COVID -19

Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi PCR Testinde Yeni Yöntem Geliştirdi

Türk bilim insanları koronavirüsün tanısına yönelik yeni bir buluşa imza attı. Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde iki yıl süren araştırma sonucu geliştirilen yeni yöntemde PCR ve antijen testleri için kişiden burundan çubukla alınan sürüntü yerine gargara ve ağız çalkalama suyu örneği alınıyor. Araştırmalarda, gargara ve ağız çalkalama suyu örneklerinden koronavirüsün başarılı bir şekilde anında saptandığı bilimsel olarak kanıtlandı. Türk bilim insanları Covid-19’u saptamak için kullanılan PCR ve antijen testleri için burundan çubukla alınan örnek şeklini değiştiren ve güvenilir sonuçlar elde edilmesini sağlayan yeni yöntemi bilim dünyasına kazandırdı. Acıbadem Üniversitesi’nden Tıbbi Mikrobiyoloji ve Medikal Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve Tıp Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can’ın araştırma ekipleriyle Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde geliştirdikleri MyMagiCon ismi verilen yöntemin güvenilirliği bilimsel olarak kanıtlandı. Pandemi devam ettiği sürece testlere gereksinim duyulacak! Geçen yıl tüm dünyayı etkisi altına alan ve hala yaşamımızı ciddi anlamda etkileyen pandemide Covid-19’u saptamanın yolu PCR ya da antijen testinden geçiyor. Tüm dünyada her gün milyonlarca kişi bu testleri yaptırarak sonucunu bekliyor. Özellikle sonbaharın başlamasıyla birlikte nezle, grip gibi enfeksiyonların yaygınlaşması, bu hastalıkların Covid-19’a benzer belirtilerinin olması, daha çok kişinin bu testleri yaptırmasına yol açıyor. PCR ya da antijen testlerinde kişinin burnundan boğazın arka duvarına dokunarak pamuklu bir çubukla alınan sürüntü örneği incelenerek Covid-19 olup olmadığı saptanıyor. Prof. Dr. Tanıl Kocagöz geliştirdikleri yeni yöntemde burundan örnek alınması yerine, gargara ve ağız çalkalama suyunun incelendiğini belirtiyor. T.C. Sağlık bakanlığı, Türk Halk Sağlığı Kurumu onayı alan, CE ve ISO13485 sertifikalarına sahip yeni yöntemin Acıbadem Sağlık Grubu hastanelerinde pilot olarak uygulanmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Kocagöz, klinik çalışma sonuçları Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Dergisi’nde European Journal of Clinical Microbiology & Infectious Diseases  yayınlanan yeni yöntem hakkında şu bilgileri verdi: "İki yıl devam eden çalışmalarımızın sonucunda elde ettiğimiz ve MyMagiCon ismini verdiğimiz yöntemle yapılan testlerde, burundan alınan nazofarengial sürüntüye, yani burundan çubukla alınan sürüntü örneğine göre Covid-19’u eşit veya daha duyarlı bir şekilde saptadığını gösterdi. Yani bireylerin aklında ‘burundan sürüntü aldırmayıp, ağızda su çalkalama ile test yaptırırsam acaba virüsü saptayamayabilir mi?’ şeklinde bir endişe içinde olmasına gerek kalmadı. Çalışmalarımız çocukların dahi bu şekilde örnek vermesinin çok kolay olduğu, gargara yapamayacak kadar küçük yaşta olan çocukların sadece ağız çalkalama suyu vermelerinin yeterli olduğunu gösterdi. Yeni yöntemin örnek alma işlemini çok kolaylaştırarak Covid-19 taşıyıcılarının toplumda daha etkin saptanması ve erken izolasyonu ile salgının kontrolüne katkıda bulunacağı umudundayız." Bir büyük yemek kaşığı kadar içme suyu yeterli MyMagiCon yönteminde kişinin bir iki yudum içme suyunu ağzına alması, gargara yapıp ağız içinde çalkaladıktan sonra bu suyu verilen kaba koymasının yeterli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz işleyişi şöyle anlatıyor: "20 mililitre yani bir büyük yemek kaşığı kadar suyla gargara yapıyoruz. Bu suyu ağzımızın içine alıyoruz ve dişlerimizin arasından geçirerek en az 10 saniye kuvvetli bir şekilde çalkalıyoruz. Gargara ve ağız çalkalama sırasında suyun boğazın ve ağzın tüm yüzeylerine değmesi, sürüntüye göre çok daha fazla virüsün test edilecek sıvıya geçmesini sağlıyor. Bu sıvı örnek toplama tüpüne konuyor. Tüpe eklenen polimer boncuklar hızla, su ve küçük molekülleri çekerek virüsleri konsantre ediyor. Bu işlem 5 dakika sürüyor. Polimer boncukların arasındaki konsantre virüs örneği, bir pipet aracılığıyla alınarak PCR ya da antijen testlerinde rahatlıkla kullanılabiliyor." MyMagiCon, dünyada en fazla hastalığa ve ölüme yol açan tüberküloz, AIDS ve sıtma konusunda hızlı tanı araçları geliştiren kuruluşlara destek veren ve Dünya Sağlık Örgütü ile yakın işbirliği içinde çalışan “Foundation for Innovative New Diagnostics -FIND-” vakfı tarafından desteklenen iki uluslararası çok merkezli çalışma ile ağız çalkalama suyu ve idrardan olanakları kısıtlı yörelerde hasta başı tüberküloz tanısı yapılabilmesi için geliştirilmeye devam ediyor. Ulusal ve uluslararası patent başvurusu yapılan bu ürün dünyada bir ilki oluşturuyor. İki yılın sonunda uygulanmaya hazır Prof. Dr. Kocagöz, Acıbadem Üniversitesi Tıp Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özge Can ile birlikte geliştirdikleri yöntemin iki yıllık titiz ve emek yoğun bir çalışmanın sonucunda olduğunu belirterek, çalışmaya destek veren Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD) araştırmacıları ve Medikal Biyoteknoloji Dr. Öğr. Görevlisi Erkan Mozioğlu, lisans üstü öğrencileri Ece Aksoy, Tuba Polat ve Betül Zehra Karakuş’a teşekkür etti. Üniversite-sanayi iş birliğinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, ayrıntılı bilginin Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nde yer alan Ar-Ge firmasının www.gigabiomol.com ve yatırımcı firma bio-t.org internet sayfalarından alınabileceğini belirtti. Kaynak : AA

AB Novavax'la 200 milyon dozluk Aşı Anlaşması Yaptı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, ABD'li biyoteknoloji firması Novavax'ın geliştirdiği Covid-19 aşısından 200 milyon doza kadar satın alınabilmesi için bir tedarik anlaşması imzaladı. Anlaşmaya göre, AB ülkeleri Novavax aşısından ilk etapta 100 milyon doza kadar satın alabilecek. Anlaşma ayrıca, AB ülkeleri için 2023'e kadar 100 milyon ek doz satın alabilme içeriyor. AB ile ABD'li biyoteknoloji firması arasındaki anlaşmanın 2021 başında imzalanması öngörülmüş ancak imza süreci uzamıştı. Avrupa İlaç Ajansı'nın (EMA) Novavax aşısına dair değerlendirme süreci henüz tamamlanmış değil. DW Türkçe'nin aktardığına gçre, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, "Yeni korona virüsü varyantları Avrupa'da ve dünyada yayılırken, aşısını bu varyantlara karşı başarıyla test eden bir şirketle yapılan bu yeni anlaşma, nüfusumuzun korunması için ek bir tedbir" diye konuştu. Komisyon, anlaşma sayesinde AB ülkelerinin bu yılın son çeyreğinden itibaren, ilk Novavax dozlarını alabilmesine imkan tanınacağını belirtti. Novavax da yaptığı açıklamayla anlaşmayı doğruladı ve aşı verilerinin bu yılın üçüncü çeyreği içinde EMA'ya sunulmasını temin etmek için çalıştıklarını, onayın ardından ilk dozların tesliminin başlamasının beklendiğini duyurdu. Kaynak : DW Türkçe

Yakındoğu Üniversitesinden COVID-19 için Koruyucu Sprey

Yakın Doğu Üniversitesi, COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bulaşmasını önlemek amacıyla geliştirilmesinde proje ortağı olduğu koruyucu nazal spreyi, Olirin markasıyla KKTC’de kullanıma sundu.  Burun ve ağız yoluyla uygulanabilen Olirin, bir yandan SARS-CoV-2’nin üst solunum yolundaki hücrelere bağlanmasını engelleyip diğer yandan antiviral etkisi ile virüsleri öldürerek çift yönlü bir koruma sağlıyor. Olirin, SARS-CoV-2 dışındaki virüslere karşı da etkili.  Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında geliştirilen sprey, Şubat 2021’de İtalya’da COVID-19’la mücadelede kullanılmaya başlanmıştı. KKTC, Türkiye ve Türki Cumhuriyetlerde üretim ve dağıtım hakları Yakın Doğu Oluşumu’na ait olan Olirin’in yakın zamanda Türkiye'de de kullanıma sunulması planlanıyor.  Olirin, İKAS Pharma güvencesiyle eczanelerde Tamamen doğal bileşenlerden üretilen koruyucu sprey Olirin, zeytin yaprağı özünden elde edilen, doğal içerikli bir ürün. Bu nedenle marka seçimi de İngilizce’de zeytin anlamına gelen “olive” kelimesinden esinlenilerek yapıldı.  Olirin’in KKTC’deki dağıtımını, kuruluşunun üzerinden iki yıl gibi kısa bir süre geçmesine rağmen, yenilikçi vizyonu ile birçok lider firma ve üretici ile yaptığı anlaşmalarla geniş bir ilaç portföyüne ulaşan İKAS Pharma yapacak. Olirin’in KKTC’deki eczanelere dağıtımını gerçekleştiren İKAS Pharma, yakın zamanda ürünü Türkiye’de de tüm eczaneler ve online satış siteleri üzerinden kullanıcılarla buluşturacak. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “COVID-19’la mücadelede önemli bir katkı yaratacak olan Olirin’i ülkemizde kullanıma sunmaktan mutluluk duyuyoruz.”   Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirme aşamasında yer alarak proje ve patent ortağı olduğu koruyucu spreyi, kendi markaları ile KKTC halkının kullanımına sunmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “COVID-19’la mücadelede uluslararası bir proje olarak doğan ve önemli bir parçası olduğumuz koruyucu spreyi, kendi markamızla halkımızın kullanımına sunmanın gururunu yaşıyoruz. Olirin’i yakın zamanda Türkiye'de de kullanıma sunarak bu gururumuzu taçlandırmak istiyoruz” ifadesini kullandı. Olirin’in, Yakın Doğu Üniversitesi’nin sahip olduğu bilimsel yetkinliğin ve Üniversite 4.0 vizyonunun çok önemli bir göstergesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Günsel, “Olirin’in geliştirilmesinden üretim aşamasına kadar katkısı bulunan üniversitemizin çok değerli bilim insanlarına teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.  Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Olirin, virüslere karşı çift yönlü bir koruma sağlıyor.” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise koruyucu Olirin’in doğal bileşenli bir ürün olarak COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bağlanmasını engelleyip diğer yandan antiviral etkisi ile virüsleri öldürerek çift yönlü bir koruma sağladığını vurguladı. Dünyada hızla uygulanan aşılama sürecinin COVID-19’un kontrol altına alınmasında son derece önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Olirin’in etkili bir kişisel korunma ürünü olarak bu sürece önemli bir katkı sunacağını söyledi. Prof. Dr. Şanlıdağ ayrıca, “Olirin, sadece SARS-CoV-2’ye karşı değil pek çok virüse karşı da aynı koruyuculuğu sağlayan bir ürün” değerlendirmesini yaptı. Doç. Dr. Mahmut Çerkez Ergören: “SARS-CoV-2’yi etkisizleştiren Olirin’in yan etkisi bulunmuyor.” Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında geliştirilen koruyucu nazal spreyin, gerek laboratuvar testleri, gerekse gönüllülerle yapılan denemelerde etkinliğini kanıtladığını söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi COVID-19 PCR Tanı Laboratuvarı sorumlularından Doç. Dr. Mahmut Çerkez Ergören, “Gerçekleştirilen araştırma ve deneyler, Olirin’in hücrelerde toksik etki yaratmadığı, SARS-CoV-2’yi etkisizleştirdiği ve yan etki yaratmadığını ortaya koydu” ifadesini kullandı.  Hasan Kölel: “KKTC’de eczaneler üzerinden kullanıma sunduğumuz Olirin’i, Türkiye’de de tüm eczaneler ve online satış siteleri üzerinden kullanıcıyla buluşturacağız.”  Olirin’i bugün itibariyle KKTC’de anlaşmalı oldukları tüm eczanelere dağıtarak halkın kullanıma sunduklarını söyleyen İKAS Pharma Genel Müdürü Hasan Kölel, “COVID-19’la mücadelede önemli bir fark yaratacak koruyucu spreyi, KKTC’ye ait bir marka olan Olirin etiketiyle ülkemizdeki dağıtımını üstlenmek çok büyük bir gurur” ifadesini kullandı. Kölel, KKTC’de eczanelere dağıtımı yapılan Olirin’in yakın zamanda Türkiye’de de tüm eczaneler ve online satış sitelerinde yaygın bir şekilde kullanıcıyla buluşturmayı planladıklarını söyledi.  Kaynak : AA

RDIF: Sputnik Light’ın Diğer Aşılarla Kombinasyonu Başarılı Oldu

Rusya Doğrudan Yatırımlar Fonu (RDIF), Rus koronavirüs aşısı Sputnik V’nin tek bileşenli versiyonu olan Sputnik Light aşısının AstraZeneca, Sinopharm ve Moderna aşılarıyla kombinasyonun, Arjantin’in Buenos Aires eyaletinde yapılan araştırmada yüksek güvenlik performansı sergilediğini belirtti. Arjantin’in Buenos Aires eyaletinde, 121 gönüllünün Sputnik Light/AstraZeneca, Sputnik Light/Moderna, Sputnik Light/Sinopharm ve Sputnik Light/Sputnik Light kombinasyonlarıyla aşılanmasının ardından elde edilen veriler analiz edildi. Veriler, Sputnik V'nin birinci ve ikinci bileşenleri ile aşılanan kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Araştırma sırasında, Sputnik Light diğer aşılarla kombinasyonda hem ilk hem de ikinci doz olarak kullanılıyor. RDIF’in açıklamasında, “Buenos Aires Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgi, Sputnik Light'ın diğer aşılarla kombinasyonunun ve sadece Sputnik Light ile iki kez aşılanmanın güvenli olduğunu gösteriyor. Aşı ile ilişkili ciddi bir yan etki yok. Araştırmada kullanılan tüm kombinasyonların güvenli olduğu tespit edildi” ifadesine yer verildi. Kaynak : AA

Prof. Dr. Unutmaz, Covid-19 İlacı için Sonbaharı İşaret Etti

Amerika’daki Jackson Laboratuvarı Enstitüsü’nde 'Baş Araştırmacı' olarak immünoloji, enfeksiyon hastalıkları ve kanser tedavisi konularında önemli çalışmalar yürüten Prof. Dr. Derya Unutmaz, ilaç geliştirme süreçlerine hız katacak “üç boyutlu organ” projesinin detaylarını, ilk kez anlattı. İlaç firmalarının yakın zamanda faz çalışmalarında insan yerine üç boyutlu yazıcılarda üretilen “yapay organlar” kullanmaya başlayacağını söyleyen Prof. Dr. Unutmaz, Koronavirüs tedavisi için en geç sonbaharda çok etkili ilaçların geleceğini müjdeledi. İmmünoloji araştırmalarında yeni ilaç geliştirebilmek ve vücut mekanizmalarını tam olarak anlayabilmek için yüksek teknoloji gerektiren yöntemler üzerinde çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. Unutmaz, "Aslında Covid öncesinde bu çalışmalara başladık ancak salgınla beraber biraz yavaşladı. Ama bugünlerde yeniden o çalışmalara geri döndük. Benim ana konum bağışıklık sistemi. Bağışıklık sisteminin birçok konuya etkisi var. Örneğin son zamanlarda biz, kanser tedavisi üzerine çalışıyoruz. Yine bağışıklık sistemine, yani ‘içimizdeki orduya’, kanser hücrelerini nasıl tanıtabiliriz ve kansere karşı bu orduyu nasıl eğitebilir, nasıl programlayabiliriz diye bazı araştırmalarımız var. Buradaki stratejimiz, bağışıklık sisteminin ‘T hücrelerini’- komuta merkezi ya da keskin nişancılarda diyebiliriz bunlara- hastalardan alıyoruz, onları laboratuvar ortamında eğitip donatıyoruz, yani genetik olarak programlıyoruz ve bu hücreleri özellikle kanser hücrelerini tanıyacak hale getirip daha sonra bunları tekrar hastaya geri veriyoruz. Bu şekilde çok etkili bir tedavi yöntemi elde ediyoruz. Ama tabii ki çalışmanın çoğu şu an laboratuvar düzeyinde devam ediyor” dedi. "İlaçları organ düzeyinde test edebileceğiz" Teknolojik çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Unutmaz, bilim ve tıp dünyasını artık üç boyutlu yazıcılarda basılan yapay organ devrinin beklediğini anlattı ve şu bilgileri verdi: “Üç boyutlu basımla laboratuvarda organlar üretiyoruz. Bu çok önemli. Örneğin bir ilacı test edeceksiniz, bunu bir organ düzeyinde yapmanız lazım. Akciğerde ya da kalpte, tabi ki insanda yapamıyorsunuz bu deneyleri bazen. Yine Amerika'da bir Türk doktor arkadaşımla birlikte çalışıyoruz bu proje üzerinde. Günümüzde bir ilacın geliştirilmesi için fare deneyleri yapılıyor. Önce hayvanlarda deneniyor yani. Ama maalesef ilacın etkinliği ya da yan etkileri, insanda her zaman hayvanlarda olduğu gibi olmayabiliyor. Onun için Faz 1 çalışmaları yapılıyor. Hatta birçok ilaç da bu sebeple Faz 1 veya Faz 2 aşamasında başarısız oluyor. Çünkü insanda farklı bir sonuç çıkıyor. Eğer biz bunları organ düzeyinde test edebilirsek, çok çok daha hızlı ilerlemiş olacağız. Yeni ilaç geliştirme konusunda hız kazanacağız.” "Virüslerin akciğer üzerindeki etkilerini 3D organlarla inceliyoruz" Pandemi öncesi yapay organ modelleriyle meme kanseri ve bazı virütik akciğer hastalıkları hakkında çalışmalar yürüttüklerini de kaydeden Prof. Dr. Unutmaz,  “Örneğin meme kanserinde dokunun içine hücreler nasıl girebiliyor, diğer doku hücreleriyle nasıl bir ilişki içindeler, bunları anlamamız gerekiyordu. Onun üzerine üç boyutlu basım yapıyorduk. Bu çalışmaların sonuçlarını da çok yakın bir tarihte yayınlayacağız. Onun dışında akciğerde virüsler akciğer dokusuna nasıl giriyor, bütün akciğerin nefes borusu kısımlarını vs, basarak test ediyorduk. Tabii Covid sürecinde biraz Covid için de çalıştık bu şekilde. Yine bağırsaklar çok önemli. Çünkü bağırsakların içinde bakteriler yaşıyor. O ortamı simüle etmeye çalışıyoruz, modellemeye çalışıyoruz laboratuvarda. Bayağı ilerledik bu konuda. Tabii ki çok kompleks mekanizmalar, şu anda geliştirme aşamasındayız ama kanserle alakalı olan çalışmamız, özellikle ilaç seçimi için çok yakında ilaç firmaları tarafından kullanılmaya başlanacak diye düşünüyorum” şeklinde konuştu. "Covid-19 ilacı yaz ortasında ya da sonbaharda piyasaya çıkabilir" Prof. Dr. Unutmaz, Covid-19 ilacının yaz ortasında ya da en geç sonbaharda piyasaya çıkacağını düşündüğü belirtti. Aslında grip için geliştirilen ancak Covid-19 tedavisindeki etkinliği denenen molnupiravir adlı ilaca dair Faz 3 çalışmalarının bitmek üzere olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Unutmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Merck firması Faz 3 çalışmalarını Mayıs’ta bitirecekti ama biraz gecikme oldu galiba. Çok kısa sürede bu sonuçlar açıklanacaktır diye düşünüyorum. Hayvan deneyleri, Faz 1 ve Faz 2’de çok iyi sonuçlar çıktı. Çok hızlı bir şekilde durduruyor virüsü. Diğer büyük firmaların da böyle faz çalışmaları var. Maalesef uzun sürüyor bu çalışmalar ve bir de yanlış bir strateji yürüttük Covid pandemisinde. Çok büyük bir aciliyet vardı, var olan ilaçları test etmekle müthiş bir enerji harcadık. Örneğin hidroksiklorokin, hiç çalışmadığı belli olan bir ilacı defalarca test ettik, vakit kaybettik. Ben çok etkili ilaçlar çıkacağından eminim. Belki bu yaz, belki sonbahara doğru.” “İngiltere'de Hint varyantı baskın hale geldi"  Prof. Dr. Derya Unutmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün artık Covid-19 varyantlarında yeni bir adlandırma sistemine gittiğini belirterek, “Bildiğiniz gibi şimdiye kadarki varyantların dünyada 4 çeşidi var. DSÖ bunlara İngiltere, Hindistan vs demek yerine artık ‘Alfa, Beta, Gama, Delta’ şeklinde bir adlandırma sistemine geçti. İngiltere'de çıkana Alfa varyantı deniyor artık. Brezilya'daki daha önce P1 denilen varyant Beta, Güney Afrika varyantı Gama, Hindistan'da çıkan varyant da Delta olarak adlandırıldı. İngiltere'de çıkan çok daha bulaşıcı bir varyanttı ve hızlı bir şekilde dünyayı ele geçirdi. Aslında virüsler birbirleriyle rekabet ediyorlar, daha çok bulaşıcı olan versiyonu bir avantaj sağlıyor ve hızlı bir şekilde yayılıyor. Brezilya ve Güney Afrika'da olanların biraz daha fazla tehlikesi var. Çünkü onlarda antikorlardan kaçış mutasyonları oluştu. Daha önce Covid geçirenlerin bir daha enfekte olma riski oluştu. Ya da aşı sonrası antikor düzeyi çok yüksek değilse, enfekte olabiliyorsunuz. Hindistan'da çıkan Delta varyantı ise hepsinin bu özelliklerini bir arada topladı, daha tehlikeli bir hale geldi. Hatta Alfa yani İngiltere'deki çıkandan çok daha bulaşıcı olduğu söyleniyor. Şu anda İngiltere'de bile Alfa’nın yerine geçmiş durumda Hindistan'dan gelen virüs. Bu bakımdan çok tehlikeli ve bir miktar antikorlardan da kaçıyor” dedi. "Çok fazla zamanımız kalmadı, virüsle yarışta öne geçmeliyiz" BioNTech gibi çok etkili antikor oluşturan aşıların, özellikle iki dozdan sonra bu varyanta karşı da tamamen koruyucu olduğuna değinen Prof. Dr. Unutmaz, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim kendi yaptığımız bazı çalışmalar da var buna dair. Yani antikorların etkisi 5-6 kat düşebiliyor ama bu aşılarla o kadar çok antikor üretiyorsunuz ki fark etmiyor. Yine de durdurabiliyorsunuz bunu. Şu anda müthiş bir yarış var virüsle aşılanma arasında. Bizim de önümüzde çok fazla zamanımız kalmadı. Çünkü bu Delta varyantı çok hızlı yayılıyor. Onun için aşılanma ile onun önüne geçmemiz lazım. Geçemezsek, gerçekten önümüzdeki bir iki ayı yine çok zor geçirebiliriz.” Kaynak : T24

Biontech Afrika'da Aşı Üretim Tesisi Kuruyor

Afrika'da Binotech aşı üretim merkezi kuruluyor. Profesör Uğur Şahin'in kurucu ortaklarından olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech, Afrika kıtasında mRNA aşı üretim tesisleri inşa etmeyi planlıyor. BioNTech, koronavirüsün haricindeki hastalıklarla da mücadele için uzun vadeli bir çabanın parçası olarak Afrika'ya açılmayı hedefliyor. ÜRETİM KAPASİTESİ ARTIRILACAK Financial Times'ın haberine göre, şirket, Avrupa Birliği'nin (AB) aşıların yüzde 99'undan fazlasını ithal eden Afrika'daki aşı üretim kapasitesini artırmaya yönelmesiyle harekete geçti. Şahin, İngiltere'deki G7 Zirvesi öncesinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile görüntülü görüşmesinde Afrika'ya dair planlarını anlattı. Şahin, "Teknoloji açısından Afrika'da aşı üretiminin mümkün olmaması için hiçbir neden yok. Bunu mümkün kılmalıyız." dedi. Türk profesör, BioNTech'in Afrika'da yaklaşık 12 ay içinde "aşı dozlarını doldurmak için" bir ortak bulmasını ve eğitmesini hedeflediğini söyledi. Uğur Şahin, ayrıca kıtada gelecekteki tüm tesislerin orta ve düşük gelirli ülkeler için kâr amacı gütmeyen oranlarda tedaviler üreteceğini ifade etti. Kaynak : Euronews

"2022 Vilcek Biyoteknolojide Mükemmellik" Ödülü mRNA Teknolojisinin Geliştirilmesini Sağlayan Dr. Katalin Karikó'ya Verildi

Koronavirüs'le mücadelede kullanılan mRNA aşılarının geliştirilmesini sağlayan Macar asıllı bilim insanı biyokimyager Dr. Katalin Karikó, 2022 Vilcek Biyoteknolojide Mükemmellik ödülünün sahibi oldu.  Vilcek Mükemmellik Ödülü, ABD'de çalışan ve toplumda etki yaratan göçmenlere veriliyor. Ödül, 2019 yılında Vilcek Vakfı Ödüller programına eklenmişti.  Macaristan'da doğan 66 yaşındaki Karikó, 1985 yılında ABD'ye doktora sonrası çalışmaları için gitmişti. Karikó, şu anda BioNTech'te kıdemli başkan yardımcısı olmasının yanı sıra Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışıyor.  Vilcek Vakfı Kurucu Ortağı ve CEO'su Jan Vilcek, "Dr. Karikó'nun öncü çalışması, Covid-19'a karşı yeni aşıların geliştirilmesini sağladı. Bu mRNA teknolojisi başarısı dünya genelinde Covid-19'u yayılmasını durdurmayı ve milyonlarca insanın hayatını kurtarmayı vadediyor" dedi.  mRNA teknolojisi, şu anda Koronavirüs'e karşı kullanılan Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarında kullanıldı.  Vilcek Mükemmellik Ödülü sahipleri 100 bin dolar ve hatıra diploması alıyor.  Aynı teknoloji kullanan Moderna'nın kurucularından Derek Rossi, "Bana Nobel Tıp Ödülü'nü kim almalı diye sorsalar bu insanları (Kariko ve Weissman) en başa koyardım. Bu temel keşifleri dünyaya katkıda bulunan tıbbi buluşlar arasına girecek" demişti.  Kaynak : T24

RS Research, Koronavirüs Mücadelesine Güç Katmaya Hazırlanıyor

İnsanlığı tehdit eden salgına karşı bilgi birikimini uzman paydaşlarının çalışmalarıyla bir araya getiren RS Research, hastalığın seyrinin ağırlaşmasını engelleyen ilacın solunum yoluyla doğrudan akciğere ulaştırılmasıyla, tedavinin kaygı uyandıran yan etkilerini azaltmayı planlıyor. Prof. Dr. Rana Sanyal liderliğinde kimyager, biyolog, eczacı ve hekimlerden oluşan RS Research araştırma ekibi, tedaviyi 2020 yılı sona ermeden hastalara ulaştırmayı hedefliyor. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal, Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte "Kimyager, biyolog, eczacı ve hekimlerden oluşan araştırma ekibimizle hastalığın seyrinin ağırlaşmasını engelleyen ilacı doğrudan akciğere ulaştırarak tedavinin kaygı uyandıran yan etkilerini azaltacak teknoloji üzerinde çalışmaya başladık." dedi. Koronavirüse karşı uygulanan tedavilerin başta kalp olmak üzere farklı organlarda görülebilecek olumsuz etkilerinden bahsedildiğini belirten Sanyal, şunları kaydetti: "Kimyager, biyolog, eczacı ve hekimlerden oluşan araştırma ekibimizle hastalığın seyrinin ağırlaşmasını engelleyen ilacı doğrudan akciğere ulaştırarak tedavinin kaygı uyandıran yan etkilerini azaltacak teknoloji üzerinde çalışmaya başladık. RS Research olarak kanser alanında çalışmalarımızda kemoterapinin yan etkilerine odaklanıyoruz. Kemoterapi sırasında bizim hedefleme teknolojimizle tümöre ulaştığında etkisini göstermeye başlayan ilacın vücuttaki diğer hızlı büyüyen hücreleri etkilememesini sağlıyoruz. Yani ilacı paketleyip doğrudan adresine gönderebiliyoruz. Böylece tedavi sırasında hastaların sıklıkla yaşadığı yan etkileri azaltarak yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Koronavirüs tehdidi karşısında araştırma ekibimizin bu bilgi birikimini paydaşlarımızın uzmanlığıyla birleştirdik." İlk deneme ‘’Hidroksiklorokin’’ ile yapılıyor Farklı hastalıklar üzerinde 5 yıldan fazla "hidroksiklorokin" etkin maddesi hakkında deneyim kazandıklarını kaydeden Sanyal, şu bilgileri verdi:  "İlk denememizi bu madde ile yapıyoruz. Geliştirdiğimiz ilaç taşıma teknolojisiyle hidroksiklorokin mikro kürecikler halinde paketlenip, solunum yoluyla doğrudan akciğere ulaştırılacak. İlaç mevcut kullanımda vücutta serbest olarak dolaşıyor ve tedavi ederken aynı zamanda diğer organlar üzerinde yan etkileri endişe yaratabiliyor. Şu anda mevcut tedavi protokollerinde etkili olduğuna dair bulgulara ulaşıldığı için biz bu olumlu etkiyi akciğere ulaştırdığımız ve olumsuz etkilerden kaçındığımız hedefleme teknolojisine çalışıyoruz’’. Sanyal, geliştirdikleri platformun farklı etkin maddelerin bağlanıp ayrılmasına elverişli bir yapıdan oluştuğunu, bu çalışmalarını sürdürürken dünya çapında klinik bulgular daha etkili bir tedaviyi ortaya çıkarırsa, teknolojiyle onu da "akıllı" hale getirmek için inceleyebildiklerini aktardı. Preklinik çalışmalar 6 ay içinde tamamlanacak İlaç geliştirme sürecinin oldukça sıkı düzenlemelere tabi bir alan olduğunu belirten Sanyal, "Koronavirüse karşı kamu başta olmak üzere tüm sağlık sektörü ile akademi ve sanayi ortak bir mücadeleye girişti. Biz klinik öncesi çalışmalarımızı 6 ay içinde tamamlamayı hedefliyoruz. Bu sürede laboratuvar araştırmaları, hücre ve hayvan deneyleriyle klinik aşamaya geçmek üzere zorunlulukları yerine getirirken 'Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi' ile 'Koç Üniversitesi Translasyonel Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi' altyapı ve uzmanlıklarından faydalanmayı planlıyoruz. Klinik çalışmada kullanılacak ilacın üretimi konusunda büyük ilaç şirketleriyle görüşmeye başladık. Aciliyet nedeniyle tüm çalışmalarımız eşzamanlı olarak birlikte yürüyecek. Dünya olarak bu virüse hazırlıksız yakalanmış hissetmenin umutsuzluğunu yaşıyoruz. Ancak şimdiye kadar geliştirdiğimiz bilgi birikimini transfer ederek hızla aksiyon alma yetimizi yabana atmayalım. Şu anda en büyük kaygı sağlık hizmetleri kapasitesinin önüne geçen hasta sayılarına varılması. Enfeksiyonun en yıkıcı hasarı akciğerde. Bu nedenle hastalığı ilk aşamada kontrol altına alan tedaviler büyük önem kazanmaya başladı’’ dedi. Hidroksiklorokin ile daha önceden çalıştıkları için farklı amaçlarda nasıl kullanılması gerektiğini ve farmakokinetik özelliklerini bildiklerini kaydeden Sanyal, "Bu şimdiden çalışmamızın birkaç adım ileriden başlaması demek. Ekibimiz ilk aşamada laboratuvarda daha önce sentezlediğimiz hidroksiklorokinli polimerlerle çalışmalara başlayarak nano ve mikro parçacık oluşumunu inceleyecek. Bunu, hazırladığımız mikro kürelerin akciğerdeki dağılımını takip ettiğimiz hayvan çalışmaları izleyecek." şeklinde konuştu. Sanyal, ilaç geliştirmede en hassas yönün klinik çalışmalara başlamadan, yani insanlar üzerindeki etkileri gözlemlenmeden önce öngörülebilen tüm riskleri ortadan kaldırmak olduğunu, gerekli çalışmalarının ardından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na klinik araştırma başvurusunda bulunacaklarını ifade etti. Kaynak : BOUN  

2 Aşı Adayı, 3 Kit ve 1 İlaç için Destek Bekliyorlar

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Biyoteknoloji Enstitüsü Aşı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tarlan Mammedov, Akdeniz Üniversitesi'nde (AÜ) bitki yapraklarından üretilen 2 koronavirüs aşı adayı, 1 ilaç ve 3 kit geliştirdiklerini açıkladı. Prof. Dr. Mammedov, insanlar üzerindeki denemelerde güzel sonuçlar elde ettiklerini belirterek, aşı firmalarından destek beklediklerini söyledi. AÜ Ziraat Fakültesi Enzim ve Mikrobiyal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarlan Mammedov ile 20 kişilik ekibi, koronavirüs aşı çalışmasında sona geldi. 3 laboratuvar, 1 iklim odasında 'Transient Bitki Ekspresyon Sistemi' kullanarak, yeni nesil aşı çalışmalarını gerçekleştiren Prof. Dr. Mammedov, bir tür tütün bitkisi olan Nicotiana Benthamiana'nın, iklim odasında 22-24 derecede yüzde 50-60 nem seviyesinde özel formülasyon içeren gübrelerle yetiştirilerek belli büyüklüğe ulaşmasını sağladıklarını anlattı. Bitkiye, yeniden düzenleme yapılıp bitki yaprağının içine solüsyon verilerek yapraklarından protein ürettiklerini aktaran Prof. Dr. Tarlan Mammedov, gerekli analizler sonucunda başarılı 2 aşı adayı ürettiklerini kaydetti. Aşının yanı sıra ilaç ve kit çalışmalarında da sona geldiklerini anlatan Prof. Dr. Mammedov, protein içerikli üretilen 2 aşı adayı, ilaç ve 3 kiti hastalar üzerinde denediklerini açıkladı. Geliştirilen ürünlerden güzel sonuçlar elde ettiklerini aktaran Prof. Dr. Mammedov, aşı firmalarından destek beklediklerini söyledi. YEŞİL BİTKİ YAPRAKLARINDAN GELİŞTİRİLDİ   Prof. Dr. Tarlan Mammedov, geliştirdikleri 2 aşı adayının testlerini hayvanlar üzerinde tamamladıklarını ve güzel sonuçlar elde ettiklerini belirterek, “Ayrıca 3 kit geliştirdik. Bu kitler, koronavirüs hastalarında antikor seviyesinin tayin edilmesi için çok önemli. Bu kitler Türkiye'ye dışardan geliyor. Bu kiti 50 koronavirüs hastası üzerinde denedik. Diğer kitlerle karşılaştırıp aynı sonuçları aldık. Buna ek olarak mühim bir ilaç geliştirdik. Bizim ürettiğimiz ilaçlar protein temelli. SARS2 virüsünün bedenimize dahil olmasına yardım eden ACE2 enzimidir. Bu enzimi bitki yapraklarında ürettik. Bu insan vücudunda çok önemli bir fonksiyon taşır. Eğer virüs tarafından ACE2 tarafından bağlanırsa vücutta birçok problem başgösterir. Hastalık oluşur. Onun için biz ACE2 enzimini, 1 kilogram bitki yaprağından üretebildik. Bu virüsün insan vücuduna geçmesini engelliyor" diye konuştu.   İlaç, aşı ve kitlerle güzel sonuçlar elde ettiklerini aktaran Prof. Dr. Tarlan Mammedov, “Şimdi ilaç şirketlerinden destek bekliyoruz" dedi. Kaynak : Basın Bülteni

ABD: AstraZeneca Aşısının Deney Sonuçları Zaman Aşımına Uğramış Bilgiye Dayanıyor

ABD federal sağlık yetkilileri, İngiltere'de Oxford Üniversitesinin ilaç firması AstraZeneca ile geliştirdiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının ABD'de yürütülen deney sonuçlarının, "zaman aşımına uğramış bilgiye" dayanıyor olabileceğini duyurdu. ABD Veri ve Güvenlik İzleme Kurulu'ndan yapılan açıklamada, AstraZeneca'nın, faydalı veriye ilişkin noksan görüş sağlamış olabileceğinden endişe edildiği belirtildi. AstraZeneca, dün ABD'de 32 bin 449 kişi üzerinde devam eden Kovid-19 aşısının 3. faz çalışmalarının ara güvenlik ve etkinlik analizlerine ilişkin verileri paylaşmıştı. Bağımsız Veri Güvenliği İzleme Kurulunun (DSMB) aşıyla ilgili hiçbir güvenlik sorunu tespit etmediği bilgisine yer verilen açıklamada, Kovid-19 aşısının 65 yaş üstündekilerde yüzde 80, belirtileri önlemede yüzde 79 etkili olduğu, hastanede yatışı ve ağır hastalığı da yüzde 100 engellediği açıklanmıştı. Açıklamada, DSMB'nin, en az bir doz Kovid-19 aşısı olan 21 bin 583 katılımcı arasında yaptığı incelemede damarda kan pıhtılaşmasına ilişkin olaylarda artan bir riske rastlamadığına dikkat çekilmişti. ABD'de AstraZeneca aşısının kullanımına izin verilmesi için Gıda ve İlaç Dairesi ile Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin, bağımsız danışma komitelerinin sağladığı verinin kapsamlı değerlendirmesinin ardından aşıyı onaylaması gerekiyor. Oxford-AstraZeneca tartışması Kovid-19'a karşı geliştirilen ilk aşılardan Oxford-AstraZeneca'nın uygulanması, bazı ülkelerde, kanda pıhtılaşmaya yol açarak damar tıkanıklığı ve akciğer embolisi gibi durumlara neden olabileceği şüphesiyle geçici olarak durdurulmuştu. Dünya Sağlık Örgütü aşının faydalarının risklerinden fazla olduğunu belirterek "Hayat kurtarmak için kullanımı devam etmelidir." açıklamasını yapmıştı. Avrupa Birliği İlaç Ajansı ve İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu da aşının kullanılması tavsiyesinde bulunmuştu. Kaynak :AA

“VIR-7831” Corona Virüs Ölümlerini Yüzde 85 Oranında Azalttı

İngiliz ilaç devi GlaxoSmithKline (GSK) ve ABD’li biyoteknoloji şirketi Vir tarafından geliştirilen   VIR-7831 adlı bir monoklonal antikor ilacının  Covid 19’a bağlı hastaneye yatış (ağır hastalık) ve ölümü yüzde 85 oranında azalttığı duyuruldu. Yapılan açıklamada, ilacın İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya’da görülen mutasyonlara karşı da etkili olduğu belirtildi. Aşıya benzer bir etki yapabildiği belirtilen antikorl ilaçları, corona virüs aşılarının küresel düzeyde uzun bir süre kullanılamayacağı düşünüldüğünden büyük bir önem taşıyor. İngiliz ilaç devi GlaxoSmithKline (GSK) ve ABD’li Vir Biyoteknoloji tarafından geliştirilen yeni bir antikor ilacının corona virüse karşı savaşta etkin silahlardan biri olabileceği belirtildi. İki şirket tarafından yapılan duyuruda VIR-7831 adlı monoklonal antikor ilacının üçüncü aşama klinik deneylerinin tamamladığı ifade edildi. İlacın Covid 19’a bağlı hastaneye yatış (ağır hastalık) ve ölümü yüzde 85 oranında azalttığı duyuruldu.  Şirketler, ilacın "yüksek etkililiğinin", Covid-19 nedeniyle daha fazla risk altında bulunan yetişkinlerin erken tedaviyle  hastaneye yatışların durdurulabileceği anlamına geldiğini belirtti.  MUTASYONLARA KARŞI ETKİ GÖSTERDİ Glaxo ve Vir ayrıca,  antikor tedavisinin İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya'da ortaya çıkan varyantlara karşı aktif olduğunu gösteren verilerisundu. Şirketler aynı zamanda antikoru vermenin farklı yöntemlerini de inceliyorlar ve ilacın enfekte olmayan yüksek riskli yetişkinlerde Covid-19'u önleyip önleyemeyeceğini araştıran başka bir deneme başlatacaklar. FDA'YA ACİL KULLANIM ONAYI İÇİN BAŞVURACAK Diğer taraftan ilaç şirketleri, 583 hastadan elde edilen verileri inceleyen  denemenin başarısına dayanarak, tedavinin Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA)diğer ülkelerde acil kullanım onayına başvuracağını açıkladı. Vir'in CEO'su George Scangos, "heyecan verici verilerini antikor tedavisini dünyanın her yerindeki hastalara etkili yeni bir çözüm sunmaya bir adım daha yaklaştırdığını" ifade ederek, “VIR-7831'in Covid-19’un n en şiddetli sonuçlarını önleme ve virüsün mevcut varyasyonlarına karşı koruma potansiyeli kanıtladı.  GSK'nın baş bilim sorumlusu Hal Barron ise çalışmaların cesaret verici olduğunu açıkladı.  GK'NIN KARI YÜZDE 24 YÜKSELDİ Öte yandan Barron, Şubat ayında şirketin net karının, geçen yıl neredeyse dörtte bir oranında arttığını açıkladı. GSK, karının  2020'de yüzde 24 artarak 5,7 milyar sterline (yaklaşık 59 milyar 340 milyon lira)  yükseldiğini söyledi. Gelirlerlerinin  ise yüzde artarak 34 milyar sterline (yaklaşık 355 milyar Türk Lirası) ulaştığını bildirdi. Ekim ayında ABD eski Başkanı Donald Trump'ın Covid-19 tedavisinde de kullanılan ve bir araştırmaya göre aşıya benzer bir etki de yapabildiği düşünülen monoklonal antikorlara dayalı ilaçların, corona virüs aşılarının küresel düzeyde yetmeyebileceği konusu üzerine, devreye girmesi gündeme geldi. Daha önce Elly Lily ve Regeneron tarafından geliştirilen iki ilaç geçen Kasım ayında ABD’de acil kullanım onayı aldı.  MONOKLONAL ANTİKOR NEDİR? Antikorlar "vücudun bağışıklık sisteminin savaşçıları" diye tarif edilebilir. Corona virüs ya da başka herhangi bir patojen vücudunuza girdiğinde antikorlar virüsün dikensi uçlarına yapışarak onun sağlıklı hücrelere girişini engellerler. Fakat insan vücudu bir çok farklı türde antikor üretir. Bunların en güçlülerine "etkisizleştiren antikorlar" deniliyor. Bilim insanları bu antikorları eleyerek en güçlülerini seçiyor, ardından bu antikorlar laboratuvarda çoğltılaram büyük miktarlarda üretimi yapıabiliyor. Bu yöntemle elde edilen antikorlara tek bir antikor hücresinden klonlandıkları için monoklonal antikor ya da mAb deniyor. Kaynak : NTV    

Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya Astra Zeneca Aşısını Askıya Aldı

Almanya Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Oxford/AstraZeneca tarafından geliştirilen corona virüsü aşısının kullanımının askıya alındığı açıklandı. Kararın, Alman araştırma kurumu Paul Ehrlich Enstitüsünün tavsiyesi üzerine verildiği ifade edildi. “ASTRAZENECA, AVRUPA’DA ASKIYA ALINIYOR” Aralarında Norveç, İrlanda, Danimarka, Hollanda, Bulgaristan, Avusturya, Estonya, Letonya, Lüksemburg, Litvanya’nın da bulunduğu Avrupa’da birçok ülke, AstraZeneca’nın kullanımını askıya alma kararı aldı. Bu ülkelere Almanya’dan sonra Fransa ve İtalya’da eklendi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa İlaç Ajansı’nın yarınki toplantısına kadar aşılamanın dondurulduğunu duyurdu. İtalya’da bir kişinin aşı olduktan sonra hayatını kaybetmesi nedeniyle Piedmont bölgesinde bir soruşturma açıldı ve savcılık 400 bin doz aşıya el konulmasına karar verdi. İspanya da AstraZeneca tarafından Covid-19'a karşı geliştirilen aşının kullanımını 2 hafta süre ile askıya aldığını duyurdu. ASTRAZENECA: PIHTI RİSKİ YOK AstraZeneca tarafından yapılan açıklamada corona virüsü aşı kaynaklı kan pıhtılaşma riskine dair kanıt olmadığını belirtildi. Açıklamada “10 milyondan fazla kayıttan oluşan güvenlik verilerimizin analizi, AstraZeneca covid-19 aşısı ile herhangi bir belirli yaş grubunda, cinsiyette, toplulukta veya belirli bir ülkede pulmoner emboli veya derin damar trombozu riskinde artış olduğuna dair hiçbir kanıt göstermemiştir ifadeleri yer aldı. Açıklamada ayrıca, Aslında, bu tür olayların gözlemlenen sayısı, genel popülasyona oranla aşılananlarda beklenenden önemli ölçüde daha düşüktür” denildi. AVUSTRALYA: 25 MİLYON AŞILANDI SORUN YAŞANMADI Avustralya’da AstraZeneca tarafından geliştirilen aşının kullanımına devam edileceğini açıkladı. Sağlık bakanlığı yetkilileri Avustralya’da 25 milyon insana, AstraZeneca aşısını uyguladığını ve bir sorun yaşanmadığını ifade etti. Salgın başladığından bu yana Avustralya’da 29.100’den fazla vaka ve 909 ölüm yaşandı. Kaynak:AA

Avrupa İlaç Ajansı'ndan Astra Zeneca Aşısı Hakkında Kapsamlı Duyuru

Avrupa İlaç Ajansı son günlerde özellikle Avrupa ülkelerinde tartışma yaratan AstraZeneca aşısı ile ilgili dikkat çekici bir açıklama yaptı. Kurum, aşının yan etkisi ile ilgili perşembe günü nihai bir karar verileceğini belirtirken, "Aşının avantajları risklerinden çok daha büyük" açıklamasını yaptı. Başta Danimarka olmak üzere birçok ülkede AstraZeneca’nın geliştirdiği corona virüsü aşısı olan insanların ölmesi ile ilgili soruşturma devam ediyor. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) bugün bir açıklama yaptı. Avrupa Birliği ülkeleri adına açıklama yapan kapsamlı duyuruyu perşembe günü yapacaklarını açıklayan EMA, “Soruşturma ve inceleme devam ederken aşının faydalarının kanıtlandığı bir gerçek. Yan etki yüzünden yaşamını yitirenlerin sayısı çok fazla değil. Aşının faydaları risklerinden çok daha fazla” denildi. EMA tarafından yapılan açıklamada, “Aşının kanda pıhtılaşmaya neden olduğuna dair bir sonuç yok” ifadesi kullanıldı. Yetkililer pıhtılaşmanın çok nadir görüldüğünü ve buna göre incelemelerin yapıldığını da vurguladı. Kaynak: AA

AstraZeneca'nın Geliştirdiği Covid-19 Aşısı için DSÖ'den Açıklama

AstraZeneca aşısının kullanımının bazı ülkelerde askıya alınmasının ardından, DSÖ Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi'nin yarın toplanacağı açıklandı. DSÖ Bilim Heyeti'nden Dr. Swaminathan ise, AstraZeneca ve diğer aşıları kullananlara "paniğe kapılmama" çağrısında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), küresel çapta farklı firmaların geliştirdiği 300 milyon dozdan fazla yeni tip corona virüs (Covid-19) aşısı uygulandığını ve aşı kaynaklı bir ölüm tespit edilmediğini bildirdi. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün İsviçre'nin Cenevre kentindeki merkezinde, video konferans yöntemiyle basın toplantısı düzenledi. Ghebreyesus, AstraZeneca tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının bazı ülkelerde kullanımının durdurulmasının ardından yarın DSÖ Küresel Aşı Güvenliği Danışma Komitesi'nin toplanacağını aktardı. Komite'nin Avrupa Birliği'nin (AB) ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ile iletişim halinde olduğunu dile getiren Ghebreyesus, şöyle konuştu: "Şu anda çoğu ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, Covid-19 aşılarına erişim eksikliği. Neredeyse her gün dünyanın dört bir yanından üst düzey siyasetçilerden telefonlar alıyorum ve bana COVAX kapsamında ne zaman aşı tedarik edeceklerini soruyorlar. Bazılarının ümitleri suya düşmüş durumda ve bunun nedenini anlıyorum. Kendi ülkelerinde hiçbir aşı yokken dünyanın en zengin ülkelerinden bazılarının nüfuslarını defalarca aşılamaya yetecek kadar aşı satın aldığını görüyorlar." "PANİĞE KAPILMAYIN" Ghebreyesus'un konuşmasının ardından AstraZeneca aşısına ilişkin sorulara yanıt veren DSÖ Bilim Heyeti'nden başuzman Dr. Soumya Swaminathan, "Şu ana kadar dünya genelinde 300 milyondan fazla doz farklı (Covid-19) aşılar uygulandıktan sonra, Covid-19 aşılarıyla bağlantılı belgelenmiş ölüm bulunmuyor" bilgisini paylaştı. Swaminathan, AstraZeneca ve diğer aşıları kullanan insanlara "paniğe kapılmama" çağrısında bulundu. Covid-19 virüsünün milyonlarca kişinin ölümüne neden olduğunu anımsatan Swaminathan, salgının sona erdirilmesi için aşılamanın şart olduğunun altını çizdi. AstraZeneca'nın geliştirdiği Covid-19 aşısının uygulandığı az sayıdaki kişide kanda pıhtılaşmaya neden olduğu gerekçesiyle geçen haftadan beri bazı ülkeler, aşının kullanımını durdurmaya başlamıştı. DSÖ, 10 Şubat'ta Oxford-AstraZeneca'nın geliştirdiği Covid-19 aşısının, 65 yaş üstü kişiler de dahil olmak üzere yetişkinlerde kullanılması tavsiyesinde bulunmuştu. Kaynak :NTV

GSK ve Vir Biotechnology,Kovid-19'a Karşı Antikor Tedavisi Çalışmasına Başladı

 GSK ve Vir Biotechnology, hastaneye yatırılmış erişkin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarında 'ACTIV-3' çalışmasına başladıklarını duyurdu. Başlatılan Faz 3 çalışmasıyla 'VIR-7381' antikor tedavisinin etkililiği ve güvenliliği araştırılacak. GSK'den yapılan açıklamaya göre, GSK ve VIR Biotechnology’nin, yüksek riskli hastalarda Kovid-19 nedeniyle hastaneye yatışı önlemek amacıyla sürdürdüğü antikor tedavisinde önemli bir aşamaya gelindi. Kovid-19 için en umut vaat eden tedavilerin ve aşı adaylarının geliştirilmesini hızlandırmak için tasarlanmış Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) liderliğindeki kamu-özel ortaklığı olan ACTIV programının ACTIV-3 çalışmasında, 13 günden daha kısa süredir hafif ila orta derecede semptomlarla hastaneye yatan, VIR-7831 antikoru ya da plasebo uygulanan 300 katılımcının klinik durumları değerlendirilecek. Çalışma süresince katılımcılara aynı zamanda standart FDA onaylı Kovid-19 tedavi de uygulanacak. ACTIV-3 çalışmasının olumlu sonuçlar vermesi durumunda ise 700 kişinin ek katılımı ile çalışmaya devam edilecek.   - 'Diğer antikorların şimdiye kadar etki göstermediği hastanede yatan hastalar için yarar sağlayabilir'   Açıklamada görüşlerine yer verilen GSK Ar-Ge Başkanı ve Bilimsel Sorumlusu Dr. Hal Barron, Kovid-19 salgınında yeni vaka ve hastaneye yatış oranlarının rekor seviyelere ulaştığını belirterek, 'Dünyanın bu pandemiyle mücadelesine yardımcı olmak için birden fazla seçeneğe ihtiyacı olduğu kesin. Virüsü önlemek, tedavi etmek kısacası virüsle savaşmak için çalışmalar yapıyor ve çeşitli çözümler geliştiriyoruz. Dirence karşı güçlü bir bariyere sahip olan virüsü nötralize etme ve enfekte hücreleri öldürme potansiyeli taşıyan tedavi seçeneğimiz VIR-7831, diğer antikorların şimdiye kadar etki göstermediği hastanede yatan Kovid-19 hastaları için yarar sağlayabilir.' ifadelerini kullandı. Vir İcra Kurulu Başkanı George Scangos da 'Son veriler, antikorların nötralize edici aktivitesinin hastanede yatan erişkinleri Kovid-19'un en ağır sonuçlarından korumak için yetersiz olabileceğini gösteriyor. VIR-7831'in farklılaştırıcı faktörlerinin ve geniş anti-koronavirüs aktivitesinin, bu hastalara yardım etmesine ve gelecekte ortaya çıkabilecek ilgili koronavirüslere karşı hazırlıklı olmamıza katkıda bulunmasını umuyoruz.' açıklamasında bulundu. Kaynak : AA

Rus aşısı Sputnik V'nin Türkiye'de Üretimi için Anlaşma İmzalandı

Rus Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği "Sputnik V" adlı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının Türkiye'de üretimini birlikte yapacağı Türk ortağı VisCoran İlaç Sanayii'nin Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Oran, 20 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe ilaç üretimi yaptıklarını, dünyada ve Türkiye'de yeni çıkan ilaç, aşı, test ve kitlerle de ilgilendiklerini söyledi. Dünyada salgın ortaya çıkınca neler yapılabileceği konusunda çalışmaya başladıklarını ifade eden Oran, o dönemde henüz Türkiye'de yerli ve milli aşı üretiminin gündemde olmadığını belirtti. Salgın döneminde ilk defa Rusya'da Kovid-19 aşısına ilişkin açıklamaların yapıldığını hatırlatan Oran, "Rusya, bu aşıyı diğer ülkelerde de üretmek istediği açıkladı. Rus aşısını üreten Gamaleya Enstütüsünün, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) bağlantısı var, bu fonun şemsiyesi altında. Biz RDIF üzerinden görüşmelere başladık. Görüşmeler belli bir seviyeye gelince 16 Ağustos'ta Türkiye'de anlaşma imzaladık. Anlaşmayı yaparken üretimin Türkiye'de yapılmasını önerdik ve bu talebimiz kabul edildi. Teknoloji transferi Rusya'dan gelecek, üretim Türkiye'de olacak. Bir nevi yerli bir ürün olacak." diye konuştu. Oran, aşıyla ilgili Rusya'dan kendilerine ulaşan bilgi ve belgeleri, gerekli incelemelerin ve prosedürlerin yerine getirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığına ulaştırdıklarını bildirdi. Rus tarafının "aşı konusunda Türk firmayla anlaştık" açıklamasının ardından kamuoyunda bir merak olduğunu belirten Oran, "Biz ruhsat alana kadar anlaşmayı açıklamayı düşünmüyorduk. Şu aşamada üretim yerleriyle ilgili teknoloji transferinin peşindeyiz. Eş anlı olarak Sağlık Bakanlığındaki prosedürler de yürüyor. Teknoloji transferi ve Sağlık Bakanlığındaki prosedürler bittikten sonra aşıya kullanım izni alınacak. Ardından Türkiye'de pilot üretim yapılacak ve seri üretime geçilecek." ifadelerini kullandı. "Öncelik ülkemizin ihtiyacı" Öztürk Oran, Türkiye'de aşı üretimi yapabilecek altyapıya sahip 4-5 firma bulunduğunu söyledi. Kendilerinin de aşı üretimi için bu şirketlerle görüşmeler yaptığını ifade eden Oran, "Rus Sputnik V aşısının Türkiye'deki üretim partneriyiz. Türkiye'deki üretim yerine de birlikte karar vereceğiz. Aşı üretiminin ülkemize önemli katkıları olacak. Öncelikle ülkemizin ihtiyacını karşılayacağız. Sonra ihracat düşünülecekse buna birlikte karar vereceğiz." dedi. Rus aşısının, 20 yıllık araştırma geçmişi olduğunu ve Ebola hastalığı için yapılan bir çalışmanın sonucu olarak bulunduğunu aktaran Oran, bu aşının Türkiye'de üretilmesi durumunda Rusya'dan ülkeye bir know-how transferi gerçekleştirilmiş olacağını söyledi. Oran, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye ihracat üssü olabilir. Türkiye'nin ihtiyaç fazlasını başka ülkelere ihraç etmek de mümkün olabilir. İleriki tarihlerde buradaki tesisler talebi karşılayamazsa tesis yatırımı da söz konusu olabilir. Şu aşamada acil kullanım izni alınacak. Zaman sıkıntısı nedeniyle seri üretim için hazır tesisler araştırıldı. Vakit olsaydı burada yeni bir tesis yapılacaktı ve üretim orada gerçekleştirilecekti. Salgın nedeniyle şu aşamada hazır tesisleri tercih ettik." "Pek çok ülke Rus aşısını tescil ettirdi" VisCoran İlaç Sanayii Yönetim Kurulu Başkanı Oran, dünyada halihazırda birkaç ülkenin aşısının kullanıldığını ve çeşitli ülkelerde de aşı çalışmalarının sürdüğünü anlattı. Aşılar arasında "şu daha iyi, bu aşı daha üstün" şeklindeki açıklamaların yersiz olduğunu, zaten bu aşıların Dünya Sağlık Örgütü ve ilgili kurumlardan onay alması gerektiğini belirten Oran, Türkiye'nin ilaç ve aşı üretiminin dünya standartlarında olduğunu vurguladı. Oran, Sputnik V aşının 3. faz çalışmasının 44 bin kişide yapıldığını, sonuçların olumlu olduğunu ve Rusya'da şu ana kadar 2 milyona yakın insanın aşılandığını bildirdi. Dünyada pek çok ülkenin Rus aşısını tescil ettirdiğini ve üretim görüşmeleri yaptığını aktaran Oran, şunları kaydetti: "Rusya'nın yanı sıra Belarus, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Sırbistan, Bolivya, Cezayir, Filistin, Venezuela, Paraguay ve Türkmenistan'da da aşı tescil edildi. Sputnik V, Rusya dışında ilk olarak Hindistan'da üretilmeye başlandı. Rusya, Hindistan'ın ardından Güney Kore, Çin, Brezilya, Belarus ve Kazakistan ile de üretim anlaşmasına vardı." "Dünyanın en hızlı Kovid-19 tespit kiti" Öztürk Oran, salgın döneminde dünyanın en hızlı Kovid-19'u tespit eden kiti ürettiklerini belirterek, "PharmaNona firmamız, 15 saniye gibi kısa bir sürede Kovid-19 tespiti için idrar kiti üretti. Şu anda dünyanın pek çok ülkesinde kullanılıyor ve çok sayıda ülkede de kullanım için resmi izinler alınıyor." dedi. Testin önce Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, ardından Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından onaylandığını, Sağlık Bakanlığınca da ruhsatlandırıldığını hatırlatan Oran, etik kurul onayı ile yapılan klinik çalışmalarda testin doğruluk oranının mevcut testlere göre daha fazla olduğunu söyledi. Yurt dışından da yoğun talep aldıklarını belirten Oran, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya, Çekya, İspanya, İsviçre, Slovakya, Polonya, Japonya, Meksika, Kanada, Rusya, Libya ve Irak'tan distribütörlük alındığını, ABD'de de FDA onayı beklendiğini sözlerine ekledi. Kaynak :AA

FDA Reçetesiz Kovid-19 Ev Test Kitine Onay Verdi

BD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), ülkede ilk defa eczanelerden reçetesiz alınarak evde COVID-19 testi yapmaya imkan sağlayan test kitini onayladı. FDA Yetkilisi Stephen Hahn tarafından yapılan açıklamada, Avusturalyalı şirket Ellume'nin ürettiği, reçete gerektirmeyen ve tamamen evde yapılabilen hızlı COVID-19 testine izin verildiği belirtildi. Açıklamada, raflardan reçetesiz olarak 30 dolara satın alınacak kitin burundan elde edilen örnek üzerinden test yapılarak 20 dakika gibi bir sürede sonucun elde edilebileceği kaydedildi. Ellume'nin ilk etapta 3 milyon üretim yaparak sınırlı sayıda test kitini piyasaya süreceği, daha sonra 2021'de üretimi artıracağı bildirildi. Kaynak : Dünya

SARS-CoV-2 Bulaşını Engelleyen İlaç Molnupiravir

ABD’li bilim insanları tarafından gribe karşı geliştirilen Molnupiravir adlı ilaç, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde yeni tip corona virüsü (Covid-19) 24 saat içinde etkisiz hale getirdi. Şu anda ikinci aşama insan deneylerine devam eden ilaç, eğer başarılı sonuçlar verirse Covid-19 ile mücadelede çığır açabilir ve asemptomatik yayılmayı engelleyebilir. Covid-19 bulaşmasının durdurulması ise sosyo-ekonomik kayıpların durdurulması için hayati bir dönem taşıyor. Bununla birlikte, dünyaca ünlü Türk profesör Derya Unutmaz, ilaç sonuçlarının bir iki aya belli olmasını umduğunu aktardı. ABD’de yer alan Georgia Eyalet Üniversitesi Biyomedikal Bilimler Enstitüsü'ndeki araştırmacılar, gribe karşı geliştirdikleri yeni bir antiviral ilaç olan “MK-4482 / EIDD-2801”in gelincikler üzerinde yapılan deneylerinde 24 saat içinde yeni tip corona virüsü tamamen etkisiz hale getirerek bulaşma riskini önlediğini keşfetti. Molnupravir olarak da bilinen ilaç, Profesörü Doktor Richard Plemper liderliğindeki bir ekip tarafından geliştirildi. Profesör Plemper, "Bu, Covid-19’un  bulaşmasını hızla engelleyen ve ağızdan alınabilen ilk ilaç. MK-4482 / EIDD-2801 oyunun kurallarını değiştirebilir” ifadelerini kullandı. NTV'de yer alan habere göre; ABD'de Jackson Laboratuvarı Enstitüsünde Baş Araştırmacı olarak çalışan Prof. Dr. Derya Unutmaz, "Bu Molnupiravir adı verilen grip tedavisinde kullanılan  ilacın hayvan deneylerinde corona virüsünü 24 saat içinde tamamen yok ettiği gösterildi. Şu anda faz 2/3 insan denemeleri yapılıyor ve umut vaat ediyor. Bir-iki aya covid19 tedavisinde etkisi belli olur sanıyorum" ifadlerini kullandı.                                                                                    Bununla birlikte, dünya genelinde 70 milyonu aşkın kişiyi enfekte eden salgına karşı başarılı sonuçlar veren aşılar geliştirildi. Pfizer/PioNTech, Moderna ve Gamelaya Enstitüsü sırasıyla yüzde 95, yüzde 94 ve yüzde 95 kouyuculuk sağlayan aşılar geliştirdiklerini açıkladı. Ancak, bu aşılarının toplumda sürü bağışıklığı oluşturacak kadar yaygın olarak kullanılabilmesinin gelişmiş ülkelerde gelecek baharı, yoksul ülkelerde ise yıllar alması bekleniyor. Bu süreçte pandeminin ekonomik ve toplumsal olarak yıkıcı sonuçlarını hafifletmek için Covid-19’un yayılımını durdurmak hayati bir önem taşıyor. Eğer Molnupiravir, insan deneylerinde gelinciklerdeki sonucu sağlarsa küresel salgınla mücadelede aşılar kadar kilit bir rol oynayabilir.  Öte yandan, geliştirilen aşıların asemptomatik yayılmaya da etkisi bilinmiyor.  Bunun nedeni ise aşı denemelerinin yalnızca semptom gösteren Covid-19 hastalarını baz almasından ve virüsün giriş kaynağı olan burundaki etkisinin net olmamasından kaynaklanıyor. Ancak Molnupiravir, solunum yollarına direk etki ettiğinden bunun önüne geçme potansiyeli bulunuyor. MalnupBununla birlikte BioNTech’in kurucu ortağı olan Türk bilim insanı Uğur Şahin aşının asemptomatik vakaları durdurup durdurmayacağının kesin olarak belirlenmesinin bir yılı bulabileceğini ifade etmişti. Plember, ilaç ağızdan alınabildiğinden, potansiyel olarak çoklu fayda sağlamak için klinik denemelere  erken başlanabileceğini açıkladı.Bu faydalar ise şu şekilde. İnsaların şiddetli Covid-19 hastalığına yakalanması önlecek,  uzun süreli izolasyonunun duygusal ve sosyoekonomik etkisini azalacak ve yerel salgınlar hızla sona erecek. “Molnupiravir’in solunum yolunu etkileyen RNA virüslerine karşı geniş spektrumlu aktiviteye sahip olduğunu ve enfekte hayvanların ilaçla ağız yoluyla tedavi edilmesinin, saçılan viral partikül miktarını düşürdüğünü ve bulaşmayı önemli ölçüde azalttığını erkenden fark ettik. Bu özellikler Molnupiravir’in Covid-19’un farmakolojik kontrolü için güçlü bir aday yaptı” diyen Plember, Nature Microbiology'de yayınlanan çalışma kapsamında ekibiyle birlikte, ilacı Covid-19’a karşı yeniden tasarladı ve ilacın virüs yayılmasını durdurma üzerindeki etkisini test etmek için bir dağ gelincikleri üzerinde denedi. Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doktor Tutku Taşkınoğlu, geçtiğimiz günlerde NTV'ye yaptığı açıklamada, "Haziran ayından bu yana insan denemeleri başladı 1300 ya da 1800 kişi üzerinde çalışmalar yapılıyor. eğer o çalışmanın sonuçları açıklanırsa  bu virüse karşı etkili bir ilaç olarak piyasaya sürülmeye hazır hale gelecek. Açıklanan verilen verilere göre plaseboya karşı üstünlüğü kanıtlanmış bir ilaç" ifadelerini kullandı. Araştırmacılardan Doktor Robert Cox, "Gelincikler arasında yeni tip corona virüs oldukça kolay yayılıyor, ancak çoğunlukla şiddetli hastalık geliştirmiyor, bu da genç yetişkinlerdeki Covid-19 yayılmasına çok benziyor" dedi.  Ardından bilim insanları gelinciklere yeni tip corona virüs bulaştırdı ve hayvanlar burunlarından  virüsü yaymaya başladığında Molnupiravir ile tedaviye başladı. Çalışmanın diğer yazarı, Josef Wolf, "Enfekte olanları bir arada barındırdığımızda ve daha sonra aynı kafeste tedavi edilmemiş hayvanları bir araya getirdiğimizde, corona virüsle temaslı oların hiçbiri hastalığa yakalanmadı. Ancak, plasebo alan tüm yaban gelincikleri  enfekte oldu. Eğer biz molnupiravir ile hastaları tedavi edebilirsek onların oral ve burun florasındaki virüsü tamamen yok edip 24 saat içinde bulaştıcılıklarını kaybettirebiliriz. Böylece  asemptomatik hastaların da bulaştırıcılığını önlemiş olacak” açıklamasını yaptı.  Bilim insanları, son olarak İlacın, virüsün bulaşmasını engellemedeki etkinliğini kontrol etmek için şu anda Covid-19 enfeksiyonuna karşı gelişmiş ikinci aşama kilink denemelerin son aşamasında bulunduğunu belirtti. Kaynak :CNNTÜRK  

AstraZeneca, Covid-19 Aşısını Rus Aşısı Sputnik V ile Birleştirmeyi Deneyecek

İngiltere merkezli AstraZeneca, etkinliğini artırmak amacıyla Oxford Üniversitesi ile ortak geliştirdiği Covid-19 aşısını Rusya’nın Sputnik V aşısıyla birleştiriyor. Yapılacak deneysel çalışmalarda iki aşının birlikte kullanılıp kullanılamayacağı test edilecek. AstraZeneca, Sputnik V’yi geliştiren bilim insanlarının, klinik araştırmalarda Rus ve İngiliz aşılarını birleştirme teklifine olumlu yanıt verdi. Sputnik V aşısının Twitter hesabından yapılan açıklamada, "AstraZeneca'ya aşılarında iki vektöre sahip olmaları için bizim vektörlerimizden birini kullanmalarını teklif ettik. Onayladılar" ifadeleri kullanıldı.                                                  Klinik denemeler yıl sonunda başlayacak Ayrıca Sovyet dönemi uydusunun adını taşıyan Sputnik V'i finanse eden Rusya Doğrudan Yatırım Fonu, (RDIF) denemelerin yıl sonunda başlayacağını duyurdu. İngiltere'nin borsada en değerli şirketlerinden biri ile devlet destekli Rus bilim araştırma enstitüsü arasındaki işbirliği, 1,5 milyondan fazla insanın hayatına mal olan salgına karşı etkili bir aşı geliştirme baskısının bir örneği. AstraZeneca aşısının bir grup üzerinde yapılan denemelerde yüzde 90'a kadar başarı sağladıklarını duyurmuştu. Rus aşı üreticileri ise halen deney aşamasında olan aşılarının, ABD'deki rakipleri Pfizer ve Moderna'ya benzer şekilde yüzde 90'ın üzerinde bir etkinlik oranına sahip olduğunu söylüyor. Aşının ilk dozları da geçtiğimiz hafta kullanıma sunuldu. Başkent Moskova ve bölgesindeki hastanelerde kurulan üç aşı merkezi ilk etapta sağlık görevlileri, öğretmenler ve sosyal güvenlik çalışanları için hizmet veriyor. Kaynak :Euronews

Moderna'nın Covid-19 Aşısının En Az 3 Ay Bağışıklık Kazandırdığı Açıklandı

ABD’de yapılan araştırmaya göre, 17 Aralık’ta FDA tarafından değerlendirmeye alınacak olan Moderna’nın geliştirdiği corona virüs aşısının en az üç ay boyunca bağışıklık oluşturduğu açıklandı. Geçtiğimiz günlerde yüzde 94 başarı oranı olduğu açıklanan aşı için yayınlanan çalışmada, aşının uygulandığı kişilerde bir süre sonra antikor sayısının azaldığı fakat bunun endişe verici bir durum olmadığı belirtildi. 17 Aralık’ta ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) onayına girecek olan Moderna’nın corona virüs aşısı ile ilgili bir çalışma yayınlandı. Le Figaro’nun haberine göre ilacı Moderna ile birlikte geliştiren Ulusal Alerjiler ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü'ndeki (NIAID) araştırmacılar tarafından yapılan çalışmaya göre, Moderna’nın corona virüs aşısı çeşitli yaş gruplarından 34 kişiye uygulandı. Hakemli dergi New England Journal of Medicine’de yayınlanan çalışmanın sonucuna göre, Moderna’nın Covid-19 aşısının uygulandıktan sonra en az üç ay boyunca corona virüse bağışıklık oluşturduğu açıklandı. ‘ENDİŞE VERİCİ BİR DURUM DEĞİL’ Yüzde 94 etkinliğe sahip olduğu açıklanan aşı için yapılan deneylerde, aşıdaki antikorların virüsü engellediği fakat beklenildiği gibi zamanla biraz azaldığı, bunun da endişe verici bir durum olmadığı belirtildi. NIAID direktörü Anthony Fauci ve diğer uzmanlar daha önce, bağışıklık sisteminin daha sonra tekrar virüs ortaya çıkarsa virüsü hatırlayıp yeni antikorlar üretmesinin çok muhtemel olduğunu ifade etmişti. 28 GÜN ARAYLA UYGULANDI Moderna’nın MRNA-1273 adı verilen aşısı, deneklere 28 gün arayla iki kez enjekte edilirken Texas A&M Üniversitesi’nden virolog Benjamin Neuman, "Çalışmadan elde edilen pozitif sonuçlar, aşının ikinci dozundan itibaren 90 gün boyunca hala güçlü antikorlar kaldığına dair kanıtları içeriyor" dedi. Neuman, "Aşı sonrasında üretilen antikorların genç hastalarda yaşlı hastalara göre daha yüksek sayıda olduğunu tespit ettik fakat 70 yaşındaki hastalarımızda bile oldukça güçlü bağışıklı oluşturdu” şeklinde konuştu.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi Pfizer/BioNTech Aşısına Acil Kullanım Onayı Verdi

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen Covid-19 aşısına acil kullanım onayı verdi. FDA, virüse karşı yüzde 95 etkili olduğu açıklanan aşının kullanımının "güvenli ve etkili" olduğuna karar verdi ve onayın salgın için çok önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. ABD'de yeni tip koronavirüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı nedeniyle yaklaşık 295 bin kişi hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump, ilk aşıların 24 saat içinde yapılmaya başlanacağını söyledi. "Sadece 9 ayda güvenli ve etkili bir aşı ürettik" diyen Trump, bunu tıbbi bir mucize olarak niteledi. Aşıyı geliştiren Pfizer Amerikan şirketi, BioNtech ise Türkiye'den Almanya'ya göçmüş Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından kurulmuş bir şirket. Uğur Şahin ve Özlem Türeci: Koronavirüs aşısını bulan BioNTech'in Türk-Alman kurucuları Ocak ayında görevi Joe Biden ve ekibine devredecek olan Trump yönetiminin FDA'ya aşıyı onaylaması için baskı yaptığı haberleri geliyordu. ABD medyası FDA Başkanı Stephen Hahn'a, aşıya acil kullanım izni vermesi ya da istifa etmesinin söylendiğini aktardı. Hahn ise basında çıkan bu iddiaları yalanladı. ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Alex Azar, Cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada kitlesel aşılamanın Pazartesi ya da Salı başlayabilmesi için Pfizer ile çalıştıklarını belirtmişti. ABD'de ilk doz aşılar yaşlılara ve sağlık çalışanlarına yapılacak. 2 Aralık itibarıyla ABD'nin 100 milyon doz Pfizer/BioNtech aşısı sipariş ettiği biliniyordu. Ülkede koronavirüs kaynaklı ölümler Kasım ayından bu yana ciddi yükselişte. Çarşamba günü ABD'de 3 binden fazla kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Bu tüm dünyada ülke bazlı en yüksek günlük ölüm oranı olarak kayda geçti. Pfizer/BioNTech aşısı İngiltere, Kanada, Bahreyn ve Suudi Arabistan'da da onay aldı ve İngiltere bu hafta ilk aşılamalara başladı.

E-bülten için aşağıdaki bilgileri doldurmanız yeterli.

Giriş Yap

Şifremi Unuttum Kayıt Ol

Kayıt Ol

Şifremi Unuttum