Haberler

CRISPR Teknolojisine Yeni Rakip Retronlar

CRISPR-Cas9 gen düzenleme sistemi, sentetik biyolojideki yeniliklerin gözdesi haline gelmiş olsa da bazı önemli sınırlamaları bulunuyor. CRISPR-Cas9, belirli DNA parçalarını bulmak ve kesmek için kullanılıyor. Ancak istenen mutasyonları oluşturmak için DNA'yı düzenlemek, kırılmayı onarmak için hücreyi kandırarak yeni bir DNA parçası kullanmayı gerektirir. Bu işlemin düzenlenmesi karmaşık olabilir hatta hücreler için toksik olabilir. Çünkü Cas9 genellikle istenmeyen, hedef dışı bölgeleri de keser. Bunun yerine, yeniden birleştirme adı verilen alternatif gen düzenleme teknikleri, bir hücre genomunu çoğaltırken alternatif bir DNA parçası ekleyerek ve DNA'yı bozmadan verimli bir şekilde genetik mutasyonlar yaratır. Bu yöntemler, araştırmacıların çalışması için karmaşık mutasyon havuzları oluşturmak için aynı anda birçok hücrede kullanılabilecek kadar basit. Bununla birlikte bu mutasyonların etkilerinin ne olduğunu bulmak, her bir mutantın izole edilmesini, sıralanmasını ve karakterize edilmesini gerektiriyor. Araştırmacılar, bu görevi kolaylaştıran Retron Library Recombineering (RLR) adlı yeni bir gen düzenleme aracı oluşturdular. RLR, aynı anda milyonlarca mutasyon üretir ve mutant hücreleri barkodlar. Böylece tüm havuzun bir kerede taranabilmesi, büyük miktarda verinin kolayca üretilmesini ve analiz edilmesini sağlar. Retronlar  Muammadan Mühendislik Aracına Retronlar, tek sarmallı DNA (ssDNA) parçalarını üretmek için ters transkripsiyona uğrayan bakteri DNA'sının segmentleri. Retronların varlığı on yıllardır biliniyor. Ancak ssDNA'nın işlevi, 1980'lerden bir ekibin retron ssDNA'nın bir virüsün hücreye bulaşıp bulaşmadığını tespit etmesiyle başladı. Kaynak : Gıda Hattı

Türk Ordusu için Stratejik Tıbbi Malzemeler, MSB İlaç Fabrikası'nın Üretim Bantlarından İniyor

Türk ordusunda, ilaç ve tıbbi malzeme üretimine yönelik faaliyetler, Maltepe Asker Hastanesi bünyesindeki Askeri Eczahane-i Amire'de, kullanıma hazır ilaç üretimi ise İstanbul Gülhane Asker Hastanesi Malzeme-i Sıhhiye-i Askeriye İmalathanesi'nde başladı. Birinci Dünya Savaşı sırasında ilaç ve pansuman malzemesi üretiminin yapıldığı İstanbul ve Konya'nın Sille mevkisindeki imalathanelerin 1928'de birleştirilmesiyle Ankara'nın Keçiören ilçesi Etlik semtindeki Sıhhiye Ana Depo bünyesinde İlaç Yapım Atölyesi Müdürlüğü oluşturuldu. İlaç Yapım Atölyesi Müdürlüğü, 1964'te İlaç Fabrikası Komutanlığı, 2017'de ise MSB İlaç Fabrikası Müdürlüğü adını aldı. Ankara'nın Altındağ ilçesi Dışkapı semtindeki mevcut binasında hizmet veren fabrika, kamuya ait tek ilaç fabrikası olma özelliğini taşıyor. Fabrikada, TSK'nın harekat, eğitim ve tatbikatlar ile gerginlik, seferberlik ve savaş halinde ihtiyaç duyabileceği, piyasadan tedarikinde güçlük çekilebilecek stratejik seviyedeki ilaçlar, kimyasal, biyolojik, radyoaktif, nükleer (KBRN) silahlara karşı kullanılan ilaç ve panzehirler (antidot) ile tıbbi sarf malzemeleri üretiliyor. Protokol yapılan kamu kurum ve kuruluşlarının KBRN ilaç ve antidotu ihtiyaçları da yine fabrika tarafından karşılanabiliyor. "Tablet, Kapsül Üretim ve Blister Bölümü", "Ampul Üretim Bölümü", "Sargı ve Pansuman Malzemeleri Üretim Bölümü", "Pomat ve Toz Üretim Bölümü", "Solüsyon Üretim Bölümü" olmak üzere 5 bölümden oluşan fabrikanın üretim portföyünde, KBRN antidotu, antigripal kapsül, sıtma tedavisinde kullanılan hidroksiklorokin tablet, KBRN antidotu sınıfında yer alan ampuller ve otomatik atropin enjektörü, steril gaz kompres, non-steril gaz kompres, harp paketi şeklinde bireysel ilk yardım sargısı, deri üzerinde kullanıma uygun antimikrobiyal hazır ilaç, gizleme cilt boyası, antiseptik ve dezenfektan amaçlı solüsyonlar bulunuyor. Fabrikada, üretimde kullanılan her türlü ham madde, sarf malzemesi ile kullanıma hazır ürünlerin kimyasal ve mikrobiyolojik analizleri de yapılıyor. 29 kalem ilaç, antidot, sargı ve pansuman malzemesi üretiliyor İlaç Fabrikası Müdürü Eczacı Albay Zafer Atıcı, AA muhabirine fabrika ve üretim çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fabrikanın 6 bin metrekare kapalı alanda faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Atıcı, fabrikada kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer savunmada kullanılmak üzere 7, sefer ve tatbikatlarda kullanmak üzere 4, sargı ve pansuman türünde 8, Kovid-19 ile mücadele ve diğer alanlarda 10 olmak üzere toplam 29 ürünün üretildiğini söyledi. Atıcı, "Kovid-19 ile mücadele kapsamında, Dünya Sağlık Örgütünce belirlenen standartlarda el dezenfektanından bugüne kadar 772 bin litre üretilmiş ve ihtiyaç sahiplerine teslimi yapılmıştır." dedi. Yurt dışından satın alınan bazı ürünler yerli ve milli imkanlarla üretiliyor Üretimine başlanan ya da başlanacak olan yeni ürünler hakkında bilgi veren Atıcı, şu ifadeleri kullandı: "29 kalem ürüne ilave olarak farklı renklerde gizleme cilt boyası ve böcek kovucu sprey üretilmesine yönelik formülasyon, stabilite ve küçük ölçekli üretim çalışmaları tamamlanmış olup bu ürünlerin yıl içinde seri üretimine geçilmesi planlanmaktadır. Gizleme cilt boyası, askerin arazi şartlarında kamufle olmasına yönelik kullanılan önemli bir üründür. Fabrikamızda daha önce üretilen siyah renkli gizleme cilt boyasına ilave olarak gelen talep üzerine yeşil, kahverengi, sarı, gri gibi farklı renklerde geliştirilen ürünlerle bu konudaki önemli bir ihtiyaç karşılanmış olacak. 100 mililitre hacminde üretilecek böcek kovucu sprey, sinek, böcek ve kene gibi canlılarla bulaşan, halk arasında 'şark çıbanı' olarak bilinen leishmaniasis, Batı Nil virüsü ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklardan korunmada önemli bir rol oynayacak." Atıcı, fabrikanın en önemli özelliklerinden birinin daha önce yurt dışından satın alınan bazı ürünlerin daha uygun maliyete yerli ve milli imkanlarla üretilmesi, bir diğerinin de belirli miktarlarda bulundurulan ham madde ile acil ortaya çıkan ihtiyaçların hızlı bir şekilde karşılanabilmesi olduğunu anlattı. Günlük 3 bin litre solüsyon ürün üretiliyor Fabrikada görevli eczacı Binbaşı Ayla Tort, amirliğini yaptığı solüsyon üretim bölümünde, TSK'nın ihtiyacı olan solüsyon özellikli ürünler ürettiklerini belirterek, günlük 3 bin litre kapasiteyle üretimin sürdüğünü kaydetti. Kaynak :AA

Alerjen Ürünler Hakkında TİTCK'den Yeni Duyuru

Denetim Hizmetleri Başkan Yardımcılığı Bilindiği üzere “Alerjen Ürünlerin Ruhsatlandırılmasına İlişkin Kılavuz”  09.03.2022 tarihinde Kurumumuz web sitesinde duyurulmuştur.https://www.titck.gov.tr/mevzuat/alerjen-urunlerin-ruhsatlandirilmasina-iliskin-kilavuz-09032022173906 Alerjen ürünlerin ruhsatlandırılması aşamasında gerekli olan GMP süreçleri ile ilgili olarak; Alerjen ürünlerin yurtdışından ithal edilecek olması halinde; Yurt dışında üretilip, ülkemize ithal edilecek ürünler için GMP denetim başvuruları ile ilgili hususlar 02.07.2018 tarihli Makam Onayı ile yürürlüğe giren “Yurt Dışı Üretim Tesislerinin GMP Denetimleri İçin Yapılacak Müracaatlara Dair Kılavuz” hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilen, Dünya genelinde kamu sağlığını tehdit eder boyuta ulaşan COVID-19 ile mücadele sürecinde ulusal ve uluslararası kısıtlamalar nedeniyle, Kurumumuzca yurt dışı üretim tesislerinde yürütülen yerinde GMP denetimleri durdurulmuştur. Bununla birlikte ilgili Kılavuz kapsamında dosya üzerinden denetimler ve risk bazlı denetimler yürütülmeye devam etmektedir. Söz konusu başvurular ile ilgili olarak yer alan 03.12.2021 tarihinde yapılan güncel duyuruya https://www.titck.gov.tr/duyuru/4114 linkinden ulaşılmaktadır. İthal ürünlere ilişkin ruhsat süreçlerine ek olarak ürünün yurt içi piyasaya verilebilmesi için Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliği 31. maddesi uyarınca seri serbest bırakma yeri izni alınmalıdır. Bunun için ithalatçı tarafından Seri Serbest Bırakma Yeri Başvuru Kılavuzu doğrultusunda Kurumumuza başvuru yapılması gerekmektedir. Ayrıca ithal edilecek alerjen ürünlerin yurt içinde depolama ve sekonder ambalajlama işlemlerinin Kurumumuz tarafından verilen sekonder ambalajlama tesisleri için düzenlenmiş Üretim Yeri İzin Belgesine sahip bir tesiste yürütülmesi gerekmektedir. https://www.titck.gov.tr/duyuru/3406 Alerjen ürünlerin yurt içinde üretilmek istenilmesi halinde; Alerjen ürünlerin yurt içinde imalat faaliyeti yürütmek isteyen gerçek veya tüzel kişilerin Kuruma başvurması, Kurum tarafından iyi imalat uygulamaları yönünden denetlenmesi ve uygun bulunması halinde faaliyete başlamaları gerekmektedir. Bunun için Beşeri Tıbbi Ürünler İmalathaneleri Yönetmeliği Ek-1 ‘de yer alan bilgi ve belgelerle açılış başvurusu yapılması gerekmektedir. https://www.titck.gov.tr/duyuru/tibbi-urun-tesisleri-basvuru-kilavuzu-10012022124900 Alerjen ürünlerin yurt içinde fason olarak ürettirilmek istenilmesi halinde Kurumumuz tarafından Üretim Yeri İzin Belgesi düzenlenmiş olan tesislerden hizmet alınması gerekmekte olup Kurumumuzdan izinli tesis listelerine https://ebs.titck.gov.tr/Ilac/anonymousapp/UreticiDagiticiFirmaSorgulama linki üzerinden erişim sağlanabilmektedir. Alerjen ürünler için yapılacak başvurulara konu olan doküman tipleri ve ücretler, Kurumumuz internet sayfası önemli listeler bölümündeki 26.04.2022 tarihli güncel fiyat listesinde yer almaktadır. https://www.titck.gov.tr/dinamikmodul/70 İlgililere önemle duyurulur. Kaynak : TİTCK Basın Bülteni

Eczacıbaşı İlaç, Gensenta'yı Satın Aldı

Eczacıbaşı, ABD’li öncü ilaç şirketi Amgen’in sahip olduğu Gensenta’nın yüzde 99.96 hissesini 135 milyon dolara satın almak için anlaşmaya vardığını açıkladı. Satın alma işlemi, Rekabet Kurulu onayının ardından tamamlanacak. Gensenta satın almasıyla sağlık alanında önemli bir yatırım yaptıklarını belirten Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, “Çağdaş, kaliteli ve sağlıklı yaşamın öncüsü olmayı ilke edinen bir kuruluş olarak hem Türkiye hem de dış pazarlarda geniş ürün yelpazesi ve farklı tedavi alanlarındaki yenilikçi ilaçlarla faaliyetlerimizi artırmayı planlıyoruz. Bu satınalma ile ilaç ve biyobenzer ilaçların üretimi, ilaç hammaddesi üretimi ve sağlık alanında ihracat yetkinliklerini portföyümüze katarak, yerli üretimin gücü ile büyümeye devam ediyoruz” dedi. Öte yandan, Amgen tarafından verilen bilgide, Gensenta’nın satışına yönelik stratejik kararın ardından Türkiye’deki faaliyetlerin süreceği ve hastalara hizmet etmeye devam edileceği belirtildi. Liyofilize flakon üreticisi ve ihracatçısı Gensenta, ilaç sektöründe Türkiye’nin en köklü şirketleri arasında yer alıyor. 1923 yılında laboratuvar olarak faaliyete başlayan, 1957’den itibaren Mustafa Nevzat İlaç olarak sektörde birçok ilki gerçekleştiren şirket, 2012 yılında dünyanın önce biyoteknoloji şirketlerinden ABD’li Amgen tarafından satın alındı. Şirketin ismi, 2020 yılında Gensenta olarak değişti. Şirkketten yapılan açıklamaya göre; farklı ülkelere ihracat yapan Gensenta, geçtiğimiz yıllarda sektörde iki kez ihracat şampiyonu oldu. 2021 sonu itibariyle gelirlerinin yüzde 47’sini ihracat ile gerçekleştiren Gensenta, Türkiye’nin ve bölgenin en önemli liyofilize flakon üreticisi ve ihracatçısı konumunda. Gensenta Hammadde Üretim Tesisleri'ndeki penisilin grubu, Etodolak ve diğer ilaç etken maddeleri üretiliyor. Kaynak : Dünya

Ünlü Çikolata Üreticisi Ferrero'nun Belçika Fabrikası Salmonella Bakterisi Nedeniyle Kapatıldı

Çikolata üreticisi Ferrero'nun Kinder Sürpriz ve diğer ürünlerinde, Avrupa'daki 8 ayrı ülkede saptanan Salmonella bakterisine, ilk olarak 15 Aralık'ta Belçika'nın Arlon kentindeki fabrikada rastlandığı ortaya çıktı. Ferrero'dan yapılan açıklamaya göre, bakteri, çikolata ürünleri için hammadde içeren bir tank filtresinde tespit edildi. Bunun üzerine içinde bakteri bulunan filtre kaldırıldı. O sırada fabrikada bulunan malzemeler ile çikolata ürünlerinin tedariki de durduruldu. Ancak İtalya merkezli çikolata üreticisi, Avrupa'nın 8 ayrı ülkesinde çok sayıda insanın Belçika'da üretilen ürünleri yedikten sonra nasıl salmonella enfeksiyonuna yakalandığı sorusuna yanıt veremedi. Şirket, konunun hala soruşturma aşamasında olduğunu belirtti. Ferrero; İngiltere, Hollanda ve Belçika'nın da aralarında olduğu birçok ülkede, salmonella şüphesi içeren ürünleri geri çağırdı. Avrupa Hastalık Önleme ve Değerlendirme Kurumu'na (ECDC) göre, çoğunluğu küçük çocuklardan oluşan toplam 134 kişiye salmonella bakterisi bulaştığına ilişkin başvuru yapıldı. Arlon'da 15 Ocak'ta saptanan bakteriye ilişkin ilk başvuru, 7 Ocak'ta İngiltere'de yapılmıştı. Belçika Federal Gıda Güvenliği Ajansı (FAVV) kontrolleri artırdı. Ajansa göre, gıda şirketleri rutin otomatik kontroller kapsamında numune incelemesi yapmak zorunda. Ferrero, 15 Aralık'ta böyle bir iç kontrol sırasında salmonella bakterisini buldu ancak FAVV'a bu konuda bilgi vermedi. Ferrero Sözcüsü, VTM kanalına yaptığı açıklamada,"Yetkilileri bilgilendirmedik çünkü bu bir iç sorun olarak kaldı. Ne o gün ne de beş gün öncesinden üretilen tek bir ürün depolarımızdan çıkmadı" dedi. Şu ana kadar İngiltere'de 63, Fransa'da 20, İrlanda'da 10, Almanya'da 4, İsveç'te 4, Hollanda'da 2, Norveç ve Lüksemburg'da 1'er ve Belçika'da 26 olası enfeksiyon tespit edildi. Şirketin Salmonella şüphesiyle raflardan topladığı ürünler şunlar: Kinder Surprise (bütün paketler) Kinder Schokobons Kinder Schokobons WHITE Kinder Happy Moments Kinder Mix Advent Calendar Kinder Mix Peluche Kinder Surprise Maxi Kaynak: BBC Türkiye

Abdi İbrahim İlaç Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası Aldı

110 yıllık geçmişi ve 20 yıldır devam eden sektör liderliği ile sürdürülebilirlik konusunda başarı öyküsüne sahip olan Abdi İbrahim, bu alanda önemli bir adım daha attı. Maslak Genel Müdürlük ve Esenyurt Üretim Kompleksi’nde kullanılan elektriğin; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen I-REC sertifikasını aldı. Abdi İbrahim, bu sertifikayı alan ilk Türk ilaç şirketi oldu.  TÜRK ilaç sektörünün büyümesine ve gelişmesine 110 yıldır öncülük eden Abdi İbrahim, HEAL2030 adını verdiği ve Birleşmiş Milletler’in 17 Küresel Kalkınma İlkesi’nin dokuzuna odaklandığı sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında kararlı adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Daha az kaynak kullanarak tüketicileri, müşterileri, hissedarları, çalışanları ve toplum için daha fazla değer yaratmak amacıyla hayata geçirdiği projelerden biriyle I-REC sertifikası (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası) almaya hak kazandı. HEAL2030 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında Maslak Genel Müdürlük binası ve Esenyurt Üretim Kompleksi’nde kullanılan elektriğin; güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen        I-REC sertifikası aldı. Gelecek nesillere sağlıklı bir çevre ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak adına büyük önem taşıyan bu sertifikayı alan ilk Türk ilaç şirketi Abdi İbrahim oldu. Uluslararası I-REC sertifikası, kullanılan her birim elektriğin kaynağından başlayarak takip edilmesini ve nihai kullanıcıya kadar izlenebilmesini sağlıyor. Bu sertifikayla Abdi İbrahim, ürettiği her kutu ilacın yenilenebilir enerji kullanılarak üretildiğini uluslararası standartlarda ve şeffaf biçimde ortaya koyuyor. Abdi İbrahim Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Kamu İlişkileri Direktörü Dr. M.Oğuzcan Bülbül, aldıkları sertifikayla ilgili şunları söyledi: “Abdi İbrahim olarak ekonomik faaliyetlerimizi sürdürürken, topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ iz bırakmayı daima öncelik olarak görüyoruz. Aldığımız ödüller ve sertifikalar da hassasiyetimizin ve çabalarımızın bir kanıtı. Bizim çevresel ana hedefimiz 2030 yılında karbon nötr bir şirket olmak. Hedefimize yürürken hayata geçirmekte olduğumuz birçok projemiz mevcut. Bunlardan en önemlilerinden biri, Abdi İbrahim Esenyurt Üretim Kompleksi ve genel müdürlük binamızda I-REC sertifikasına sahip şekilde yenilenebilir elektrik kullanmak ve kapsam-2 emisyonlarımızı sıfıra indirmiş olmak. Tüm canlılara ihtiyaç duyduğu suyu, havayı, besini ve temiz çevreyi sağlayacak kadar uzun yıllar dünyamızı ayakta tutacak bu bilinç ışığında, ‘Geleceği İyileştiriyoruz’ mottomuz rehberliğinde projeler geliştiriyoruz, geliştirmeye devam edeceğiz.”

Türkiye Biyoteknolojik İlaç Platformu’ndan Aşı Konusunda Önemli Adım

2016 yılında kurulan ve hali hazırda biyoteknoloji alanında ülkemizde geliştirme ya da üretim faaliyeti olan veya bu faaliyetleri planlayan 24 kuruluştan oluşan Türkiye Biyoteknolojik İlaç Platformu yoluna Türkiye Biyoteknolojik İlaç ve Aşı Platformu olarak devam ediyor. Bundan böyle ülkemizdeki aşı ile ilgili çalışmalara da destek verecek olan Platform, genişleyen faaliyet alanıyla biyoteknolojik ilaç ve aşı sektörünün gelişiminde önemli adımlar atmaya hazırlanıyor.   Dünya ilaç pazarının geleceğine biyoteknolojik ilaçlar yön veriyor. Son 10 yılda dünya ilaç   endüstrisindeki biyoteknolojik yöntemler, pek çok hastalığın tedavisini mümkün hale getirdi. Bundan dolayı her ülke, biyoteknolojik ilaçları hastaların erişimine sunabilmek için yoğun olarak çalışıyor, bu alana yönelik yatırımlar artıyor. Türk ilaç endüstrisinin öncü kuruluşlarından olan İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası da biyoteknolojik ilaç alanını stratejik öncelikleri arasına alarak endüstrinin yetkinliğini ve rekabet gücünü artırmak, ülkemizde bu alanın gelişimine daha etkin katkı sağlamak amacıyla 2016 yılında Türkiye Biyoteknolojik İlaç Platformu’nu kurdu. Platform kuruluşundan itibaren hem kamuyla hem de üniversitelerle yakın iş birliği içinde farklı projeleri hayata geçirdi. Bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalarla öne çıkan Platform son dönemde önemi daha da vurgulanan aşı konusunda da etkin adımlar atmak adına faaliyet alanını genişleterek yoluna Türkiye Biyoteknolojik İlaç ve Aşı Platformu olarak devam etmeye karar verdi.   Konuyla ilgili bir açıklama yapan Türkiye Biyoteknolojik İlaç ve Aşı Platformu Başkanı Murat Barlas şunları söyledi: “Türk ilaç endüstrisinin hedeflediği atılımı yapabilmesi, küresel rekabet içinde hak ettiği yere sahip olabilmesi için Ar-Ge’nin ve biyoteknolojinin rolü tartışılmaz. Bu kapsamda 5 yılı aşkın süredir Platformumuzla, ülkemizde ihtiyaç duyulan biyoteknoloji ikliminin mevzuat, anlayış ve kamu-özel sektör-üniversite iş birliği anlamında yeşermesi; sağlam temeller üzerinde yükselmesi için kararlılıkla çalışıyoruz. Faaliyetlerimizin kayda değer fark yarattığının bilinciyle artan bir hevesle ilerliyoruz. 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisiyle, aşı geliştirme ve üretme yetkinliğinin ülkeler için önemini net şekilde gördük. Ülkemizde bu süreç Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız öncülüğünde oluşturulan Covid-19 Türkiye Platformu çatısı altında başarıyla yürütüldü. Ancak bu zorlu dönemde gördük ki hem içinden geçtiğimiz süreç hem de gelecekte ortaya çıkabilecek benzer salgınlarla mücadele için ülke olarak aşı geliştirmek ve üretmek zorundayız. Bu bağlamda Platformumuzun faaliyet alanını genişletmeye karar verdik. Bundan böyle Türkiye Biyoteknolojik İlaç ve Aşı Platformu olarak ülkemizde aşı konusundaki çalışmalara büyük bir gayretle destek verecek, bu alandaki koordinasyon ve iş birliğinin güçlenmesi için yoğun çaba göstereceğiz.” 

Türk Biyoteknoloji Firması 3D Bioprinter Kullanarak Yapay Damarlar Geliştiriyor

Bir Türk biyoteknoloji şirketi, ileri tetkiklerin ardından kardiyovasküler ve nörovasküler hastalarda kullanılacak yapay damarları başarıyla geliştirdi. INVAMED-RD Global yaptığı açıklamada, uzman mühendisler ve bilim adamları tarafından geliştirilen disiplinler arası araştırma ve ileri sağlık teknolojilerini kullanarak laboratuvarlarda yapay damarlar ürettiğini duyurdu. Protez damarların, biyoteknolojik altyapı ve özel 3D biyoyazıcılar sayesinde insan vücudundaki normal damarlarla neredeyse aynı esnekliğe sahip olduğu belirtildi. Nanoteknolojik biyopolimerler aracılığıyla yapay damarların üretilmesi, hastaların kan pıhtılarını önlemeye yardımcı olan ilaçlar kullanmadan yaşamasını sağladığı için kardiyovasküler ve nörovasküler hastaların tedavisinde kullanılacaktır. Açıklamada, yapay damarların yüksek sıcaklıklı teflon teknolojisi, biyopolimer ve 3 boyutlu biyoyazıcılar kullanılarak oluşturulduğu belirtilirken, protez damarların canlı dokuya tam olarak bağlanabilmesi nedeniyle organ nakli bekleyen hastalara umut veren tıp teknolojisinde önemli bir gelişme olduğu ifade edildi. Laboratuar testleri, bu damarların insan vücudundaki organik hücrelerle uyumlu olduğunu ve 3D elektrospinning, 3D yazıcılar ve lazer tarama makineleri kullanılarak hastaya özel damarların oluşturulabileceğini göstermiştir. Şirket Başkanı Raşit Dinç, laboratuvar çalışmalarının başarılı olduğunu, hayvan deneyleri ve klinik çalışmaların başarılı olması durumunda yapay damarların insanlar üzerinde kullanılacağını söyledi.

BioNTech, Medigene ile Kanser Tedavisinde İş Birliği Yapacak

BioNTech SE kanser tedavisinde TCR teknolojisini geliştirmek için Medigene isimli şirket ile anlaşma yapıldığını duyurdu. 3 yıllık anlaşma kapsamında iki şirketin birlikte çalışacağı ve BioNTech’in kanser çalışmalarını yürüteceği duyuruldu. İşbirliği, BioNTech tarafından seçilen hedeflere karşı yenilikçi TCR immünoterapilerini keşfetmek ve geliştirmek için BioNTech’in çoklu platform immünoterapi yeteneklerinden ve Medigene’nin T hücre reseptörü (TCR) keşif platformundan yararlanır BioNTech, klinik öncesi PRAME TCR’yi alacak ve Medigene’nin PD1-41BB anahtar reseptörü ve hassas eşleştirme teknolojileri için lisans alacak BioNTech, işbirliğinden doğan tüm TCR tedavileri için dünya çapında özel geliştirme ve ticarileştirme haklarına sahip olacaktır. Medigene, BioNTech’ten 26 milyon Euro’yu peşin olarak ve araştırma fonu alacak ve küresel net satışlarda telif haklarına ve kademeli ertelenmiş opsiyon ödemelerine ek olarak geliştirme, düzenleyici ve ticari dönüm noktası ödemeleri almaya hak kazanacak. BioNTech CEO’su ve Kurucu Ortağı Uğur Şahin, “Medigene ile olan bu işbirliği, hücre tedavisi portföyümüzü ve TCR keşif yeteneklerimizi genişletiyor ve hızla gelişen mühendislik hücre tedavileri alanında lider olma yeteneğimizi daha da güçlendiriyor” dedi Medigene İcra Kurulu Başkanı ve Baş Bilimsel Görevlisi Prof. Dolores Schendel: “Medigene, onkoloji için TCR-T tedavilerinin geliştirilmesinde ön saflarda yer almaktadır. BioNTech ile yapılan satış ve lisans anlaşması, son derece spesifik TCR’leri keşfetmek ve karakterize etmek ve sonuçta ortaya çıkan TCR-T hücrelerini katı tümörlerle savaşmak için güçlendirmek için tescilli teknolojilerimizin küresel lider bir biyoteknoloji şirketi tarafından önemli bir doğrulamadır şeklinde konuştu. Açıklamaya göre, BioNTech, Medigene’ye 26 milyon avro ön ödeme yapacak ve iş birliği döneminde şirkete araştırma fonu sağlayacak. İki şirket arasındaki iş birliğinin, kanser tümörleri tedavi etmek için kullanılabilecek TCR tedavilerinin geliştirilmesi için birden fazla hedef içereceği ifade edilen açıklamada, Medigene’nin her program başına başarı ödemesinin yanı sıra satışlarda telif ücreti alacağı belirtildi. TCR tedavileri, vücudun savunma sistemini kanser hücrelerini tanıyıp yok edebilecek şekilde harekete geçirmeyi amaçlayan kanser immünoterapileri arasında yer alıyor. Bu tedavide doktorlar, bağışıklık sisteminden T hücrelerini hastadan alarak, kanser hücrelerini düşman olarak tanımaları için genetik olarak değiştiriyor ve hastaya geri veriyor. Dünyanın önde gelen ilaç geliştiricileri Bayer, Novartis ve Johnson & Johnson gibi şirketler de bu alanda araştırmalar yapıyor. Kaynak : Basın Bülteni  

E-bülten için aşağıdaki bilgileri doldurmanız yeterli.

Giriş Yap

Şifremi Unuttum Kayıt Ol

Kayıt Ol

Şifremi Unuttum