daha fazla ayrıntı için vakum tedarikçinize danışın. Vakumun sıvı toplaması gerekecek mi? Tesisinizde en az bir ıslak / kuru vakum bulundurmak iyi bir fikirdir. Zaman zaman yalnızca küçük miktarlarda sıvı toplamanız gerekse bile, iş için ıslak / kuru bir vakum kullanmanız gerekir. Islak / kuru vakumda, elektrik tehlikelerini önlemek için topraklanmış bir baypas motoru bulunur. Yalnızca kuru vakumlar, sıvıların toplanmasını sağlayan özelliklere sahip değildir. Yalnızca kuru vakumla sıvı toplamaya çalışmak makineyi mahvedebilir ve ciddi yaralanmalara neden olabilir. En iyi sonuçlar ve daha uzun, daha verimli bir vakum ömrü için, korozyonu önlemek için paslanmaz çelik veya polietilen tanklı bir ıslak / kuru vakum ve aşırı doldurmayı önlemek için otomatik bir kapatma vanası seçin. Hijyen ihtiyaçlarınızı ne tür hortumlar ve aksesuarlar karşılayacak? En yüksek kalitede endüstriyel elektrikli süpürgeler üreten saygın bir üretici ile çalışmanın faydalarından biri, ilaç endüstrisi için özel olarak tasarlanmış çeşitli aksesuarlar bulmanız gerektiğidir. Antistatik, FDA onaylı, polimer yapılı şeffaf hortumlar Temizoda uyumlu çubuklar, toz fırçaları ve aralık başlıkları Sterilizasyon için paslanmaz çelikten veya yüksek dirençli silikondan yapılmış otoklavlanabilir aksesuarlar Borular, kirişler ve ulaşılması zor diğer alanlar için baş üstü temizleme araçları Eğitim ve Bakım Doğru vakumu seçtikten sonra, yeni hijyen planınızın başarısı için operatör eğitimi şarttır. En iyi sonuçlar için satış sonrası eğitim veren bir üretici veya satıcı seçin. Eğitim, temizlenecek alanları ve temizleme yöntemlerini kapsamalıdır. Eksiksiz eğitim, vakum tiplerini, vakum teknolojisini, özelliklerini, işletim prosedürlerini, bakımı ve depola hususunda bilgi sunacaktır. Bilmeniz Gereken Kriterler Filtreleme hakkında bilmeniz gerekenler nelerdir? Bu kılavuzda daha önce bahsedildiği gibi, yüksek performanslı endüstriyel vakumlar, vakumda hareket ederken parçacıkları yakalamak ve tutmak için bir dizi aşamalı olarak daha ince filtre kullanan çok aşamalı, kademeli filtreleme sistemlerine sahiptir. Bu çok aşamalı sistem, filtreleri tıkanmaya ve aşırı aşınma ve yıpranmaya karşı korur. Filtrasyonun ilk aşaması - kağıt torba - büyük partiküllerin çoğunu yakalarken, ana filtre kalan partikülleri motordan geçmeden önce yakalar. Son olarak, HEPA filtreli son aşama, havaya karışmadan önce egzozdaki ince parçacıkları toplar. Vakumlu filtreleme sistemi, motor için ana korumadır ve filtre bakımı, vakumunuz için uzun ömür ve yüksek çalışma verimliliği sağlamanın anahtarıdır. Hava akışının azalmamasını sağlamak için ana filtre düzenli olarak temizlenmelidir. Filtre temizleme sıklığı birkaç faktör tarafından belirlenir - temel olarak toplanan malzeme ve vakumun kullanım süresi. Üst düzey endüstriyel vakum makineleri, operatörün vakumu kapatmadan filtreyi çalkalamasına (ve böylece temizlemesine) olanak tanıyan dahili çalkalayıcı tutamaçlarına ve otomatik ters temizleme sistemleri gibi diğer gelişmiş dahili yöntemlere sahip olacaktır. Filtre çalkalandığında, toz ve döküntü alt toplama odasına düşer. Sonunda, uygun bakım ve temizliğe rağmen, uygun hava akışını engellemek için ana filtreye yeterli parçacık yerleşecektir. Bu olduğunda, filtre değiştirilmelidir. Filtre değişiminin zamanlaması, toplanan malzeme, vakumun ne sıklıkla kullanıldığı ve filtrenin ne kadar iyi korunduğu gibi birçok değişkene bağlıdır. Daha büyük endüstriyel vakum modellerinde, hava akışının ne zaman iyi olduğunu (filtre temiz olduğunu) ve ne zaman engellendiğini (filtre tıkandığını) gösteren manometreler bulunur. Manometreye dikkat edilmesi, operatörün en yüksek performansı korumak için doğru zamanda filtre sallamaları yapmasını sağlar. HEPA filtresinin de temizlenmesi gerekiyor mu? HEPA filtreleri, ana filtre gibi karıştırılmak veya temizlenmek üzere tasarlanmamıştır. Bununla birlikte, uygun ana filtre bakımı, HEPA filtresinin ömrünü de uzatacaktır. Aşağı akışlı HEPA veya ULPA filtrelerinin zamanında değiştirilmesi, elektrikli süpürgelerinizin egzozunun saflığını ve Temizodalarınızın bütünlüğünü korumaya da yardımcı olur. Tipik olarak, HEPA filtreleri bir ana filtreden iki kat daha uzun ömürlüdür ve ana filtrenizi her değiştirdiğinizde değiştirilmelidir. Vakumun anti-statik yapısını nasıl koruyabilirim? Hortumun ucundan ana muhafazaya kadar tüm parça ve aksesuarlar antistatik olmalı ve vakumla tamamen uyumlu olmalıdır. Vakuma eklenen herhangi bir normal veya "statik" parça, tüm makinenin anti-statik doğasını ortadan kaldırır. Bu, bant ve atölye tarzı veya diğer standart hortumlar olmadığı anlamına gelir. Vakumun anti-statik yapısını korumak, yalnızca çalışan konforu ve güvenliği için değil, aynı zamanda ince tozlardan kaynaklanan tozun tutuşma riskini en aza indirdiği için de son derece önemlidir.   Alıntı Kaynaklar OSHA: Yanıcı Toz Ulusal Vurgu Programı OSHA: Safety and Health Information Bulletin (SHIB) (07-31-2005) Endüstride Yanıcı Toz: Yangın ve Patlamaların Etkilerinin Önlenmesi ve Azaltılması FDA: www.fda.gov Çevre Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü: www.iest.org Standardizasyon için Dahili Organizasyon: www.iso.org Kaynak: Blog.GotoPac    

Abdi İbrahim, Covid-19 Aşısı Üretimi için Sağlık Bakanlığından Onay Aldı

Abdi İbrahim, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı geliştirilen aşıları en üst standartlarda üretebilme kapasitesine sahip olduğunu gösteren aşı üretim ve dolum yapma izin belgesini aldı. Abdi İbrahim'den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı incelemeler ve denetimler sonucunda, Abdi İbrahim'e mRNA bazlı aşılar ile inaktif aşıları üretim ve dolum yapma onayını verdiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı'ndan aralık ayında mRNA bazlı veya inaktif aşılar için beşeri aşı üretim ve dolum yapma izin belgesini aldıklarını belirten Barut, "Aşı üretim ve dolumu için hem altyapınızın hem de kalite sistemlerinizin yüksek düzeyde olması gerekiyor. Bakanlığın yapmış olduğu denetimler sonucu verilen bu izinle, AbdiBio tesisimiz ve aşı üretim konusunda yeterliliğimiz bir kez daha tescillenmiş oldu." ifadelerini kullandı. Salgınla mücadelede çözümün parçası olabilmek adına, Ar-Ge ve üretim güçlerini, medikal yetkinliklerini, tüm uzmanlık ve tecrübelerini Türk tıbbının ve hastaların hizmetine sunduklarını aktaran Barut, şunları kaydetti: "Sektör lideri bir şirket olarak toplumumuzun bu zor dönemdeki ihtiyaçlarını dikkate aldık ve bizden beklenen katkıyı en üst seviyede sunmak için çalıştık. Dünyada devam eden aşı çalışmalarını yakından takip ederek, salgını önleyecek aşı alternatiflerinin Türkiye'nin yerli ve milli ilaç şirketi olan Abdi İbrahim tesislerinde üretilmesi konusunda Sağlık Bakanlığı'na izin için başvuruda bulunduk. Yapılan incelemeler sonucu, Sağlık Bakanlığı'ndan, BioNTech ve Moderna tarafından üretilen mRNA bazlı biyoteknolojik aşılar yanında, Rus ve Çinli şirketlerce üretilen inaktif aşıların AbdiBio'da üretim ve dolumu için izin belgesini aldık. Alınan izin belgesiyle hem altyapımızın hem de kalite sistemlerimizin yüksek düzeyde olduğu kanıtlandı." "20 MİLYON AŞIYI ÜRETEBİLECEK KAPASİTEYİZ" Barut, Abdi İbrahim'in aşı üretimi ve dolumu konusunda gereken teknolojiye ve altyapıya sahip olduğunu vurguladı. İlaç sektörünün geleceği olarak gördükleri ve stratejik olarak çok önem verdikleri biyoteknolojiye kayda değer yatırımlarını belirterek, "2018 yılında tamamladığımız biyoteknolojik ilaç üretim tesisimiz AbdiBio atmış olduğunuz en önemli adımdır. Aşı üretimi de dahil olmak üzere biyoteknoloji alanına yaptığımız tüm yatırımlarımızın amacı; ülkemizi biyoteknolojik ilaçların üretiminde bir üretim üssü haline getirmek ve bu stratejik alanda Türkiye'yi söz sahibi olan ülkelerden birisi yapmaktır. Abdi İbrahim olarak şu anda 20 milyon aşıyı üretebilecek kapasitedeyiz. Kovid-19 aşısının daha fazla miktarda üretimi için ek yatırım yapılması gerekirse, bunu da kısa süre içinde yapmaya hazırız." ifadelerini kullandı. Kaynak :Basın Bülteni

Gıda Endstrisi Yeni Üretim Tesisi Yatırımı

Gıda sektöründe yumuşak şeker üretimi yapan Kervan Gıda, fabrikasında 5. hattını devreye alırken, bir yandan da yatırım planı kapsamında Akhisar'da bir fabrika alanı satın aldı.   Şubat Ayında Yeni bir Hat Devreye Alacak Toplamda 85 ülkeye ihracat yapan şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)'na yaptığı açıklamada, mevcut fabrikasında 5. Licorice hattını devreye aldığı, yatırım planı çerçevesinde ise Akhisar’da yaklaşık 7 bin metrekarelik bir fabrika alanı satın almasının yanı sıra halihazırda yatırımı süren 5. Jelly hattını da 2021 Şubat ayında devreye alacağı yer aldı. Söz konusu iki yatırımın firmanın yıllık konsolide cirosuna yaklaşık 31,5 milyon dolarlık bir katkı sağlayacağı öngörülüyor. Yüzde 25 Kapasite Artışı Meydana Geldi Halka arz edilen ve hisseleri Aralık'ın ilk haftasında Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlayan şirket, busüreçte elde ettiği kaynağın yüzde 22’si ile iç pazarda yapılmakta olan yatırımlarını fonlayacağını duyurmuştu. Firma, KAP’a yaptığı son açıklamada; şirketin konsolide cirosunun yaklaşık yüzde 71’ini oluşturan Jelly ve Licorice kategorilerindeki artan talebi karşılayabilmek hedefiyle yaptığı yatırımlardan biri olan, 5. Licorice hattının devreye alındığını duyurdu.  Böylece firma, yeni hat ile birlikte Licorice üretiminde yüzde 25 kapasite artışı gerçekleştirdi. Kapasite artışının firmanın yıllık cirosuna katkısının ise yaklaşık 6,5 milyon dolar olması tahmin ediliyor.    Yatırımlarına Devam Edecek, Akhisar'a Odaklandı KAP açıklamasında firmanın üretimi artırma odaklı yatırımlarına devam edeceği belirtilirken, Akhisar'daki 16 bin metrekarelik kurulu alanda üretim yapan fabrikanın yanında bulunan 7 bin metrekarelik kapalı alanlı fabrika binası ve arsasının satın alım işleminin tamamlandığı ifade edildi. Akhisar bölgesinin sağladığı düşük operasyonel maliyet ve teşvik avantajları dolayısıyla gelecek dönemde yurt içi yatırımlarının tamamını bu bölgede gerçekleştirmeyi planlayan şirket, bölgesel avantajlar sayesinde üretim ağırlığının bu şehre kaymasının FAVÖK marjlarına da olumlu etki etmesini öngörüyor. Kaynak : ST Endüstri  

E-bülten için aşağıdaki bilgileri doldurmanız yeterli.

Giriş Yap

Şifremi Unuttum Kayıt Ol

Kayıt Ol

Şifremi Unuttum